TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

‘Veri zayıf ama faiz artışları masadan kalkmış diyemem’

 

İstanbul ekonomi dünyasının çok önemli bir ismini ağırladı. Sabancı Üniversitesi’nin “Center of Excellence in Finance” forumunda konuşmacı olarak gelen eski ABD Hazine Bakanı Prof. Larry Summers ile BloombergHT olarak röportaj yapma şansım oldu. Bu röportajı daha önemli yapan konu ise biz sohbete başlamadan hemen önce ABD’de tarım dışı istihdam verisinin son 6 yılın en kötüsü olarak açıklanması ve FED’in yakın zamanda yapmaya hazırlandığı faiz artışını bir anda altüst etmesiydi.

‘TEK VERİYE BAKARAK KARAR VEREMEM!’

Prof. Summers mayıs ayı verilerine oldukça şaşırmış. Ancak enteresan bir noktanın altını çiziyor ve şöyle diyor: “Mayıs ayı ekonomik açıdan sorunlu bir ay. Sadece istihdam verisine bakarak orta vadeli trendlerin değiştiği yönünde bir yorum yapamam”. Kısaca “Veri zayıf ama faiz artışları masadan kalkmıştır diyemem” yorumu yapıyor.

YELLEN BAŞARILI...

Larry Summers, Lehman krizi sırasında ABD Başkanı Obama’nın ekonomi danışmanı olarak görev yapmış ve 2013’te Bernanke, FED Başkanlığı görevini bırakırken ismi yeni FED Başkanı olarak çok tartışılmıştı. İşte bu isme şu soruyu sordum: “Yellen başarılı mı?” Cevap net oldu: “Dışarıdan yargılamak kolay! Yellen veri bağımlı politikası ile iyi iş çıkarıyor.” Summers, Türkiye ekonomisinin küresel piyasalardaki bütün olumsuzluklara rağmen ciddi bir potansiyeli olduğunu belirtip şunu söyledi: “Türkiye ekonomisinin sorunu belli; acil yapılması gereken yapısal reformlar ve hukukun üstünlüğünün geçer kılınması. Summers bu konuda “Yurtdışından bakıldığında sorun var gözüküyor” dedi!

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE FAİZLER DÜŞÜK MÜ? YÜKSEK Mİ?

Küresel piyasalarda yaşadığımız durumun izahatı çok zor. Bazı merkez bankaları faiz artırmayı düşünüyor. Diğer yandan başka büyük merkez bankaları ise “negatif faiz”e geçiyor. Enteresanlıklar bununla da bitmiyor. Bazı merkez bankaları ellerindeki rezervlerin kompozisyonunu değiştiriyor ve nakdi azaltıp altın alıyorlar. Aynı anda başka önemli merkez bankaları ise etrafta hisse senedi, şirket tahvili ne varsa satın alıyorlar. Yaşadıklarımız modern finans tarihinde çok rastladığımız bir durum değil. Bu sebeple etrafımızda, ülkeler arasında ciddi farklılıklar gösteren faiz seviyeleri ve kafası karışık bir şekilde dolaşan yatırımcılar var.

GELİN DETAYA GİRELİM

Halihazırda Avrupa Merkez Bankası ve Japon Merkez Bankası parasal genişlemeye devam ediyor. Bu 2 merkez bankasının düzenli olarak ikinci piyasadan ülke tahvili alması sonucu yüzde 75’i Japon ve Alman tahvillerinden oluşan toplam değeri 10 trilyon doların üzerinde olan ülke tahvili negatif faizle fiyatlanıyor. Öyle ki, Japon Merkez Bankası yakın zamanda ilk defa negatif faiz ile 10 yıllık bono ihraç etti. Fakat gariplikler bununla bitmiyor. Avrupa Merkez Bankası’nın yakın zamanda şirket tahvili almaya başlaması, “negatif faiz” çılgınlığının şirket tahvillerine de yayılmasına yol açtı. Avrupa’da şu an GE, Louis Vuitton, Philip Morris gibi şirketler 6 ay 1 yıl gibi vadelerde eksi faizle borçlanmaya başladılar. Avrupa’daki bu negatif faiz çılgınlığı herkesin ağzının suyunu akıtıyor. Amerikalı şirketlerin son 5 ayda Avrupa pazarında Euro cinsinden yaptığı bono ihraçları da patladı.

ABD TAHVİLLERİ GÖZDE

Avrupa ve Japonya’da durum bu olunca gözler ABD’ye çevriliyor. Ülke tahvillerine baktığımızda örnek vermek gerekirse 10 yıllık ABD tahvili aynı notta olan 10 yıllık Alman tahvil faizinin üzerine 170 baz puan (% 1.7) daha fazla faiz veriyor. Şirket tahvilleri ise daha çekici. ABD’de yatırım yapılabilir şirket tahvillerinin getiri eğrisi ortalama olarak Avrupa’daki benzerlerinden tam 300 baz puan (%3) daha fazla faiz ödüyor. Yatırımcının yapması gereken elindeki Euro ve yen cinsinden varlıkları, ilgili merkez bankalarına satmak ve buradan yarattıkları nakit ile de ya daha riskli uzun vadeli aynı kurdan ülke tahvili almak ya da dolar cinsinden sabit getirili tahvile girmek. İşte bu noktada ABD ülke tahvil ve şirket tahvil faizleri uluslararası yatırımcıların sürekli göz hapsinde kalıyor ve yabancı yatırımcı ilgisine mazhar oluyor. Sorun bunun daha ne kadar devam edeceği.

 

Yukarı