TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Rusya krizi ve Türkiye algısı

 

Bu hafta da gündemi Rusya ve düşürülen savaş uçağının yarattığı kriz kapladı. Üzerinden 1 hafta geçmesine rağmen kriz aşılabilmiş değil. Türk tarafı geçen süre içinde tansiyonu düşürmek ve diplomasiyi çalıştırabilmek için ne kadar uğraştıysa, Rus tarafı da ekonomide aldığı yaptırım kararları ve siyasi suçlamalarıyla krizi o kadar tırmandırdı.

Paris’te yapılmakta olan İklim Zirvesi’nde, uçak düşürülme olayında 1 hafta sonra, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir araya gelip gelmeyecekleri merak ediliyordu. Rus tarafının görüşmeyi reddetmesi sonrasında beklenen bu görüşme yapılamadı. Ancak ABD Başkanı Obama, önce Erdoğan’la, arkasından da Putin’le aynı zirvede görüştü. Dikkatle izlenen bu iki görüşmeden çıkan satır başları oldukça dikkat çekiciydi.

Başkan Obama, uçak düşürülmesi konusunda ABD’nin resmi görüşünü “Konu iki ülke arasında. Türkiye bir NATO ülkesidir ve hava sahasını korumuştur. İki tarafa da sükûnet tavsiye ediyoruz. Şimdi ortak düşman IŞİD’e karşı savaşa odaklanalım” şeklinde ortaya koydu. Aslında bir NATO ülkesi olduğumuz malumun ilamı. Ancak Rusya’nın her gün dozunu artırdığı eleştirilerinde ve suçlamalarında, NATO’nun 1 numaralı askeri gücü tarafından bu gerçeğin ifade edilmesi hem Rusya için hem de diğer NATO üyesi ülkeler için sanırım yerinde bir hatırlatma oldu.

Suriye’deki askeri gücünü ve varlığını sürdürmek, dış politikada NATO içinde “çatlak ses” yaratabilmek ve içeride de “Neden Suriye’de olmalıyız?” tezini destekleyebilmek adına Putin, tansiyonu düşürmüyor. “Uçak düşürülmesine askeri anlamda karşılık vermeyeceğiz” diyen Putin, Türkiye’ye uyguladığı ekonomi alanındaki yaptırımları artırmaya devam ediyor. Bu yaptırımlar 1 hafta içinde o kadar hızlı arttı ki, konuyu yakından takip edenler için bile fazla karışık oldu.

Charter uçak seferleri iptal ediliyor ve tur operatörleri Türkiye tur paketi satamıyorlar. Türk işçilerin Rusya’da işe alınması yasaklanıyor. Rusya’nın güvenliğini ilgilendiren konularda Türk şirketlerinin faaliyet göstermesi yasaklanıyor. 2016’dan itibaren Rusya’ya vizesiz seyahat uygulaması kaldırılıyor. Rusya’ya taşımacılık yapan Türk şirketlerine sıkı denetim geliyor ve Türk malı meyve, sebze, beyaz et ithalatı yasaklanıyor.

Toplam 4.5 milyar dolar ihracatımızın olduğu, 3.5 milyar dolar civarında da turizm geliri sağladığımız Rusya’dan 2016 yılı içinde yukarıda yazılı yaptırımlar sonrası, Garanti Yatırım’ın yapmış olduğu hesaba göre Türk ekonomisinin bu yaptırımlardan kaybı 5-7 milyar dolar seviyesinde. Ancak konu bununla kalmıyor. Son 5 yıldır Türk inşaat şirketlerinin Rusya’da imzalamış oldukları toplam proje bedeli 22.5 milyar dolar. Dolayısıyla Türk işçi çalıştırılamaması ve projelerin olası iptal durumları, Rusya pazarındaki kaybı derinleştirebilir.

 

TÜRKİYE NE YAPABİLİR?

Şu ana kadar Rusya’nın yaptırımlar ve IŞİD ile ilgili Türkiye’ye yönelttiği suçlamalar karşısında, Türk tarafı suçlamaları reddetmeyi ve diplomasiyi devreden çıkarmamayı tercih etti. Dışişleri Bakanlığı’nın “Rusya’ya gitmeyin” uyarısı dışında, Türkiye’den gelen bir yaptırım kararı yok.

Rusya ile yaptığımız 22 milyar dolarlık ithalatın yarısı doğalgaz. Toplam doğalgaz ithalatımızın yüzde 54’ünü Rusya’dan yapıyoruz. Rusya’nın gaz sevkıyatını kısıtlamadığı bir durumda, diğer mevcut alternatifler gaz ihtiyacımızı karşılayamayacağı için bu miktarı düşürmemiz pek mümkün değil. “Petrol ve doğalgaz dışında ne ithal ediyoruz?” diye baktığımızda ise demir-çelik, makine aksamı, kimyasallar ve kömür geliyor. Yani yine enerji, teknoloji ya da emtia. Kısa vadede başka ithalat alternatiflerinin kolay bulunamayacağı ürünler.

Rusya krizini sanırım önümüzdeki günlerde hissetmeye devam edeceğiz. Özellikle enerji konusunda yoğun Rusya bağımlılığımız bizi zorlayabilir. Ancak sanırım Türkiye’nin “NATO üyesi ve Batı müttefiki” olduğu gerçeğinin yeniden hissedilmesi, bu işten kalan tek kazancımız olacak gibi.

 

Yukarı