TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Özel sektörün dış borçlanma macerası

 

Geçen hafta kasım ayı cari açık rakamları açıklandığında bir kenara not almıştım. Bugüne kısmet oldu yazmak. 2015 yılı ilk 11 ay sonrası yapılan yıllık dış finansman tablosu bize çok enteresan şeyler anlatıyor. Gelin biraz üzerine çalışalım.

2015 yıl sonu tahmini rakamlarına baktığımızda, 35 milyar dolarlık cari açık vereceğimiz anlaşılıyor. Bu kabaca GSMH’nin yüzde 5’inden az. Garanti Yatırım’ın rakamlarına göre, fonlamamız gereken bu açık rakamı yanında, 33 milyar dolar da büyük çoğunluğu özel sektöre ait itfası gelen borçların ödenmesi gerekiyor. Bu iki rakamın toplamı 68 milyar dolar yapıyor.

Diğer tarafta 2015 sonu itibarıyla ülkeye sokacağımız dış finansman kalemlerine baktığımızda, en büyük pay 57 milyar dolarla özel sektörün borçlanması. Bunun yaklaşık 32 milyar doları bankalar, 25 milyar doları ise şirketler. Banka dışı sektörlerin yoğun borçlanması bu sene biraz durulmuş gözüküyor. 2012-2014 arası toplam özel sektör borçlanmasının neredeyse yüzde 65’ini banka dışı sektörler (şirketler) yaparken, 2015’te bu oran yüzde 40’a gerilemiş vaziyette. Özel sektörün, özellikle de bu sene bankaların yoğun borçlanması sonrası borç çevirme rasyosu yüzde 220’yi buldu ki, bu oran 2008’den beri en yüksek seviye.

 

PORTFÖY YATIRIMLARINDA KRİZDEN SONRA İLK ÇIKIŞ

Diğer dış finansman kalemlerinde ise 10 milyar dolarla doğrudan yatırımlar ve tahmini 13 milyar dolarla da net hata noksan geliyor. Portföy yatırımlarında ise bu sene kabaca 6 milyar dolar çıkış olacak. Türkiye’ye 2012 yılında 19 milyar dolar, 2013’te 15 milyar dolar, 2014’te ise yine 15 milyar dolar tahvil bono ve hisse senedinden para girişi oldu. 2015’te ise işin rengi değişti ve 6 milyar dolar para çıkışı oluyor. Faizlerin yüzde 11’lerin üzerine çıktığı, endeksin ise TL bazında son 1.5 yılın en düşüğüne gerilemesine rağmen yabancı yatırımcı, Türk varlıklarını cazip görmedi.

Dış finansman rakamları ne diyor?

2015 biterken aklımızda kalan en iddialı manşet “cari açığın son dönemlerin en düşük rakamına gerilemesi” olmuştur. Bu son derece doğru bir bilgi, ancak eksik. Cari açık küçülüyor ama bu açığın fonlanmasında çok yoğun bir özel sektör borçlanması görüyoruz. Bir başka ifadeyle, fonlamamız gereken açık azalıyor ancak bu fonlama için bulmamız gereken dövizi neredeyse tek başına bir kaynak getiriyor: Özel sektör tahvil ihraçları.

Son dönemde bankaların kârlılığı ve kredi verme iştahlarının tartışıldığı ortamda sanırım “cari açığımızı büyük oranda bankaların yabancı parayla yaptığı tahvil ihraçlarıyla” fonluyor olduğumuz gerçeği herkesin aklının bir köşesinde olmalı.

Bankaları bu borçlanmayı sürdürebilir mi?

Çoğunluğu uzun vadeli olmak şartıyla bankaların borç çevirme oranı yüzde 300’leri buldu. Özellikle içeride mevduat tabanı, kredi ihtiyacıyla uyumlu büyümediğinden bankalar yurtdışı borçlanma limitlerini zorlamaya başladı. Halihazırda 2022 vadeli dolar cinsi Türk banka tahvilleri ikinci piyasada ortalama yüzde 5.3-5.7 bandında işlem görüyor. Bu 10 yıllık Türk dolar cinsi devlet tahvillerinin kabaca 100 baz puan kadar üstü. Benzer vadede işlem göre Türk şirket tahvilleri ise 5.8-6.0 bandında. Bu iki oran da, Türk şirketlerinin 7-8 yıl vadeyle borçlanıldığında dolar bazında yıllık yüzde 6’larla maliyeti olacağını söylüyor.

O zaman soru şu: Hangi işkolları ya da sektörler dolar bazında minimum yıllık yüzde 6 ile borçlanıp bu işten para kazanır?

Yatırım maliyetiyle alınan riske bakıldığında, Türk şirketlerinin ve bankalarının yeni yatırımdan ziyade olan borcu çevirmeye ve çıkan sermayenin yerine doldurmaya çalıştıklarını düşünüyorum.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
19 Aralık 2015 Cumartesi, 00:12 Misafir faizlerin düşük tutulması kurun aşırı artmasına ve kur artışı da dövizle borcu olan özel sektörü zorluyor... merkez bankasınin 2016`da faizleri artırması gerek...
18 Aralık 2015 Cuma, 10:27 Misafir Bu da patlamaya gebe olduğumuzu gösteriyor
17 Aralık 2015 Perşembe, 21:01 Misafir fed faiz arttırdı bişiy olmadı öylemi?bekleyin sizi gidi borsacılar sizi.ak kara belli olur bu yıl.
Yukarı