TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

İngiltere’de Brexit depremi sonrası hasar durumu

 

İngiltere’nin AB’den ayrılma kararının çıktığı meşhur Brexit referandumunun siyasi artçıları artık durulmuşa benziyor. Başbakan Cameron bugün istifa ediyor. Ancak son 3 haftada İngiliz siyasetinde yaşananlar yakın tarihte benzeri olmayan “sürprizler ve sert manevralar” olarak zihinlerimize yer etmiş durumda.

 

SON 3 HAFTADA NELER OLDU?

Başbakan David Cameron’un “Ben yokum. Ortalığı kim kirlettiyse o temizlesin” şeklinde açıklanabilecek olan başbakanlığı bırakma kararının ardından gözler referandumda “Çıkalım” kampının en hararetli savunucusu, Muhafazakâr Parti’de genel başkanlığa en güçlü aday olarak bakılan Boris Johnson’a çevrildi. Ancak Johnson’dan hiç beklenmeyen bir hamle ise “Ben de yokum” oldu ve bir anlamda siyasi jübile yaptı. Sanırım bu kararda partisi içinde, Brexit sonrası ortaya çıkabilecek ekonomik ve politik kararları göğüslemek konusunda yalnız kalması hatta en yakın destekçilerinden Michael Gove tarafından yarı yolda bırakılmasının da etkisi oldu. Nitekim yine iddialı bir “Çıkalım” kampı savunucusu olan Gove, eski dostu Boris Johnson’u devre dışı bırakınca Muhafazakâr Parti genel başkanlık seçimlerine katıldı. Ancak parti organlarında yeterli desteği bulamayan Michael Gove da bu yarışta elendi ve tarihin sayfalarında yerini almak üzere sıraya geçti. Bu arada yine Brexit referandumunda “Çıkalım” kampında en iddialı çıkışı yapan milliyetçi ve anti AB UKIP partisinin genel başkanı Nigel Farage da sürpriz bir kararla görevinden istifa ettiğini açıkladı. Böylece Brexit’te sahada seçimi kazanan siyasetçilerin hemen hepsi büyük bir bedel ödemek zorunda kaldı.

 

BREXIT SÜRECİNİ YÖNETMEK THERESA MAY’E KALDI

İngiltere’nin AB referandumu siyaset sahnesine yeni bir isim kazandırdı. Sahnenin ağır topları çekilince Muhafazakâr Parti’de genel başkanlık görevi İçişleri Bakanı Theresa May’e kaldı . May, 1997 yılında ilk kez İngiliz Parlamento’suna girdi. Şimdi 59 yaşında olan Theresa May aynı zamanda son 6 yıldır yürüttüğü İçişleri Bakanlığı görevi ile son 50 yılın en uzun bu görevi yapan kişisi oldu. May, İngiltere’nin 54. ve aynı zamanda Thatcher’dan sonra 2. kadın başbakanı olmaya hazırlanıyor.

 

‘AB’DE KALALIM’

AB referandumu sırasında “Brexit sürecinde AB’den bazı imtiyazlar koparalım ama çıkmayalım” diyen Theresa May yarından itibaren kendisini AB’de bir başka güçlü kadın lider Alman Şansölyesi Merkel ile “AB’den boşanma” müzakerelerini yönetiyor bulacak. İşte May’in başbakanlığı kesinleştiği andan itibaren piyasaların yaşadığı coşkunun da, İngiliz Sterlini’nde son 3 günde yaşanan yüzde 3’lük rallinin de sebebi May’in başbakanlığı. Theresa May’in AB ile müzakerelerde daha yapıcı ve belki de “birlikten çıkış olmasına rağmen gümrük birliği benzeri” bir formülü devreye sokabileceği ümit ediliyor. Aynı zamanda Brexit müzakerelerinin de Boris Johnson ya da Michael Gove gibi isimlerin eline kalmıyor olması kutlanıyor.

 

MAY’İN İŞİ HİÇ KOLAY DEĞİL...

Kısa vadeli tepkileri bir kenara koyarsak, Brexit sonrası İngiltere’nin yasayacağı çok ciddi sorunlar olacak. İlk sorun; İskoçya ve K.İrlanda’da yükselen “AB yoksa biz de yokuz. Ayrılmak istiyoruz” sesleri. Bu ayrı bir yazının konusu olarak şimdilik dursun. Diğer ciddi sorun “AB süreci bitince Londra’nın kaybedeceği finans merkezi” durumu. 350 bin kişinin ekmek yediği, Britanya’nın toplam milli gelirinin dörtte birinin üretildiği Londra finans merkezi AB süreci biterse dağılır mı? AB uyumu ve finans merkezlerinin yakınlığı sebebiyle Londra’yı merkez alan 60 bin kişinin çalıştığı FINTECH (teknoloji start up şirketleri) sektörü çöker mi? AB üyeliği sebebi ile kıta Avrupa’sına hizmet vermek için Londra’yı seçen ABD’li ve Asyalı bankalar headoffice’lerini Paris ya da Berlin’e taşır mı?

Bunların hepsi ciddi ihtimaller ve bir ya da birkaçının olması durumunda Theresa May, başbakan seçildiği güne hayatı boyunca hayıflanıyor olabilir.

 

Yukarı