TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Seçim sonrası durum raporu

 

Seçim bitti. AK Parti 4. kez tek başına iktidara geldi. Hem de hiç kimsenin beklemediği bir oy oranı, yüzde 49.5 ile seçimlerin galibi oldu. Dolayısıyla “Koalisyon çıkar mı? 276 vekil yeterli olmazsa, Meclis’te hareketli günler olur mu?” sorularının anlamı kalmadı. Piyasalar açısından değerlendirildiğinde, konforlu bir çoğunluk ama Anayasa’yı değiştirebilecek oy oranından düşük bir vekil sayısı ile AK Parti’nin iktidarına yeşil ışık yakıldı.

 

HANGİ SORULAR GERİDE KALDI?

Seçim öncesinde benim de katıldığım şöyle bir genel kabul vardı: Türk varlıklarının fiyatlarını etkileyen faktörlerin yüzde 60’ı iç siyaset ile ilgili risk primi, kalan yüzde 40’ı ise FED faiz artışı, küresel piyasalardaki kırılganlık gibi etkenlerden geliyordu. Hatta eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yaptığım son röportajda bakan iç siyaset risk primi oranını yüzde 70 diye açıklamıştı.

Türk varlıklarının fiyatlarını seçimler öncesinde bu denli etkileyen “iç siyaset risk priminde” neler olduğuna madde madde bakalım.

İlk ve en önemli risk, seçimlerin yapılıp yapılamayacağı durumuydu. 1 Kasım tarihine yaklaşırken iyice azalan bu risk primi maddesi bir dönem Türk varlıkları üzerinde negatif anlamda ciddi bir baskı oluşturuyordu. Seçimlerin kazası belasız, şeffaf ve demokratik bir şekilde tamamlanmasıyla bu unsur tamamen ortadan kalkmış oldu.

Yüzde 70’lik iç siyaset risk priminin ikinci maddesi ise seçimlerden sonra ortaya çıkan sonuca göre (koalisyon ya da tek parti) bir hükümetin kurulup kurulamayacağı sorusuydu. 7 Haziran seçimlerinden sonra bir hükümet kurulamamış olması ve yeniden seçimlere gidilmesi, piyasanın bu konuda 1 Kasım sonrası için ciddi endişe duymasına yol açmıştı. Seçim öncesi anketler koalisyon işaret ediyor ve piyasanın “3. Seçim” endişesini besliyordu. Bu durum da Türk varlıklarının fiyatlarına baskı yapıyordu. Tek parti iktidarının ortaya çıkması ve hükümetin çok kısa süre içinde kurulacağı anlaşılınca mevzubahis bu korku da fiyatlardan anında çıktı.

Bir başka risk primi ise, (gerçi anketlerde bu ihtimalin son derece düşük olduğu gözüküyordu) tek başına iktidar olma durumunda (AK Parti), bir partinin baraj altında kalması (HDP) ve Meclis’te tek başına Anayasa değişikliği yapacak bir vekil sayısına ulaşılabilmesi ihtimaliydi. Seçim sonuçları AK Parti’nin 317 vekille tek başına iktidar olmasına izin verirken, referanduma (330 vekil) gidilmesi için yeterli sayıya ulaşılmadı. Dolayısıyla seçim sonuçları Türk varlıklarındaki bu riski de ortadan kaldırdı.

Son risk primi de, Meclis dışında kalabilecek yüzde 10 seviyesine yakın oy alan bir partinin olma ihtimaliydi. Başta çözüm süreci olmak üzere, terör, toplumsal kutuplaşmanın azalması gibi önemli konuların 4 parti tarafından Meclis çatısı altında tartışılması yine piyasanın hassasiyetle üzerinde durduğu bir risk unsuruydu. 1 Kasım seçim sonuçları 4 partili bir Meclis aritmetiğini sağlayarak bu riskin de varlık fiyatları üzerinden kalkmasını sağladı.

Toparlamak gerekirse, seçim sonrası ilk günde piyasaların göstermiş olduğu iyimserliğin sebebi yukarıda anılan 4 riskin de ortadan kalması ve birçok piyasa oyuncusunun buna hazırlıklı olmamasıydı.

 

HÂLÂ AKILDA KALAN SORULAR

Kabine kimlerden oluşacak ve reform ajandasını uygulayacak isimler kimler olacak? AK Parti’nin Kasım 20 gibi açıklanması beklenen kabinesinde özellikle ekonomi cephesinde önce çıkacak isimler, yapılacak reformların niteliği ve zamanlaması, özerk kurumların bağımsızlığı, faiz - enflasyon tartışmaları, rantın adil dağılım ve vergilendirilmesi, üretim ve Ar-Ge’ye verilen önemin altının çizilmesi açısından çok önemli olacak.

İşte bu sorunun cevabı alınmadan ve uygulama safhasına geçilip de ilk nüveler ortaya çıkmadan piyasaların kalıcı iyimserliğe geçmesini beklemek doğru olmaz.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
05 Kasım 2015 Perşembe, 13:37 Misafir ekonomide büyüme olmazsa, türkiye 400 milyar doları aşan dış borçlarını çeviremez. kur artışı da kısa vadeli borçlari olumsuz etkiler.ülkemize gelen turist sayısında önemli miktarda düşüş var , özellikle rus turistlerin büyük bir kısmı artık kırım`a gitmeye başladı;turizm gelirlerinde de azalma var...
Yukarı