TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Almanların keyfi yerinde

 

Dünya ekonomi basınında manşetler artık aynı tonda gelmeye başladı. FT, WSJ, Bloomberg gibi önemli mecralarda “2015 gelişmekte olan ülkeler krizi” başlıkları atılıyor. Küresel yatırımcı için dert “Ne FED’in faiz artırımı, ne de Yunanistan’ın durumu” onların en büyük çekincesi, şu an gelişmekte olan ülkelerde yaşanan ve domino etkisi ile
birbirini tetikleyen kriz.

 

GELİŞEN ÜLKELERDE REZERVLER ERİYOR

Bu haftanın en dikkat çeken haberi Çin’den gelen “rekor rezerv düşüşü” açıklamasıydı. Ağustos ayında Çin’in rezervleri 94 milyar dolar azalmış ve 3.5 trilyon dolara gerilemiş. Evet, Çin hâlâ 3.5 trilyon dolarlık büyüklük ile dünyanın en büyük rezervine sahip ama 1 sene içinde rezervleri tam 300 milyar dolar azalmış vaziyette ve ağustos rakamı bunun hızlandığını söylüyor. Çin Merkez Bankası’nın borsadaki satışı durdurmak ve yuan devalüasyonunu kontrolde tutmak için dolar satışı yapması rezervlerin erimesine neden oluyor.

Bir başka örnek S. Arabistan’dan. Geçen sene 740 milyar dolardan 1 sene içinde 80 milyar dolar azalarak 660 milyar dolara geriledi. Rezervlerindeki erimenin ardından S. Arabistan’ın para birimi riyali devalüe edeceği haberleri çıktı. S. Arabistan şimdilik bu haberleri yalanlamakla beraber riyal baskı altında kalmayı sürdürüyor. S. Arabistan’daki dert ise düşen petrol fiyatları ile bütçede gelirlerde yaşanan hızlı erozyon karşılığında harcamaların sabit tutulması sebebiyle aradaki farkın rezerv satılarak karşılanması.

Bu yukarıda saydığımız ülkelere yine son 1 yıl içinde rezervleri 100 milyar dolar eriyen petrolzede Rusya’yı da ekleyebiliriz. Çin’in mağduru durumunda olan ülkeler arasında da 1 yıl içinde Malezya’nın rezervleri yüzde 27, Avustralya’nın yüzde 14 azalmış vaziyette. Son 1 yılda Türkiye’nin de rezervlerinde yüzde 9 azalma söz konusu.

 

İHRACAT RAKAMLARI HIZLA AŞAĞIYA GELİYOR

Bu rezerv rakamlarının azalmasının altında yatan ortak sebeplerden biri de bahsi geçen ülkelerin ihracatlarının düşüyor olması. Son açıklanan verilerin ardından Türkiye’de 2015’in ilk 8 ayı sonrasında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 gerilediğini görüyoruz. Geçelim Çin’e. Çin’de ağustos ayı ihracat verisi açıklandı, yüzde 9’luk bir gerileme var. Bir başka ülke G. Kore. Ağustos ayı rakamlarına göre G. Kore’nin ihracatı yüzde 14 gerilemiş vaziyette. Brezilya’da ise temmuz ayındaki gerileme bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25’i buluyor.

Durum bu. Gelişmekte olan ülkelerde ihracatlar geriliyor. İthalat da geriliyor. Sonuçta ticaret açıkları daralıyor ancak bu aynı zamanda bu ekonomilerin küçülmesi anlamına geliyor.

 

ALMANLARIN OLAYI FARKLI

Yukarıda bahsettiğim resim genel olarak gelişen ülkelerin ortak kaderi oluyorsa da, Almanya’nın keyfi yerinde. Ağustos ayı dış ticaret verilerine göre Almanya’nın 2014’e göre ihracatı yüzde 7, ithalatı ise yüzde 6 artmış vaziyette.

Yani Almanlar herkesin toplam ticareti küçülürken kendisininkini artırmayı başarmış , bu arada da temmuz ayı itibarıyla aylık 25 milyar dolarlık rekor ticaret fazlası vermeyi başarmış .

Euro’nun yılbaşından beri ABD Doları’na karşı yüzde 7, İngiliz Sterlini’ne göre yüzde 6 ve Çin Yuan’ına göre de yüzde 5 değer kaybetmesi tabii ki Almanların işine yaramış.

 

İŞİN SIRRI BU OLMASA GEREK!

Çünkü sadece kurun devalüasyonu ile bu iş olsa (rekabetçi kur) o zaman Brezilya’yı, Türkiye’yi, Rusya’yı kimse tutamazdı. Demek ki Almanlar ne üretip satıyorsa (rekabetçi ürün) dünya ekonomisi soğusa da, gelişen ülkeler krize girse de, bu işten “Made in Germany” etkilenmiyor.

Guten Morgen!

 

Yukarı