TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Davos’tan bize kalanlar: Robotlar göçmenler ve Kıbrıs

 

Davos’a ilk defa bu sene geldim. Dolayısıyla “Geçmişte Davos şöyleydi! Bu sene bunlar farklıydı” ukalalığını yapmam pek doğru olmaz. Ama 3 günlük izlenimler sonrasında Davos’tan öne çıkanların ve Türkiye’nin bu konularda nerede durduğunun analizini yapabilirim sanırım.

Robotlar, yüksek teknoloji ve 4. sanayi devrimi, Davos’un ana konusuydu. 3 gün boyunca etrafımızda dans eden, odun kıran, kahve pişirip servis yapan robotlar gördük. Tabii bu işin aslında magazin tarafıydı. Anlaşılan o ki önümüzdeki 10 yıl içinde üretim yapan, servis sektöründe iştigal eden her kim olursa olsun çok hızla hayatına internet bağlantılı, insan gücü yerine robotların devrede olduğu, verimliliğin maksimize edilip maliyetlerin minimuma indirildiği bir sisteme maruz kalacak. Bunun dışında kalan ise pazar payını kaybettiğini görecek. “Türkiye nerede bu konuda?” derseniz, maalesef biz daha sanayi devriminde 3. fazı bitiremedik. Davos’ta Türk Telekom, Borusan, Turkcell gibi birçok Türk şirketinin bu gelişmeleri takip etmek için bulunduğunu gördük. Ancak dost acı söyler misali, “Çok çalışmamız lazım, çok!” diyebilirim.

 

AVRUPA’NIN GÖÇMEN KORKUSU

Davos’ta bir panelde Hollanda Başbakanı Rutte dedi ki: “Geçen yıl 1 milyondan fazla mülteci AB sınırlarından geçti. Birçok önlem alındığı söyleniyor ama 2016’nın sadece 3 haftasında 35 bin mülteci daha geldi. 6 hafta sonra havalar ısınacak ve göç hızlanacak. Bir şeyler yapmamız lazım.” Almanya’dan mülteci krizi dolayısıyla Davos’a katılamayan Merkel yerine buraya gelen Cumhurbaşkanı Gauck da AB’ye akın eden göçmenlerden endişeli. Gauck enteresan bir öneri getirerek “Ürdün’e serbest ticaret bölgesi kurup Suriyelileri oraya yerleştirelim. Onların ürettiği mallara da alım garantisi verelim ki gelmesinler” dedi. Fransa Başbakanı Valles ve Yunanistan Başbakanı Çipras da acil bir şeyler yapılması gerektiğini, aksi takdirde AB projesinin ciddi yara alacağını ifade ettiler. Türkiye bu konuda nerede? İşin insani boyutu, yurdumuzda misafir ettiğimiz 2.5 milyon Suriyeli göçmeni ne yapacağımıza dair sorunları kabul etmekle beraber, Davos’ta gördüğüm resim, diplomasi yoluyla AB’nin göçmen korkusunu kullanarak mülteci krizini lehimize çevirebiliriz. Yani Türkiye’nin istekleri yerine getirilmeden olmaz. Örnek, AB üyelik, serbest dolaşım hakkı, Gümrük Birliği upgrade gibi...

 

‘UNITED’ KIBRIS

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Türkiye’den başka ülkece tanınmamasına rağmen, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Davos’ta herhalde en popüler 10 katılımcıdan biriydi. Davos’ta G.Kıbrıs Lideri Anastasiadis ile yaptıkları panel çok konuşuldu. Akıncı, burada önce Başbakan Davutoğlu’yla, arkasından İngiltere Başbakanı Cameron, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’yle ve AB Komisyonu Başkanı Juncker’le görüştü. Akıncı, Bloomberg HT’ye röportajında mayıstaki G.Kıbrıs seçimlerinin önemli olduğunu ve adanın iki tarafının da ortaya çıkan bu fırsatı kaçırmak istemediğini söyledi. Kıbrıs konusunun çözülmesi Türkiye’yi nasıl etkiler? Mülteci konusunda olduğu gibi Kıbrıs sorununda da önce çekinceleri koymak lazım. Türk tarafı 10 sene önce de birleşmeye “Evet” demişti ama Yunan tarafı yüzde 75 “Hayır” dedi. Bu psikolojinin Türk tarafında yarattığı bir “aldatılmışlık” hissiyatı var. Ayrıca eğer ada birleşirse Türkiye için bu Akdeniz’de bir “etki kaybına” yol açar mı? Daha sonra işler yolunda gitmezse Türk tarafının adadaki güvenliği ve hakları nasıl sağlanacak gibi durumlar da var.

Ancak... Olası bir Birleşik Kıbrıs formülü, Akdeniz sahasında bulunan doğalgazın Kıbrıs üzerinden Türkiye ve Yunanistan aracılığıyla Avrupa’ya erişimini sağlayacak. Sadece doğalgaz değil İsrail’den başlayacak elektrik hatlarının yine Kıbrıs üzerinden Türkiye aracılığıyla Avrupa’ya ulaşımı mümkün olacak. Kısaca AB Doğu Akdeniz enerji havzasının Avrupa’ya ulaşmasını istiyor. Birleşik Kıbrıs bunun için şart. Bizim de oyunu buna göre oynamamız gerek...

 

Yukarı