TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Faize hücum

 

Bir ay öncesine kadar ne konuşuyorduk? “Bu yıl FED kaç defa faiz artırır?” ya da “Küresel ekonomilerin para politikalarında normalleşme başlıyor” gibi konular baştaydı. Bloomberg terminalinde dünyanın her yerinden işlem yapan trader’ların katıldığı platformlarda “1 ya da 2” kez faiz artırımı bekleyenler, Brexit sonrası bu sene faiz artırımı ihtimalini tamamen ortadan kaldırdı. Üstelik şimdilik çok yüksek bir ihtimal olmasa da “faiz indirimi” bekleyenler bile türedi.

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ARTIK FAİZ YOK!

Cuma günü itibarıyla birkaç varlık fiyatı üzerinde gelin bir son durumu hatırlayalım. Brexit sonrası herkesi bir korku aldı. Acaba bu “boşanma” yani İngiltere’nin AB’den çıkış süreci nasıl olacak? AB’nin 2. büyük ekonomisinin birlikten çıkacak olması şüphesiz ki önce İngiltere ekonomisinde daha sonra da AB ve küresel ekonomide ciddi riskler yaratacak. Hesaplara göre İngiliz ekonomisinin 2017’de resesyona girmesi, AB’de küçülmenin ise yüzde 0.5’e varabileceği hesaplanıyor. İşte bu resim içinde piyasaları da bir telaş aldı “Sermayeyi sağlam kazığa bağlamak” ya da bir başka ifade ile “güvenli limanlara hücum.”

ABD 30 yıllık tahvil faizleri yüzde 2.22’ye kadar geriledi ki bu tüm zamanların rekor seviyesi. Ama haber burada değil. Bakın diğer ülkelerde durum nasıl. Brexit sonrası “Mahvoldu, bitti” denilen İngiltere’de; 30 yıllık tahvil faizi (Gilt) yüzde 1.62’de. Geçelim Almanya’ya; 30 yıllık tahvil (Bund) faizi sadece yüzde 0.39’da. Ve geliyoruz “Yok artık” diyeceğimiz Japonya’ya, 30 yıllık Japon tahvili (Samuray) faizi ise yüzde 0.1. Yanlış okumadınız, sadece binde 1. Tabii, Almanya’da, İngiltere’de ve Japonya’da 10 yıl vadeye kadar “eksi” faiz olduğunu hatırlatmıyorum bile. Yani gelişmiş ülkelerde artık faiz diye bir şey yok! Her şey free!

ALTIN, GÜMÜŞ, ÇİNKO... EMTİA DA UÇTU

Brexit sonrası piyasalar, bu süreci, merkez bankaları “daha fazla likidite sürüp, faizleri daha da düşürür” diye yorumlayınca ve yukarıda bahsettiğim gibi faiz sıfır ve eksi arasında gidip gelince, bu sefer akıllara emtia ürünleri geldi. Sonuçta eğer herkesin elinde bol likidite varsa ve bol likidite faiz kazanmıyor aksine olduğu yerde (eksi faiz) eriyorsa, o zaman bu parayı elle tutulur gözle görülür buharlaşmayacak bir yerlere bağlamak lazım. İşte orada adres belli; altın, gümüş, çinko vs. Altın son 1 ayda yüzde 10 arttı. Yılbaşından beri yüzde 25 yükseldi ve son 2 yılın zirvesinde. Daha sert tepki gümüşte. 1 ayda yüzde 21 yaptı. Diğer yandan sanayi emtia fiyatları da hızla yükseliyor. Görünürde ülke büyümelerinde bir toparlanma olmamasına rağmen “Eldeki para buhar oluyor” korkusuyla stok dürtüsü devreye girdi ve çinko, demir cevheri fiyatları uçtu. Bu iki emtia ürününde yılbaşından beri yükseliş yüzde 40’lara yaklaştı.

HİSSE SENETLERİ BU RALLİYE DAHİL Mİ?

Hayır. ABD hariç hisse senetleri bu “risk on” furyasına katılmış değiller. Brexit sonrası Dow Jones ve S&P gibi endeksler güvenli liman algısını koruyabildiler. Ancak Avrupa’da sadece son 1 haftada (küçük bir toparlanma olsa da) endeksler ortalama yüzde 9 - 10 satış yemiş durumda.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE NELER OLUYOR?

Yukarıda bahsettiğim gibi bu sert hareketlerin iki ana sebebi var. İlki Brexit sonrası korku ve güvenli limanlara kaçış, diğeri de bu süreci yönetmek zorunda kalacak olanların yine merkez bankaları olacağı ve onların da “likidite sürmek ve faiz düşürmek” dışında bir yol bilmedikleri gerçeği. Bu gerekçeler bizim de içinde bulunduğumuz gelişen ülkeler bakımından daha da karışık. Biz dahil, Brezilya’da, Rusya’da tahvil faizlerinde son 1 ayda 70-80 baz puanlık düşüşler oldu. Ancak hâlâ Brezilya’da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 12, Rusya’da yüzde 8.3, Türkiye’de yüzde. 9.15. CDS yani risk primleri son 1 ayda küçük düşüşler görse de hâlâ geçen seneye göre bu ülkelerde daha yüksek.

BU İŞİN SONU NE OLACAK?

Bilen varsa çok para kazanır. Ancak şunu söyleyebilirim ki “Bu oyun bizim oyunumuz değil.” Yani gelişen ülkelerdeki düşen faizin de bize faydası yok, güvenli liman diye korku ile alınan emtia ürünlerinin de. Bizim için en ideal senaryo “yavaş bir küresel büyüme artışı ve para politikalarında dengeli bir normalleşme” idi. Ancak bu ihtimal artık sanırım masada değil.

Yukarı