TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Dünyayı esir alan şirketler

 

İyi bayramlar. Umarım herkese bu bayram tatili iyi gelmiştir. Bir süredir hepimizin ruhunun sıkıldığı, “Durdurun bu dünyayı inecek var” diye çığlık attığımız günlerden geçtik. Terör belası, şehit haberleri, mültecilerin yaşam dramı derken, kendi adıma itiraf edeyim ki bir süredir ne ekonomideki gelişmelere bakmak geliyor içimden ne de yorum yapmak. Yayınlarda çoğu zaman “İşimiz gereği” diyerek sizleri küresel ve yerel ekonomi gelişmelerinden haberdar etmeye çalışıyor gözüksek de, benim adıma bu bayram tatili, ruhumu bir parça dinlendirmek adına tabir-i caiz ise “ilaç gibi” geldi.

 

BAYRAM OKUMALARI VE NOTLAR

Bayram tatilini fırsat bilip bol miktarda okuma yaptım. Ben ne kadar “Bayram tatilindeyiz. Enseyi karartmamak lazım” diye makaleler arasında dolaşsam da, dışarıda moraller çok bozuk. Ekonomi literatürü bu ara en çok şu soruların cevaplarını arıyor: “Çin devalüasyonu devam edecek mi? Çin ekonomisinin soğuması Asya’da yeni bir krizi tetikler mi? Gelişen ülkelerde 1997’ye benzer bir kriz beklenmeli mi?”

Geçen ay pek de kimsenin beklemediği bir anda Çin para birimi yuanı yüzde 3 civarında devalüe etti. Bu karar önce Asya’da arkasından da diğer gelişen ülke paralarında sert satışlara yol açtı. Ancak son 1 yılda ABD Doları’nın yüzde 20 değer kazandığı, buna karşılık da Brezilya Reali’nin yüzde 45, Rus Rublesi’nin yüzde 40, Malezya Ringiti’nin yüzde 28, Türk Lirası’nın yüzde 25 değer kaybettiği ortamda Çin’in parasını hem de bilinçli bir şekilde yüzde 3 değer kaybettirmesi ne kadar korkutucu olabilirdi ki? Ancak şu an tartışılan konu bu saptamanın bir adım ötesi; Çin’den çok sert bir para çıkışı olursa yuanın yüzde 20-30 devalüasyonu söz konusu olur mu?

Çin’den para çıkışı hızlanarak devam ediyor. İlk çeyrekte BIS verilerine göre Çinli bankalardan yuan satılıp dolara dönülen ve daha sonra da ülkeyi terk eden paranın büyüklüğü 109 milyar $. Üstelik biliyoruz ki II. ve III. çeyrekte bu çıkış hızlanarak devam etti. Biliyorum ki şu an çoğunuz “Ama Çin’in 3.6 trilyon dolar rezervi var. Bu çıkışlar Çin’e vız gelir” diyorsunuz. Bu doğru bir tespit ama bir de olaya şu açıdan bakın: “Geçen sene Çin’in rezervleri 4 trilyon $’dı. Bir yılda 400 milyar dolar eridi. Üstelik Çin’den çıkma potansiyeli olan tam 2 trilyon dolar daha var!

Pi Ekonomik Araştırma şirketinin hesaplarına göre son 10 yılda gelişen ülke şirketlerinin bono, tahvil ihraçları ile piyasalardan borçlandığı miktar tam 3 trilyon dolar. Yine aynı şirketin hesabına göre Çinli şirketler 3 trilyon dolarlık borçlanmanın 2 trilyon dolarını tek başlarına yapmışlar. Bir başka ifade ile son 10 yılda Çin’in yurtdışı borçlanmasının yarısı (2 trilyon dolar) şirketler kanalı ile dolar bazında küresel sermaye piyasalarından borçlanarak yapılmış.

 

ÇİN’DE SUDDEN STOP OLUR MU?

Sudden stop denilen şey bir ülkenin minimum 3 ay boyunca küresel sermaye piyasalarından borçlanamaması durumu. Bu durumda rezervler devreye giriyor ve ülkenin yabancı para ihtiyacı (ithalat, şirketlerin döviz borçlarının çevrilmesi vs.) karşılanıyor.

3.5 trilyon dolar rezerv ile Çin’in küçük bir ihtimal dahi olsa “sudden stop” durumunda dayanacak gücü var. Ancak böyle bir ihtimal yaşanması durumunda Çin’in parasını yüzde 20- 30 arasında devalüe etmek durumunda kalması ve bunun da gelişen ülkeler arasında kelebek etkisi ile krize dönüşmesi hiç şaşırtıcı olmayacaktır!

Görüldüğü üzere sorunumuz şirketlerin aşırı borçlu durumları. Biz Türk şirketlerinin 170 milyar doları bulan döviz borçlarından endişe ediyoruz ama bir gelişen ülke olarak daha ciddi bir sorunumuz olabilir; 2 trilyon dolar borç yapan Çinli şirketler.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
27 Eylül 2015 Pazar, 21:28 Misafir Bizene kardeşim borcu alırken bizemi sordular
27 Eylül 2015 Pazar, 02:44 Misafir ülkeler kur savaşlarını dış ticarette kendi rekabet güçlerini artırmak için yaparlar. dalgalı kur politikası acaba bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için doğru bir politikamı...
Yukarı