TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Faiz kararında piyasa mı yanıldı yoksa..


Bloomberg HT’nin 8 yabancı, 12 yerli toplam 20 ekonomistle yaptığı ankette genel beklenti, politika faizinde “50 baz puanlık” bir artış olacağı yönündeydi. Az miktarda ekonomist “Faiz artışı yapılmaz” derken, yine az miktarda ekonomist “75 baz puan” bekliyordu. Kısacası, piyasada genel kanaat, Merkez’in FED sonrası sadeleştirme adımında son noktayı vurmak adına alt bandı ve faiz koridorunu yukarıya çekeceği yönündeydi. İşte bu beklentiler içinde 2015’in son toplantısına girildi. FED’in tam 10 yıl sonra ilk kez faiz artırdığı bir konjonktürde eğer TMCB de faiz artıracak olursa, Ocak 2014’ten sonra yani tam 2 yıl sonra ilk kez faiz artırmak durumunda olacaktı.

MERKEZ, ARALIK TOPLANTISINI PAS GEÇTİ

Ancak piyasa beklentisi gerçekleşmedi. Merkez Bankası, aralık ayı faiz toplantısının daha önce bahsettiği “yol haritasını” devreye sokmak için erken olduğuna karar vermiş olacak ki, bu ayı pas geçip izlemeyi öngörmüş.

TCMB ne faiz koridoruna ne de politika faizine dokundu. Alt bant yüzde 7.25’te, politika faizi yüzde 7.5’te, üst bant da yüzde 10.75’te kaldı. Sadeleşmenin ise şartlar oluşursa bir sonraki aya kaldığı ifade edildi.

Durum yukarıda anlattığım gibi. TCMB stabil kaldı, ama piyasa satışa döndü. Piyasa tepkisi, kararın arkasından genel olarak tüm Türk varlıklarında satış yönünde oldu.

Peki gelişen ülkelerin sakin olduğu bir günde faiz kararını ardından piyasa neden satışa geçti? Gelin birlikte tartışalım.

Bir önceki toplantıda Merkez Bankası, üzerine basarak sadeleştirme adımlarına devam edeceğini ve FED’in faiz kararı sonrasında da koridoru daraltarak sadeleştirmeyi son noktaya getireceğini izah etmişti. Bir nevi piyasalara “forward guidance” beklenti yönetimi yapıyordu. Piyasa da bu beklentiyle fiyatlama yapıyordu. Ancak FED 25 baz puanlık faiz artırımı yapmasına rağmen TCMB koridoru daraltacak faiz artırımını yapmadı. O zaman soru şu: “Yol haritası değişiyor mu?” Eğer değişiyorsa bunun makul bir açıklaması yapılabiliyor mu?

TCMB, dolaşımdaki paranın zaten büyük çoğunluğunu veriyor.

Emisyon diye tabir edilen piyasada dolaşımda olan paranın (103 milyar TL) büyük kısmı (96 milyar TL) TCMB tarafından APİ yani açık piyasa işlemleri ile (1 hafta repo ve gecelik fonlama) piyasaya veriliyor. Dolayısıyla piyasada oluşan faizin, zaten mevcut resimde tek belirleyicisi TCMB.

APİ’de verilen 93 milyar TL’nin kabaca yüzde 60’ını haftalık repoyla (yüzde 7.50), kalanını ise gecelik borçlanmayla koridorun üst bandından (yüzde 10.75) veriyor. Bu formülün sonucunda da, TCMB’nin piyasayı fonladığı oran, ortalama yüzde 8.80 civarında oluyor. Bu oran zaten son 1 yıldır yüzde 8.40-8.80 bandında gidiyor. TCMB’nin piyasayı fonladığı miktar ise son 1 yılda 50 milyar TL’den 90 milyar TL’ye çıkmış. Ancak bu durumda bile TCMB, kompozisyonu değiştirerek yine ortalama fonlamayı yüzde 8.50- 8.80 bandında tutabilmiş. Kısaca, anahtar hep TCMB’nin elinde kalmış.

Bu durumda akla şu soru geliyor: TCMB, politika faizini 50 baz puan artırmış olsa bile, eğer isterse kompozisyonu değiştirerek fonlamayı sabit tutabiliyorsa neden piyasaları şaşırtıp faiz artırımına gitmedi?

MERKEZ’İN KREDİBİLİTESİ SORGULANIR MI?

Gelelim işin en sıkıcı kısmına. Bu yazının yazıldığı saatlerde TCMB’nin ekonomistlerle yapacağı bilgilendirme toplantısı henüz gerçekleşmemişti. Yukarıda bahsettiğim sorular ve daha fazlası, muhtemeldir ki Başkan Erdem Başçı’ya sorulacak. “Yerli ve yabancı ekonomistler ile Merkez Bankası para politikası üyelerinin (PPK) aklından neler geçiyor? Faiz artışı bekleyen ekonomistlerin göremediği ama PPK üyelerinin gördüğü neler olabilir?” gibi soruları basın toplantısında irdeleyecekler.

Yapılacak toplantı sonrasında, Başkan Erdem Başçı ve PPK üyeleri, aralık faiz kararında piyasa ile arasındaki “görüş farkını” açıklayıp “beklentileri yönetmeye” devam ederse, 2016’ya sakin bir giriş yapabiliriz. Aksi takdirde hiç istemediğimiz ve sene başında çok acısını çektiğimiz “Merkez Bankası kredibilite sorunu ve politik baskı” konu başlıkları açılacaktır.

Başımızda yeterince dert var. Umarım başkan piyasayı ikna eder!

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
25 Aralık 2015 Cuma, 17:46 Misafir geçen sene olduğu gibi, birden arttıracakmış.
23 Aralık 2015 Çarşamba, 11:59 Misafir merkez bankasının (mb) döviz rezervi yetersiz ve faiz arttirilmiyor bence faiz`in arttirilmasi gerekirdi , 2016`da mb`nin döviz rezervi daha da azalacaktir mevcut durumda... türkiye kısa vadeli dış borçları çevirmekte zorlanırsa bu günkü rezervler yeterli gelmez...en önemli döviz kazanma kapısı olan turizmde de isler iyiye gitmiyor...
Yukarı