TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Piyasaların istismarı devam ederken...

 

Umutlar Draghi’ye bağlanmıştı. FED’in faiz artırmak için artık net mesajlar verdiği günlerde, herkesin gözü kulağı Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi üzerindeydi. Sadece 8 ay önce “aylık 60 milyar Euro’luk tahvil alacağını” açıklayan ve toplamda 1.1 trilyon Euro’yu bulacak parasal genişleme programı ilan eden ECB, bu hafta yeniden manşetteydi. Piyasa hem aylık bazda tahvil alım programının artırılmasını, hem de negatif olan (% - 0.2) mevduat faizinin daha da düşürülmesini bekliyordu. FED’in aralık ayında faiz artıracağı beklentisiyle boğazı düğüm düğüm olan piyasa oyuncuları için tek avuntu “Süper Mario Draghi’nin” cömertliğiydi.

 

EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMADI

ECB faiz kararını açıkladı. Mevduat faizini yüzde - 0.2’den - 0.3’e indirdi. Toplam tahvil alım stokunu 1.5 trilyon Euro’ya yükseltecek şekilde 6 ay daha tahvil alımlarına devam edeceğini ifade etti. Ama ne dediyse piyasayı mutlu edemedi! 

Mario Draghi’nin 60 milyar Euro’luk tahvil alımlarını bugünden itibaren 80 milyar Euro’ya, faizi ise bugünden - 0.4’e indirmesini fiyatlayan (hayal eden) piyasa, bu kararı sevmedi ve elinde ne var ne yoksa satmaya başladı.

 

YATIRIMCI ‘MASAYI DEVİRDİ’

AMB’nin faiz kararından önce Euro/Dolar paritesi 1.05 seviyesindeydi. 2 gün sonra haftayı yüzde 4 yukarıda, 1.09’da kapattı. Karar öncesi 10 yılık Alman tahvil faizleri yüzde 0.45’te, İspanyol tahvilleri ise yüzde 1.45’lerdeydi. Alman tahvilleri 25 baz puan birden yükseldi ve yüzde 0.7’ye geldi. 10 yıllık İspanyol tahvil faizleri ise 30 baz puan artarak haftayı yüzde 1.75’ten kapattı. ECB’nin faizleri düşürmesine rağmen karardan memnun olmayan hisse senedi yatırımcıları Avrupa borsalarını da dağıttı. Alman Dax endeksinde 2 günde yüzde 4.5, Fransız Cac endeksinde ise yüzde 5.5’lik kayıplar yaşandı.

Son 2 gündür piyasalarda ECB’nin yarattığı hayal kırıklığı fiyatlanırken bir de üstüne ABD’den güçlü tarım dışı istihdam verisi geldi. Kasım ayında aylık 210 bin kişilik istihdam artışı, 16 Aralık’ta yapılacak FED toplantısında 6.5 yıl sonra “ilk faiz” artırımı yapılacağı beklentisini iyice artırdı. Öyle ki, bu verinin ardından Bloomberg’in anketine göre ekonomistlerin yüzde 76’sı aralık ayında faiz artırımı bekler vaziyete geldi. Tahmin edileceği gibi bu gelişme de piyasaları sarstı. ABD Doları’nın ülke dışında maliyetini belirleyen 3 aylık libor oranı yüzde 0.45’lere kadar çıktı ki bu oran 2012 Temmuz’undan beri görülen en yüksek seviye. Ayrıca 2 yıllık ABD tahvil faizi yüzde 0.94 seviyesine kadar yükselmiş durumda.

 

PİYASA NEYE BOZULUYOR?

İşte işin can alıcı kısmı bu. ABD’den gelen iyi istihdam rakamları, Avrupa’dan gelen “Ekonomideki toparlanmaya güveniyoruz” açıklamaları, ECB’nin toplam 1.5 trilyon Euro’yu bulan tahvil alımı ve hatta Japon Merkez Bankası’nın toplam GSMH’sinin yüzde 60’ına yaklaşan tahvil alım programına devam etmesi dahi piyasaları tatmin etmiyor.

Küresel piyasalarda istenen tek şey “daha fazla teşvik, daha fazla parasal genişleme”.

Aslında bu duruma gelinmesi çok anlaşılmaz bir şey değil. “Moral hazard” denilen ve Türkçe’si “ahlaki istismar” olarak da çevrilebilecek olan piyasaların uzun süredir hükümetlere, merkez bankalarına, IMF’ye, Dünya Bankası’na yaptığı şantajların bir parçası bu. Kimsenin ekonomilerdeki toparlanmayla ilgilendiği yok. Kimsenin ekonomilerin düzeldiğine ya da düzeleceğine inanarak pozisyon aldığı yok. Herkes bugün ya da birkaç ay sürebilecek olan küçük rallilerin peşinde. Yani para kazanmanın!

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
06 Aralık 2015 Pazar, 15:25 Misafir Col acik sozlusun... Tebrikler...
Yukarı