TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Yatırımcı niye gelişen ülkelerden uzaklaşıyor?

 

Bank of America/Merrill Lynch yakın zamanda bir araştırma yapmış. Yakın zamandan kastım, ekim ayının 2’si ve 8’i arasındaki tarihler. 209 yatırımcıyla görüşmüşler. Bu yatırımcıların toplam yönettikleri portföy büyüklüğü 500 milyar dolar civarında.

Araştırmaya katılan yatırımcılara sorulan ilk soru şu: “Hangi finansal varlıklarda olumlu (long) ve hangi varlıklarda karamsar (short) pozisyon taşıyorsunuz?” Anket sonucu çok çarpıcı. Gelişen ülke (EM) varlıkları ve enerji hisseleri, en kötümser olunan varlık sınıfı olarak öne çıkarken, Avrupa bölgesi ve banka hisseleri en olumlu ürünler olarak belirtilmiş.

Aynı yatırımcılara, “Sermaye piyasaları için en korktuğunuz riskler nedir?” diye sorulduğunda ise, “Çin’in resesyon ihtimali, gelişen ülkelerin borç krizi ve jeopolitik riskler” diye sıralanmış. Tahmin edilenin aksine FED politikaları ve AB’nin dağılma riski gibi faktörler ise arka sıralarda yer almakta.

Bir de şu son soruya bakalım. Ankette “Sizce en kolay para kazanılacak ve herkesin uyguladığı strateji (trading idea) nedir?” diye sorulmuş. Yatırımcıların aklına gelen ilk 4 strateji şunlar olmuş: Gelişen ülke hisselerini ve kurlarını açığa satmak (short), ABD Doları’nda uzun (long) pozisyon almak ve enerji hisselerini satmak.

3 sorunun cevabında, aslında küresel yatırımcının mevcut psikolojisini anlamak mümkün. Yatırımcılar paniklemiş vaziyetteler ve gelişen ülkelerde çıkabilecek bir ekonomik krizden de çok korkuyorlar.

Peki bu psikoloji ne kadar devam eder?

Yatırımcının şu an en son duymak istediği cümlenin “Gelişen ülke varlıkları aslında çok ucuz” olduğunu net bir şekilde anladık. Hisseler ucuz, faizler yatırım yapmak için yeterince yüksek ama kimsenin buna bakacak hali yok. Çünkü bir kez “cin şişeden çıktı”.

 

ÇİN’DE SOĞUMA SERT Mİ OLACAK?

İlk hallolması gereken mevzu, Çin açmazı. Çin bu sene muhtemelen yüzde 7’nin altında bir büyüme gerçekleştirecek ve bu rakam son 25 senenin en düşük büyümesi olacak. Dünyanın en büyük enerji ithalatçısı, küresel manada üretilen toplam alüminyum, nikel, bakır gibi emtia ürünlerinin ortalama yüzde 40-45’ini tek başına tüketen ülke Çin’in artık bu iştahı bitiyor mu? İçeriden alınan önlemler, büyümeyi en azından yüzde 6-7’de tutabilecek mi? Yoksa bazılarının korktuğu gibi Çin para birimi yuanın yüzde 10-15 devalüe olmasıyla sonuçlanacak ülkeden çok ciddi bir para çıkışının yaşanacağı döneme mi giriyoruz?

Bu soruların cevapları muhtelif. Ancak olumlu ve olumsuz cevaplar hem Çin, hem de geri kalan gelişen ülkeler için çok farklı iki dünya vaat ediyor. Eğer Çin “soft landing” denilen ekonomideki soğumayı mevcut seviyelerde durdurabilirse, gelişen ülkelerin “ne kadar ucuz kaldığı” herkesin ilk aklına gelen konu olacaktır. Aksi durumda ise yeni ve kanlı bir gelişen ülkeler krizine hazır olun

 

BU İŞ BİZİ NASIL ETKİLER?

Bloomberg’ün dün açıkladığı rakamlara göre, ekim ayının ilk haftasında gelişen ülkelere uzaktan erişimli ülke fonları (ETF) üzerinden giren para 1 milyar dolar. Yılbaşından beri bakıldığında ise nette 5 milyar dolarlık çıkış görülüyor. Dolayısıyla geçen hafta giren para kayda değer. Ancak paranın hangi ülkelere gittiğine baktığımızda ilk 3 sırada; 150 milyon dolarla Hindistan, 130 milyon dolarla Meksika, 120 milyon dolarla Rusya geliyor. Türkiye ise sadece 20 milyon dolar çekebilmiş.

Bu istatistik de bize bir kez daha gösteriyor ki, gelişen ülkelerin işi zor. Dolayısıyla bizim de işimiz zor. Ancak biz içeride siyasi riski düşürmeden dışarıda ne olsa bize faydası yok.

 


BU YAZIYA YORUM YAZ
 
15 Ekim 2015 Perşembe, 10:26 Misafir cuneytbasaran senin gorevin insanlari abd ekonomisinin iyiye gittigini inandirarak yabanci yatirimcinin sattigi dolarlari turk yatirimcisina aldirmak bunuda her defasinda basariyorsun tebrikler
14 Ekim 2015 Çarşamba, 10:46 Misafir enflasyon sorunu çözülmeden tasarruf ve yatırım artışı olmaz...
Yukarı