TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Mayıs sonuna kadar gözler iç siyasette olacak

 

Piyasaların Türkiye ve Türk varlıklarıyla olan “aşk” ve “nefret” şeklinde cereyan eden ilişkisinde bu hafta “Benden uzak olsun” moduna geçtik. Öyle bir haftayı tamamlıyoruz ki, sadece 5 gün içinde Borsa İstanbul’da kayıp yüzde 10’u buldu. Endeksin şubat ortasından beri girdiği yükseliş sürecinde yaptığı yüzde 20 primin yarısı bir hafta içinde geri verilmiş oldu. Bankacılık endeksinde ise yüzde 15’e yaklaştı. Türk Lirası’nın aynı dönemde ABD Doları’na karşı kaybı yüzde 5 oldu. 10 yıllık Türk tahvilinin faizi 1 haftada 70 baz puan arttı ve yüzde 9.90 ile nisan başındaki seviyeye yükseldi. Kısaca piyasaların üzerinden bir anlamda silindir geçti.

Sorun ne?

Geçen çarşamba günü bu köşede, “Mayıs ayı kimseye iyi gelmedi” diye yazmıştım. Yazının içinde de uzun bir şekilde küresel piyasalarda bu satışın sebeplerini; Çin’deki artan risklerden yavaşlayan ekonomilere kadar anlattım ve mayıs başından beri devam eden küresel piyasalardaki satışın Türkiye dahil birçok ülkeyi sert vurduğunu belirttim. Bahsi geçen mayıs satışı, hafta boyunca devam etti. Geçen 1 hafta içinde Morgan Stanley’in gelişen ülkeler kur endeksi yüzde 2 değer kaybetti. Gelin bir de hisse senedi tarafına bakalım. Morgan Stanley’in aynı zamanda gelişen ülkeler hisse endeksi var. Bu endeks de son 1 haftada yüzde 4 değer kaybetti.

Demek ki ilk tespit; şubat ortasından itibaren küresel piyasalarda (ve bizde) başlayan “risk on” sürecinin bu hafta her yerde ağır yara alması.

Gelelim ikinci sebep, iç siyasetteki gelişmelere!

Piyasada işlem yapan yatırımcıların birçoğu için, “Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir senkron sorunu var” olgusu yabancı bir kavram değildi. Özellikle “başkanlık mevzusunun” bu iki liderin arasında bir sorun yaratabileceği yatırımcı raporlarında bahsi geçen noktalardan biriydi. Hatta birçok yatırımcı raporunda, başkanlık mevzusuna binaen, yılın sonuna doğru bir referandum hatta belki bir erken seçim yapılabilme ihtimallerinden dahi bahsediliyordu.

Ancak bir hafta içinde çok hızlı ilerleyen ve sonuçta Başbakan Davutoğlu’nun görevi bırakacağı, mevcut Bakanlar Kurulu’nun düşüp 1 ay içinde Türkiye’nin yeni bir Başbakan ve Bakanlar Kurulu ile yola devam etmek durumunda kalacağı hemen hiç kimsenin beklediği bir durum değildi.

Bu açıdan bakıldığında, “Başbakan Davutoğlu’nun görevini bırakıyor olması” büyük bir gelişmedir. Piyasalar açısından fiyatlaması uzun sürecek bir konudur. Özellikle yeni oluşacak olan Bakanlar Kurulu’nun ekonomi kadrosunun kimlerden meydana geleceği piyasalar açısından bir başka risk.

Bununla bitiyor mu? Hayır. Başbakan’ın ve Bakanlar Kurulu’nun belli olmasından sonra nasıl bir öncelik listesi olacak? 64. hükümetin öncelik listesi; reformlar, AB ile yeniden geliştirilen ticari ve siyasi ilişkiler gibi konular acaba yeni hükümetin de ajandasında yer alacak mı?

Başkanlık ve Anayasa değişikliği konusu ve bunun bir referandumla birleştirilmesi ihtimali yeni kurulacak hükümetin ne kadar önceliği olacak?

İşte bu soruların cevapları alınana kadar iç siyasette risk primi yüksek kalmaya devam edecektir. Piyasalar belirsizlik sevmez, hep tekrarladığımız bir klişedir ama diğer bir gerçek daha var ki, piyasalar suyun ne kadar derin olduğunu anlamadan o suya atlamaz.

 

Yukarı