TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Şirket tahvilleri ve negatif faiz

 

Bloomberg HT ekranlarında sanırım takip ediyorsunuzdur. Birkaç ay önce “10 trilyon doları geçti” diye haber yaptığımız küresel piyasalardaki negatif faizle fiyatlanan tahvil stoku, bugün itibarıyla 12 trilyon doları geçmiş durumda. Hatta son dönemde merkez bankalarının moda haline getirdiği “şirket tahvili alımları” da eklendiğinde bu stok 13 trilyon doları buluyor.

Son dönemde İngiltere Merkez Bankası’nın da dahil olduğu listede, Avrupa Merkez Bankası ve Japon Merkez Bankası ya şirket tahvili alıyorlar ya da ETF alarak şirketleri rahatlatmaya çalışıyorlar. İşte bu durumdan vazife çıkaran şirketler de tahvil ihraçlarını tam gazla sürdürüyor.

Amerikan Doları cinsinden sadece son 7 ayda 2.3 trilyon dolarlık tahvil ihracı yapıldı. Geçen senenin toplamında aynı miktarda ihraç yapılmıştı. Ülke tahvilleri rekor düşük seviyeye gelince yatırımcı ne yapacağını şaşırdı. Örnek vermek gerekirse, Meksika’nın bu hafta yaptığı toplam 3 milyar dolarlık tahvil ihracına toplam 9 milyar dolarlık talep geldi. Hem de tarihi düşük seviyede.

İşte bu sebeple yeniden gözünü riskli olmasına rağmen şirket tahvillerine çevirdi. Ancak burada çok ciddi bir sorun var. AAA notuna sahip 40 yıllık yüzde 3.55 faizli Microsoft Şirket tahvili, eğer ABD 30 yıllık tahvil faizi 1 puan artarsa ve benzer yükseliş Microsoft tahvilini de vurursa şirket tahvilinde kabaca yüzde 30’luk değer kaybı söz konusu oluyor.

Yani şirket tahvilleri küresel faiz ortamında oluşabilecek en ufak bir yükselişe karşı son derece hassas durumda. Bu sebeple de yakın zamanda önce efsanevi bono trader’ı olan Bill Gross, daha sonra da ünlü yatırım şirketi Goldman Sachs “Sabit getirili tahvillerden uzak durun” dedi.

NEGATİF FAİZ ÇILGINLIĞI TERS TEPİYOR

Belki şirketler bu durumdan memnun ama negatif faiz işinden memnun olmayanlar da var. Bunların başında bankalar geliyor. Aracılık faaliyetleri yaparak para kazanan ve sermayesini de negatif faize kurban eden bankaların sağlığı her geçen gün bozuluyor.

Diğer yandan negatif faizin ters teptiği yerlerden biri de hane halkı, yani vatandaş. Wall Street Journal’in haberine göre başta Almanya olmak üzere negatif faiz ödenen Avrupa’da her yerde insanlar geleceğe dair daha çok korkuyor ve harcamak yerine daha fazla tasarruf yapıyor.

Almanya’da geçen sene hane halkı tasarruf oranı son 5 yılın zirvesi olan yüzde 10’un üzerine artmış. Diğer negatif faiz ödeyen ülkeler İsviçre, Danimarka, Japonya’da da benzer bir gelişme olmuş ve geçen sene negatif faize rağmen hane halkları harcamak yerine tasarruf etmeyi tercih etmiş.

Wall Street Journal’in haberine göre bu tercihte öne çıkan unsur “insanların negatif faizle eriyen emeklilik birikimlerini daha fazla biriktirmeyi tercih ederek sabitlemeye çalışması”. Ben de bu söyleme katılıyorum. Uzun süredir devam eden ve artık kanıksanmaya başlanan negatif faiz aslında yatırımcıların korkulu rüyası olmaya başladı.

Sadece hane halkları mı gelecekle ilgili kaygı taşıyan? Hayır! İlk paragrafta uzun uzadıya anlattığımız tahvil ihracı yapan şirketler de topladıkları bu paranın üzerinde otuyorlar. Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da faaliyet gösteren şirketler de son 5 yılın en yüksek nakit pozisyonu üzerinde oturuyorlar. Halbuki bu şirketlerin neredeyse bedava sayılabilecek bir faizle borçlandıkları bu nakdi yatırıma yönlendirmeleri beklenir. Ancak gelecek kaygıları şirketleri de esir almışa benziyor. Bu algıyı yaratan da “negatif faiz”.

Bu noktadan sonra ihtiyacımız olacak tek şey, küresel ekonomilerde yavaş da olsa bir toparlanma. Bu toparlamanın arkasından faizler ufak da olsa kıpırdayacaktır. Yukarıda yazdığım gibi bu belki ilk etapta kulağa ürkütücü geliyor ama “geleceğe dönük beklentilerin” yönetilmesi anlamında aslında en hayırlı gelişme olacaktır.

 

Yukarı