TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Finans piyasalarının huzuru kaçmaya başladı

 

2008-2009 krizi finans tarihinde gördüğümüz en büyük ve tahrip etkisi en yüksek krizlerden biriydi. Kapitalizmin yara aldığı, finans piyasalarına güvenin dibe vurduğu ve milyarlarca dolarlık bankaların, şirketlerin battığı bir krizdi. Ancak krizin sonuçlarından daha kötü olan, çözüm için ortaya atılan önerilerin “moral hazard” yani finansal anlamda ahlaki çöküşü körüklenmesinden öte bir faydaları olmayışıydı.

GELİR DAĞILIMI BOZUKLUĞU ALARM VERİYOR

ABD’de en fazla geliri olan yüzde 1, daha sonra gelen ilk yüzde 19 ve en dipteki yüzde 20’nin 1980’lerden bu yana gelirlerindeki artış karşılaştırılmış. 1980’de bu üç grubun da gelirinin “0 noktasında” olduğu varsayılarak yapılan bu araştırmada 35 sene sonra 2015’te en düşük gelirli grubun seviyesi 50’li rakamlara çıkmış. En üstte yüzde 1’in ise gelir seviyesi 200’e fırlamış. Bu yüzde 1’lik ultra zengin grubun hemen arkasından gelen en zengin yüzde 19’unun gelir seviyesi ise 70’te kalmış. 35 sene içinde en zengin yüzde 1’lik grup, gelirlerini 0’dan 200’e çıkarırken diğer hiçbir gelir seviyesinde buna benzer bir yükseliş olmamış.

Ultra zenginler ve gelir dağılımındaki bozulma sadece ABD’nin sorunu değil. Gelin biraz daha rakamlara bakalım. 2015 yılı sonu itibarıyla dünya üzerinde 2188 kişi “milyarder” sınıfında kategorize ediliyor (Kaynak Hurun Report). Milyarderlerin toplam sahip oldukları servetin büyüklüğü 7.3 trilyon dolar ve bu bir önceki seneye göre yüzde 9 artmış. Bir başka ifadeyle 2188 milyarderin serveti Almanya ve İngiltere’nin toplam GSMH’sinden daha fazla.

Son bir istatistik: Bu milyarder kategorisindeki insanların ortalama yaşı 64 ve 68 ülkeye dağılmış vaziyetteler. Peki bu milyarderler en çok hangi ülkede yaşamakta? Eğer tahmininiz “ABD” ise yanılıyorsunuz. En azından 2015 itibarıyla artık yanılıyorsunuz! Çünkü 2015 yılı içinde Çin ekonomisinin yüzde 6.8 ile son 25 yılın en düşük büyümesini gerçekleştirdiği bir senede 90 Çin vatandaşı daha “milyarder” sıfatını almış ve 568 milyarder ile Çin, ABD’nin “en fazla milyarder zenginin yaşadığı ülke” olma özelliğini elinden almış. Çin ekonomisinin alarm veriyor olması ya da ülkeden ciddi para çıkışı yaşanması, Çin milyarder sayısının artmasını durdurmamış.

TİCARET YERİNDE SAYIYOR

Dünya Ticaret Örgütü’nün verilerine göre 2015 yılında uluslararası ticaret miktarsal karşılık olarak dolar bazında yüzde 13.8 azalmış ve 2009 krizi seviyesine dönmüş. Bu düşüşün bir kısmı doların değer kazanışından kaynaklansa da ciddi bir kısmı hacim olarak da ticaretin artmıyor oluşundan mütevellit. Yakından takip edilen Baltic Dry Endeksi (Kuru yük endeksi) 2009 kriz seviyesinin neredeyse yarısına demir atmış duruyor. İstatistik vermek gerekirse en büyük ticaret partnerlerinden olan Çin’in Latin Amerika’ya olan ticareti yüzde 50 daralmış vaziyette. Afrika’nın ABD pazarına olan ihracatı ise yüzde 40 düşmüş.

Manzara bu şekilde. Ticaret yerinde sayıyor. Kişi başına düşen gelir artmıyor ancak zenginler listesinde rakam artmaya devam ediyor. Bu durumun sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Daha ötesi küresel ekonomilerin içine düştüğü “büyümeme sorununun” da ekstra likidite ile ya da negatif faizle aşılamayacağını hatta işlerin daha arapsaçına döneceğini öngörüyorum.

Çare?

İnsan odaklı, üretim ve daha eşit paylaşım esaslı, şirketlerin değil bireylerin gelir düzeyini artıran bir ekonomi modeli. Ne zaman? Dün başlasaydık, daha iyi olurdu. Kolay mı? Değil, ama böyle devam edersek hepimiz için daha vahim sonuçlar söz konusu.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
02 Mart 2016 Çarşamba, 12:20 Misafir gelir dağılımının daha eşit paylaşımı için geçici olan işlere (özellikle inşaat sektöründe)minimum saat ücreti uygulaması olması(gelişmiş ülkelerde olduğu gibi)gelir dağılımını nispeten şu andaki durumundan daha düzgün hale getirir...böylece proje bazlı,dönemsel veya geçici işlerde çalışan insanlar kaç saat çalışmışlarsa ona göre emeklerinin karşılıklarını alırlar...
Yukarı