TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Göçmen politikaları ve ekonomi

 

Başlık biraz sıkıcı. Ama okumaya devam ederseniz, ülkemizi de etkilemesi beklenen yeni politik gelişmelerin ekonomiler üzerindeki sonuçlarından bahsedeceğimi göreceksiniz.

 

SURİYE GÖÇ DALGASI

Birleşmiş Milletler’in istatistiklerine göre 2011 yılında başlayan iç savaş sonrası Suriye’den göç eden toplam mülteci sayısı 4.5 milyonun üzerinde. Kayıt altına alınan mültecilerin yaklaşık 2 milyonu Türkiye’de, diğer 2 milyonu ise Mısır, Irak, Lübnan’da hayatına devam etmekte. Bu bölgelerin dışında bu yılın ilk 9 ayında sınırları aşarak Avrupa’ya giren Suriyeli mültecilerin sayısı da yaklaşık 350.000 olarak hesaplanıyor. Avrupa Birliği sınırlarına geçebilenlerin son ikamet adresi için en fazla tercih ettikleri ülke Almanya. Şu ana kadar Almanya 200 binin üzerinde Suriyeli göçmeni kabul etmiş durumda. Merkel’in ifadesine göre bu sayının yıl sonuna kadar 800 bini bulması bekleniyor.

 

TÜRKİYE’NİN DURUŞU

Resmi rakamlara göre 2 milyon, gayri resmi olana göre ise 3 milyona yakın Suriyeli mülteci ülkemizde barınıyor. Son açıklanan hesaba göre son 3 yıldır mültecilerin ihtiyaçları için bütçeden ayrılan kaynak 7 milyar Euro. Türkiye’den son dönemde Ege Denizi üzerinden Yunanistan adalarına oradan da Avrupa’ya geçiş yapan mültecilerin sayısında ciddi yükseliş var. AB bu konuda rahatsız ve Türkiye’ye “Sınırlarına hâkim ol ve mültecilerin AB topraklarına geçişine izin verme” diyor.

Bu yıl 800 bin, önümüzdeki sene ise Münih’in nüfusu 1.5 milyon mülteciye ev sahipliği yapmak durumunda kalabilecek olan Almanya, Türkiye’nin kapısını çalıyor. Şansölye Merkel’in Türkiye ziyaretinde “teröre karşı ortak mücadele ve mülteci krizi” konuşulacak.

FT, WSJ gibi önemli yabancı haber ajansları, Türkiye ile AB’nin mülteci krizi konusunda ciddi bir müzakere içinde olduğunu belirtiyor. Bu ajanslardan gelen haberlere göre “AB Türkiye’ye mültecilerin barınma ve diğer ihtiyaçları için 3 milyar Euro’ya kadar çıkabilecek bir kaynak aktarmayı, donmuş durumda olan AB üyelik sürecini yeniden başlatmayı ve buna karşılık Türkiye’nin sınırlarını daha sıkı tutmasını” istiyor. Haberin detayında ise Türkiye’nin masada maddi yardım dışında “2016’da başlayacak Türk vatandaşları için AB’de serbest dolaşım hakkı” istediği belirtiliyor.

 

 

EKONOMİ BU İŞİN NERESİNDE?

İnsanlık dramı olan mülteci konusunun ülkeler arasında işin içine para da girerek bazı şartlarla müzakere ediliyor olması gerçekten yürekleri dağlayan bir gelişme. Hiç kimsenin evini, barkını, sevdiklerini geride bırakarak yollara düşmek istemesi mümkün değil. Ancak istatistiklere göre mültecilerin yüzde 30’unun 18 yaşından küçük, işgücü anlamında vasıfsız sayılabilecek olduğu düşünülürse ev sahibi ülkeler için konunun dram boyutu dışında ekonomik kısmı da kısa zamanda ortaya çıkacak bir mevzu. Türkiye örneğinde olduğu gibi “eğer AB müzakereleri doğru ise” 2 milyon Suriyeli mültecinin kanuni olarak Türkiye’de kalması, işgücüne eklenmesi ve sosyal haklardan yararlanması sonucu doğacaktır. Türk halkının bütün misafirperverliği ve insani duygularımızı bir kez daha takdirle anarken, mülteci politikasının ekonomik dengeleri bozmadan yürütülmesi gerektiği kanaatindeyim.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
20 Ekim 2015 Salı, 00:28 Misafir suriyeli mülteci yükünün yarısını avrupa ülkeleri paylaşmalıdır.mülteci sorunu ortak bir politika ile çözülmelidir.
Yukarı