TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Bir kelime bir işlem

 

Merkez Bankası eylül ayı faiz kararını dün açıkladı. Beklendiği gibi hiçbir şey yapmadı. Yani faizleri sabit tuttu. “Neydi faiz?” diye sorarsanız, elimizde bir “politika faizi” var yüzde 7.5; bir de “faiz koridoru” var o da alt bant yüzde 7.25, üst bant ise yüzde 10.75’te. Merkez Bankası eylül ayı PPK (Para Piyasası Kurulu) toplantısı sonucu bütün bu faizleri sabit bıraktı.

BİR KELİME EKSİLMESİ VE PİYASA HASSASİYETİ

Ağustos ayında açıklanan Merkez Bankası faiz kararı sonrasındaki metin ile eylül karar metni birbirine çok benziyor. İki metin arasındaki en önemli fark, eylül ayında TCMB’nin büyüme konusunda Avrupa’da işlerin yoluna giriyor olması beklentisiyle ihracatın yapabileceği katkının altını çizmesi. Merkez, “İhracat korkulandan iyi olur, büyümeye de ilaç olur” mealinde bir şey söylüyor.

Buraya kadar sorun yok. Ancak piyasanın metinde takıldığı nokta “büyüme ve ihracat” ikilisi olmadı. Piyasaların faiz kararının ardından satışa geçmesine sebep olan unsur, eylül PPK metninde olmayan bir kelimeydi.

TCMB, ağustos ayında açıkladığı faiz kararında “Gerekli görülen süre boyunca daha sıkı bir likidite politikası uygulanmasına karar verilmiştir” şeklinde bir ibare kullanmıştı. Eylül ayında ise bu ifade “Gerekli görülen süre boyunca likidite politikasındaki sıkı duruşun korunmasına karar vermiştir” diye yer aldı. İki ifade arasındaki tek fark “daha” kelimesinin eylül ayında yer almamış olması!

Piyasada işlem yapan trader’lar Merkez’in “daha” kelimesini metinden çıkarmış olmasını “TCMB halihazırda yapmış olduğu likidite sıkılaştırmasından memnun. FED de faiz artırımı yapmadı. O zaman merkezin Türk Lirası borçlanma faizlerini, en azından seçimlere kadar daha fazla artırmaya niyeti yok” şeklinde yorumladı. Bu yorumun arkasından da satışlar hızlandı. Dolar/TL’de 3.03’ü, 5 yıllık risk primi göstergesinde (CDS) ise 290 baz puanları gördük. Tam küresel piyasalardaki satış dalgasından ayrışıyorduk ki...

FED’in faiz artırmayıp endişe kaynağı olarak “Çin ve gelişen ülkelerin sallanan ekonomilerini” göstermesi geçen haftadan beri zaten ortalığı kasıp kavuruyor. Özellikle Çin’le ciddi ticareti bulunan ya da emtia üretici durumunda olan gelişen ülkeler, FED kararı sonrasında kendilerini tamamen ateş hattında buldular.

FED’in perşembe günkü faiz kararının ardından sadece 3 günlük süre içinde Brezilya Reali’nde yüzde 3.9, G.Afrika Randı’nda yüzde 2.5, Meksika Pezosu’nda yüzde 1.7 ve Malezya Ringiti’nde de yüzde 1.5’lik kayıplar gördük. Türk Lirası ise FED’in Çin’i işaret etmesinin ardından, Ali Babacan’ın adaylık haberi ve Fitch’in kazasız belasız atlatılmış olması sayesinde TCMB kararına kadar bu satış dalgasından etkilenmemişti. TCMB kararına kadar Dolar/TL de 3.00 seviyesinden işlem geçiyordu.

Bu sırada talihsizlik odur ki Avrupa borsaları Volkswagen’in ABD’deki “emisyon skandalı”yla çalkalanıyor, emtia piyasasında çinko, bakır 5 yılın en düşük fiyatlarını görüyor, güvenli limanlar (Alman 5 yıllık tahvil faizi eksiye döndü) yatırımcıların ilgisine mazhar oluyordu. Yani piyasalarda kan gövdeyi götürüyordu.

Veeee...

Merkez’in faizleri daha fazla sıkmayacağı algısı piyasalarda kimin neyi sattığı belli olmadığı güne denk gelince bizim 3 gün süren “Bakın, içeride risk primi azalınca FED’in sarsıntısından eskisi kadar etkilenmiyoruz” söylemi kadük oldu.

Sonuç: Merkez para politikalarında çok sağa sola yatmaz, içeride seçimlere kadar mümkün olduğunca düşük tansiyonla gidersek, biz her halükârda bu işten görece az darbe alarak çıkarız. Ama hata yapma lüksümüz yok.

Yukarı