TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Latin Amerika ve Türkiye’nin yerinde sayan ihracatı

 

Bu hafta 2015 yılı dış ticaret verileri açıklandı. İhracatımız geçen yıla göre yüzde 8.7’lik azalışla 144 milyar dolar olmuş. İthalatımız da yine geçen yıla göre yüzde 14 azalarak 207 milyar dolarda kalmış. Böylece 2015’te bir sene öncesine göre dış ticaretimiz yaklaşık 20 milyar dolar azalarak 63 milyar dolara gerilemiş. Peki nasıl olmuş bu düzelme? Sebebi basit, 2014’te Türkiye enerji faturası olarak 54 milyar dolar ödemişken 2015’te bu rakam 38 milyar dolara inmiş.

İHRACAT 4 SENEDİR PATİNAJDA

İhracat rakamlarına baktığımızda son 4 senenin performansı şöyle: 2012 152 milyar dolar, 2013 151 milyar dolar, 2014 157 milyar dolar ve bu sene 144 milyar dolar. Bilgi vermesi açısından 2011’de toplam ihracatımız 134 milyar dolar olmuş. İhracattaki bu kaybı görmezsek sanırım teşhisi doğru koyamayız. Geçen yılki ihracat kaybını açıklamak görece olarak kolay; Rusya krizi ve petrol fiyatlarının düşüşü sonrası mal sattığımız petrol zengini ülkelerin zayıflayan ekonomileri. Peki ondan önceki yıllarda sorun neydi? 2012 ve 2014 yılları arasında 150 milyar dolar mertebesinde sıkışan ihracatımızı kısıtlayan şartlar nelerdi? Avrupa krizi ve AB’de durma noktasına gelen ekonomik faaliyetler, küresel ekonomilerde yaşanan durgunluk, Arap Baharı ve sonrasında bölgede yaşanan ekonomik istikrarsızlık öne çıkan sorunlar.

Görüldüğü üzere sorunlar muhtelif. Ancak bunların arasında bir ortak payda var. İhracatta yakın coğrafyaya özellikle de olası krizlerden birbirlerini tetikleme şansı bulunan ülkelere odaklanmak akıllı bir strateji değilmiş. İhracat pazarlarınızda gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olanların dengesi de emtia üreticilerinin ve imalat sanayiinde iyi olanların oranı da çok önemli.

Örnek vermek gerekirse; Rusya ile yaşanan kriz sonrası bir yıl içinde ülkeye yaptığımız ihracat yüzde 39 azaldı. Bir başka örnek petrol mağduru Irak’a ihracatımız bir yılda 2 milyar dolara yakın azaldı.

UZAK PAZARLARA BAKMAK LAZIM

İşte bu noktada artık ihracatçımızın devletin de desteği ve teşviki ile uzak pazarlara göz dikmesi gerekiyor. Bunların başında da ABD geliyor. Girmesi çok zor olan bu pazar bence Türkiye’nin aşması gereken bir engel. İşin politik tarafı var, aynı zamanda fiyat ve hacim sorunları var, ama nasıl benzer bir ekonomik büyüklük olan AB’ye ihracatımızı soktuysak ABD için de uğraşmalıyız.

ABD için ön çalışmalar Latin Amerika’da yapılabilir mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan önümüzdeki hafta ana gündemi ekonomi olan Peru, Ekvador ve Şili’den oluşan Latin Amerika turuna çıkıyor. 3 ülke de bölgenin Arjantin ve Brezilya’dan sonra öne çıkan pazarları. 240 milyar dolarlık toplam GSMH’sinin yüzde 20’sini bakır satışından sağlayan Şili, bu 3 ülkeden en büyüğü. Şili toplam ticaretinin yüzde 35’ini Çin’le, yüzde 25’ini ABD ve yüzde 10’unu da Japonya ile yapıyor. Bir başka destinasyon; 200 milyar dolarlık GSMH ile Peru. Bölgenin en hızlı büyüyen ekonomisi. 10 sene önceki büyüklüğü sadece 60 milyar dolarmış. Bakır, altın, çinko ihraç ediyor. İleri teknoloji ürünü alıyor. Peru’nun da en fazla ticaret yaptığı ilk 3 ülke sırasıyla Çin, ABD, Brezilya.

Latin Amerika zor bir pazar. Ülkelerin oturmuş altyapıları çoğunlukla mevcut değil. Brezilya örneğinde olduğu gibi politik skandallar hat safhada. Ancak eğer Çin, Japonya, ABD buralarda mal satabiliyorsa ve biz de global bir oyuncu olmak istiyorsak zor olanı başarmak durumdayız.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
31 Ocak 2016 Pazar, 21:32 Misafir Latin amerikayi gezdim fiyatlar iyi pazarda guzel. Bekir acar
Yukarı