TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Buyrun size negatif faiz!

 

Almanya 10 yıllık tahvil faizi de dün modaya uyup negatif faize döndü. İkinci piyasada 10 yıllık Alman tahvillerinin faizi eksi yüzde 0.02’ye kadar geriledi. Japonya’da zaten bir süredir 10 yıllık tahviller sıfırın altında işlem görüyor. Dün burada en son geçen işlem eksi 0.18’di. İsviçre’de yine 10 yıllık tahvil faizleri son 1 yıldır negatifte. Dün İsviçre 10 yıllık tahvil faizleri rekor düşük seviye olan eksi 0.54’e kadar geriledi.

“BU İŞİN SONU YIKICI OLACAK”

Bir zamanlar dünyanın en büyük sabit getirili fonu olan PIMCO’nun ortağı ve stratejisti olan, şimdi de Janus Capital isimli fonu yöneten ünlü tahvil gurusu Bill Gross diyor ki: “Küresel tahvil faizleri 500 yılın dibine indi. Fiyatlama doğru değil. Bu bir gün patlayacak ve çok yıkıcı olacak.” Bank of Amerika’nın küresel ülke tahvillerinin faizlerinden oluşturduğu endeksin ortalama faizi sadece yüzde 0.67. Diğer yandan ikinci piyasada negatif faiz ile işlem gören toplam ülke tahvilinin nominal büyüklüğü tam 10.4 trilyon doları bulmuş vaziyette.

FAİZLER NEDEN GERİLİYOR?

Şu an hali hazırda 5 ülke merkez bankası piyasa ile işlem yaparken negatif faiz kullanıyor. Kim bunlar? Avrupa Merkez Bankası ile Japonya, Danimarka, İsveç ve İsviçre Merkez Bankaları. Bunların içinden Japonya aylık yaklaşık 60 milyar Euro’luk ve Avrupa Merkez Bankası da yaklaşık 80 milyar Euro’luk tahvil alımı yapıyor. Avrupa Merkez Bankası ülke tahvili yanında şirket tahvili de alıyor. İkinci piyasadan en düşük eksi 0.4’e kadar ve 30 yıl vadeye kadar olan tahvilleri alabiliyor. Japonya Merkez Bankası ise tahvil yanında Nikkei Borsası’ndan şirket hissesi alıyor.

Kısaca FED’in bilançosunu 4.5 trilyon dolara çıkarıp durmasının ardından, hem Avrupa’da hem de Japonya’da varlık alımı yoluyla müthiş bir para basma ve piyasaya likidite sürme operasyonu başladı. Bunun sonucunda da ikincil piyasada “bulunmaz Hint kumaşı” durumuna gelen tahvil faizleri sıfır ve altına indi.

KEŞKE TEK AÇIKLAMA BU OLSA...

Yukarıda kısaca anlattığım sebep-sonuç ilişkisi olayın su üzerinde kalan kısmı. Ama “negatif faizin” tek açıklaması değil. Küresel ekonomileri yeniden ciddi bir resesyon korkusu sardı. En son Dünya Bankası’nın küresel ekonomilerdeki büyümeyi yüzde 2.9’dan yüzde 2.4’e düşürmesinin ardından herkesin kalbi yeniden sıkışmaya başladı. Wall Street Journal’ın haberine göre “Önümüzdeki 12 ay içinde yüzde 60 oranında resesyona gireriz” diyen ekonomistlerin oranı 2012’den beri en yüksek oran olan yüzde 20’ye çıkmış.

Dünya Bankası’na göre bu sene dünya ekonomisi en fazla 2013 yılındaki kadar büyüyebilecekti. Bunca basılan paraya, şişen varlık fiyatlarına aslında bugünlerde gelmesi vaat edilen “ekonomik toparlamaya” güvenilerek tolerans gösterilmişti. Merkez bankalarının bütün bilinen ezberleri bozup “ahlaki çöküş” anlamına gelebilecek her türlü finansal mühendisliği yapmasına müsamaha gösterilmesinin sebebi “ekonomilerin düze çıkacağı” beklentisiydi. Ancak ne AB’de yüzde 1.5’i aşamayan, ne de Japonya’da yüzde 0.5’leri ancak bulabilen büyüme rakamları bu umudu canlı tutabiliyor. O zaman da herkesin aklına “Ne olacak bu Çin’in yüzde 250 oranındaki borç/GSMH oranı?” ya da “Emtia fiyatları düşük kalacaksa, şirketleri bu kadar borçlu olan gelişen ülkelere yatırım yapılır mı?” soruları akla geliyor. Ya da güçlenen ABD Doları’na rağmen 1300 dolara yaklaşan ve son 2 yılın zirvesini zorlayan “altın” güvenli liman olarak akla geliyor.

NEGATİF FAİZ ASLINDA KORKUNUN KARŞILIĞI

Sanırım derdimi anlattım. Parasal genişlemeler, tahvil alımları vs. bir yere kadar işe yaradı. Ancak dark side (karanlık tarafa geçiş), piyasadan negatif faiz ile varlık alımı ve bunun karşılığında hâlâ gelmeyen ekonomik toparlanma sonrası ortaya çıktı. Şimdi herkes endişeli ve tedirgin. Gözler merkez bankalarında ama onlar cephaneyi çoktan bitirdiler. Ne olacak peki? O da hafta kalsın...

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
15 Haziran 2016 Çarşamba, 10:35 Misafir abi senin yazılarını, tezimde kaynak göstermemde senin açından sakınca varmıdır.
Yukarı