TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

İyi haber eşittir güçlü piyasa

 

Dün öğleden sonra ABD’den tarım dışı istihdam verisi geldi. Şubat ayında 230 bin kişilik bir istihdam sağlanmış. Yıllık işsizlik yüzde 4.9’a gerilemiş. Üstelik istihdama katılım oranı yüzde 62.9’la Nisan 2014’ten beri en yüksek seviyeye çıkmış. Yani ABD’de işler istihdam tarafında gayet yolunda. Ücretlerdeki artış kısmında ise geçen sene haziran ayından beri devam eden yükselişte şubat ayında sert sayılabilecek bir düşüş olmuş. Genel yükseliş trendini bozmasa da şubat ayında ortalama ücretlerde artış yerine daralma oluşu biraz kafa karıştırdı. Benim bu konudaki fikrim şubat ayı verisinin bir kerelik olduğu ve ücret artışlarının devam ettiği yolunda. İyi verilere ek olması açısından yine hafta boyunca ABD’den güçlü gelen imalat endeksi, kişisel tüketim ve gelirlerdeki artışı da ekleyebiliriz.

Bu verilerin ardından akla gelen ilk soru şu: “Eğer ABD’de veriler iyi geliyorsa FED faiz artırımlarını hızlandırır mı?”

FED’in ilk toplantısı mart ayında. Bu toplantıda FED’den faiz artırımı bekleyenlerin oranı sadece yüzde 8. FED’den yüzde 50’den daha fazla ihtimalle faiz artırımı beklenen ilk toplantı eylül ayında. 2016’nın Aralık ayında ise piyasa yüzde 25 oranında FED’den ikinci faiz artırımını bekliyor.

İlk paragrafta saydığımız son 1 aydır gelen olumlu veriler, piyasada “FED’in faiz artırım iştahını artırmış mı?” diye baktığımızda ise, eylül toplantısında 1 ay önce faiz artırımı bekleyenlerin oranı yüzde 35 iken bugün bu oranın yüzde 60’a çıkmış olduğunu görüyoruz. Yani kısaca “faiz artırımı beklentisi artmış”.

Peki veriler iyi gelip de faiz artırımı beklentisi artınca doların değeri ve faiz artmış mı?

Bunun cevabı da tahmin edildiği gibi “Evet”. ABD Doları’nın 6 önemli kura karşı değerini belirleyen dolar endeksinde ay boyunca yüzde 3’e yakın bir yükseliş oldu. Diğer tarafta 2 yıllık ABD tahvil faizi de son ay içinde 20 baz puan yükselerek 0.90 seviyesine yaklaştı. Yani burada kısaca cevap şu: “İyi veri sonrası dolar varlıkların hem faizi hem de değeri yükselmiş.”

Şimdi geldik en can alıcı kısma. Önce gelin birlikte bir mantık kurgusu yapalım.

Gelişen ülkeler (EM) için eğer en büyük risk “ABD ekonomisinin toparlanması sonrası FED’in faiz artırımlarına devam edeceği” durumda yaşanıyorsa, son 1 aydır piyasalarda olup bitenin EM için hiç de istenen bir gelişme olmaması gerekir.

Ancak gerçek hiç de böyle değil. Uluslararası Finans Ajansı (IIF) verilerine göre büyük çoğunluğu şubat ayında olmak üzere gelişen ülke tahvillerine toplam 5 milyar dolar para girişi olmuş. Bu para girişi sonrası gelişen ülke tahvil sepetinde fiyat bazında yüzde 3.5’lik bir yükseliş olmuş. Bir de gelişen ülke paralarına bakalım. Başta Latin Amerika kurları; Real, Pezo olmak üzere gelişen ülke kurlarında yüzde 4-5’leri bulan kazançlar var. Hisse tarafında da Morgan Stanley Gelişen Ülkeler Endeksi son bir ayda yüzde 5.5 yükselmiş vaziyette.

Demek ki, FED faiz artışı beklentisinin arttığı, doların güçlendiği, hatta ABD tahvil faizlerinin de arttığı bir ortamda “eğer ekonomiler toparlıyor, küresel resesyon riski bertaraf ediliyor” modu hâkim olursa gelişen ülkeler dahi bu işten kazançlı çıkabiliyormuş.

Yeter ki FED’in faiz artışlarının çok hızlı olmayacağı tezi devam etsin.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
08 Mart 2016 Salı, 19:23 Misafir Yanı buna gore cuma günkü açıklamalar parasal genişleme ve faiz artırımı aralıklı olack .dolar/TL yükselecek galiba? Pki normalide bu ancak neden hala dolar 2.72 düşecj diyip küçük yatırımcıyı yaniltiyorlar.
06 Mart 2016 Pazar, 03:30 Misafir bence asıl sorun türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna geçtiğinde ortaya çıkacak... neden derseniz yüksek faizle dış borçları çevirmemiz sonsuza kadar sürmeyecektir, türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna gelince, dışarıya net kaynak çıkışı olacak ve fakirleşme başlıyacak ülkemizde...
Yukarı