TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Sıkılmadıysanız, biraz daha ‘ticaret savaşları’

 

Seçimlere sayılı gün kaldı. Herkesin aklı 1 Kasım akşamı ortaya çıkacak siyasi tabloda. Çarşıdaki esnaftan milyar dolarlık proje yürüten işadamına kadar herkes işi gücü bıraktı “hükümet toto” oynuyor. “Hangi senaryoda ekonomide yeniden işler yoluna girer?”, “Tek partiyi mi, yoksa koalisyonu mu piyasa daha çok sever?” Bu sorulara herkesin farklı cevabı var.

Bütün bilinmeyenler için sadece 5 gün daha beklememiz yeterli. Dolayısıyla ben, bu tartışmalardan affımı isteyip bu hafta da moda tabirle “büyük resme” bakmayı tercih ediyorum.

 

JAPONLARIN ASYA TURUNDA

Geçen yazımızda, İngiltere’nin Çin pazarına girebilmek için hem AB hem de ABD’yi endişelendirecek oranda yaptığı diplomasi ve ticaret atağından bahsetmiştik. Çin Devlet Başkanı Jinping’in 4 günlük İngiltere ziyaretinde toplam 40 milyar pound’luk ticaret anlaşması imzalandığını hatırlatmıştık.

Ticaret savaşlarında bugünkü yazımızda Japonların Asya çıkarmasına biraz değinelim istiyorum. Japonya Başbakanı Şinzo Abe, büyük oranda Çin ve Rusya’nın kuşatması altında olan Orta Asya ülkelerine geniş katılımlı bir ticaret turuna çıkmış vaziyette. Yanında çok sayıda uluslararası Japon şirketinin CEO’larını da alan Başbakan Abe, Türkmenistan ve Özbekistan’ı ziyaret ediyor. Başbakan Abe’nin yanında 50’den falan Japon banka yöneticisi, Mitsubishi, Itochu gibi ağır sanayi makine üreticileri var.

Bağımsız Devletler Topluluğu denilen bu ülkelerin Türkiye için önemi de bilinen gerçek. Geçen sene toplam 150 milyar dolarlık ihracatımızın yüzde 12’sini Orta Asya ülkelerine yaptık. Bu çerçeveden bakıldığında AB ve Ortadoğu bölgelerinden sonra Bağımsız Devletler Topluluğu Türkiye’nin 3. büyük pazarı durumunda. İşte Japonlar şimdi gözünü bu pazara dikmiş vaziyette. Başbakan Abe’nin bahsi geçen ziyaretlerde Türkmenistan ile çoğunluğu enerji projeleri olmak üzere 18 milyar dolarlık, Özbekistan ile ise 8.5 milyar dolarlık ticaret anlaşması yaptığı açıklandı. Japonya’nın özellikle Çin’le yaptığı yıllık ihracattaki artış yüzde 0.6’ya kadar düştü. Bu son 1.5 yıldaki en düşük rakam. Bu düşüşte Çin Yuanı’nda son dönemde yüzde 3 seviyesinde yaşanan devalüasyon ve ülkedeki büyümenin soğuması öne çıkıyor. Bu sebeple Japonların Asya’nın derinliklerine girerek mal satmaya çalışmasını anlamak zor değil.

 

ÇİNLİLERİN ‘ONE STOP SHOP’ MODELİ ÇOK TUTMUŞ

Herkesin gözü Çin’in elinden kapabileceği pazarlarda. Ancak Çin bu pazarlara girmeden önce uzun süre yatırım yapmış. Afrika ve Asya pazarlarındaki örneklerde görüldüğü gibi Çin, mal satacağı bir ülkeye gittiğinde yanında hem finansman ihtiyacı için bankalarını hem de mal tedarikini devam ettirmek için Çinli şirketlerini de getiriyor. Bu model özellikle büyük devlet ihalelerinde çok işe yarıyor. Asya’da şu ana kadar yapılan nükleer enerji, otoyol, altyapı ihalelerinde çoğu zaman Çinlilerin proje için yarışan bir şirketi, eğer ihale alınırsa bunu fonlamayı kabul eden bir Çinli bankası hazır durumda. Hatta bununla yetinmeyip eğer iş yarım kalırsa Çin Devleti’nin taahhüdü bile hazır.

İşte her şeyin bir merkezden yönetildiği bu sistemle Çin, Asya’da çok sayıda proje ve ihale almış vaziyette.

Bağlıyorum...

İki yazı üst üste ticaret savaşlarında alınan pozisyonları, Çin’i, İngiltere’yi, ABD’yi ve diğer ülkelerin yaptıkları hamleleri yazdım. İş ciddi. Serbest ticaret anlaşmaları etrafımızı sarıyor, tabii pazarımız olarak gördüğümüz Ortadoğu, Orta Asya gibi pazarlarda büyük oyuncular cirit atmaya başladı. 150 milyar dolarlık ihracatımız büyük tehlike altında.

Dünyada yaşanan bu ticaret savaşlarında artık safımızı seçmemiz ve atağa kalkmamız lazım. Yoksa “Şu sektöre ihracat statüsü verelim, kredi taksit sınırlamasını kaldıralım” derken atı alan Üsküdar’ı geçmiş olacak.

 

Yukarı