TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Kredi faizleri düşerse dertler biter mi?

 

TCMB’nin yakın zamanda açıkladığı ve mayıs başı itibarı verilere göre, bankacılık sektörünün toplam kredi büyüme hızı, kur etkisinden arındırılmış vaziyette bakıldığında yıllık yüzde 10’lar seviyesine gerilemiş durumda. Bu kadar düşük bir kredi büyüme hızını son 6 yıldır hiç görmedik. İşin kötü tarafı, toplam krediler içinde artış hızı en sert düşen ise yıllık ortalama yüzde 6’lara kadar gerileyen ticari krediler.

Gelin işin bir de faiz tarafında bakalım. Yine TCMB’nin açıkladığı rakamlara göre, yılbaşında ortalama 32 günlük mevduat faiz oranı yüzde 12.9’lardan yüzde 11.9’lara gerilemiş vaziyette. Aynı dönemde 2 yıllık tahvil faizleri ise tam puan düşüp yüzde 11.3’ten yüzde 9.3’e gerilemiş vaziyette. Son bir hatırlatma olarak geçen 3 ay içinde TCMB’nin toplam 125 baz puan faiz indirimi yaptığını da hatırlatalım.

Şimdi de kredi faizlerine bakalım. Bloomberg HT’nin verilerine göre ortalama KOBİ kredi faizleri yılbaşında yüzde 17’ler seviyesindeyken bugün yüzde 16’lara inmiş durumda. Konut kredilerinde de yılbaşındaki ortalama yüzde 14.5’ler, yüzde 13.5’lere inmiş.

PEKİ SORUN NE?

TCMB faiz indiriyor, tahvil ve mevduat faizleri geriliyor, kredi maliyetleri aynı ölçüde olmasa da geriliyor, ama bankaların kredi verme iştahı artmıyor. Ya da bir başka ifadeyle, kredi kullanmak isteyenlerin iştahı hâlâ artmıyor.

Burada ortaya çıkan en büyük sorun, bankaların kredi vermek istediği şirket ya da bireyler ile kredi kullanmak isteyen şirket ve bireylerin örtüşmüyor olması. Daha açık bir ifadeyle, toplam sorunlu kredi oranı yıl sonunda yüzde 4’leri bulması beklenen bankacılık sektörü artık kredi kullandırırken “yoğurdu üfleyerek yemek” istiyor. Hatta biraz daha açacak olursak; sorunlu kredi oranı yüzde 6’larda dolaşan KOBİ’lere ya da batık kredi oranı yüzde 9’larda seyreden tüketici kredilerine bankalar çok istekli değiller.

Diğer bir sorun da bankaların yüzde 140 çıkan mevduat/kredi oranı. Türkiye’de ortalama mevduat artışı uzun süredir kredi artışının altında seyrediyor. Şu anda yüzde 15’lerde. Yurtdışından da daha fazla kaynak getirmek bu konjonktürde oldukça zor olduğu için bankalar isteseler de yeni kredi verme konusunda çok iştahlı olamıyorlar.

DEMEK Kİ NEYMİŞ?

Kredi kaynakları için elimizdeki toplam mevduat büyüklüğü yetmiyormuş. Bankalar kredi verebilmek için son yıllarda yurtdışından çok ciddi yabancı parayla borçlanma yapmışlar. Ancak artık bu borçlanma eskisi kadar kolay olmuyormuş.

Son dönemde bankaların kredi portföylerinde ciddi sorunlu kredi miktarı oluşmuş. Bu sebeple yeni kredi verme konusunda, bankaların hem iştahı hem de fleksibilitesi azalmış.

Bu sebeple içeride düşen faizlere rağmen kredi büyümesi son derece yavaş gidiyor. Bu resmi değiştirmenin uzun vadeli kalıcı çözümü “vatandaşın tasarruflarını (mevduatları)” artırması. Kısa ve pratik yolu ise “yeniden yurtdışından içeriye kaynak akışını sağlamak”. İkisi için de siyasi istikrar, toplumsal barış ve dinamik bir ekonomi lazım.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
30 Mayıs 2016 Pazartesi, 02:21 Misafir 2012 yılından sonra büyüme oranları düştü, işsizlik arttı, piyasada durgunluk başladı. turizm sektöründe de büyük sıkıntılar daha şimdiden başladı , otellerde iptal edilen rezervasyonlar... sanırım turizm sektöründe yaşanan gelir kaybı hazirandan sonra daha da fazla hissedilecek...
28 Mayıs 2016 Cumartesi, 21:07 Misafir Bir ekonomide istikrar için temel gösterge ''ortalama tasarruf'' oranı olduğundan , bu oran ekonomideki istikrarın ne kadar sağlıklı olduğunu gösterir. Dünyada gelişmekte olan ülkelerin ortalama tasarruf oranı yüzde 20'nin üstündedir. Bizde yüzde 13 dolayındadır. Bizde insanlar yoksullaşıyor ... Yurtdışından düşük borçlanma faizi ile para bulmak ta geçmiş yıllara göre kolay değil , fed faizlerinin yükselmesiyle daha da zorlaşacaktır…özetle bir ekonomide yatırım ve sanayileşme olmadan zenginleşme ve tasarruf olmaz …
28 Mayıs 2016 Cumartesi, 09:47 Misafir evet
Yukarı