TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Gelişmekteki ülkeler yeniden gözde mi oluyor?

 

Gelişmekte olan ülke tahvillerine son 6 haftada yaklaşık 18 milyar dolar para girmiş. Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) rakamlarına göre 2016’nın ilk 7 ayında gelişen ülkelerin tahvillerine giren para son 4 yılın aynı dönemleri ile karşılaştırıldığında en yüksek rakam. Hisse tarafında da işler fena değil. Yine IIF’nin verilerine göre hissede 2016’nın ilk 7 ayı sadece 2012’den daha kötü. Aradaki bütün yıllara göre bu sene, gelişen ülkelerin hisselerine daha fazla para girmiş.

YIL BÖYLE BAŞLAMAMIŞTI

Aslında sene başında gelişen ülkeler liginde ne tahvil tarafında ne de hisse tarafında bir ilgi yoktu. FED’in seneye başlarken, şahsen benim tam olarak nereden çıktığını anlayamadığım şekilde “2016’da 4 faiz artırımı” tezi ortalığı birbirine kattı. Bu mevzu 2 ay boyunca gelişen ülkelerin canına okudu. Mart başından itibaren FED yelkenleri suya indirdi ve faiz artırımlarının “1 ya da 2 tane olabileceği” şeklinde kendini revize etti. İşte bu noktadan sonra gelişen ülkeler için işler bir miktar değişti. Özellikle tahvil tarafındaki yüksek faiz ve gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının yaptığı tahvil alımları gözleri bir anda bizim olduğumuz lige, gelişen piyasalara çevirdi.

BREXIT DÖNÜM NOKTASI OLDU

FED’in bile çekindiği bir referandumdu, İngiltere’nin AB’den ayrılışının oylandığı “Brexit”. Haziran sonunda referandum yapılana kadar, özellikle de mayıs ayı ortasından itibaren piyasaları bir korku saldı. İngiltere’nin AB’den ayrılma ihtimali, küresel piyasalar için bir kırılma noktası olarak düşünülüyordu. Bir kez daha ortalık karışmış ve gelişen piyasalara olan fon akışı durmuştu.

Korkulan oldu, İngilizler AB’den çıkma kararı aldı. Ancak piyasalar için bu kararın yansıması hiç de korkulduğu gibi olmadı. Önce İngiliz Merkez Bankası yeni bir parasal genişleme programı açıklayacağını açıkladı. Arkasından Japon Merkez Bankası mevcut parasal genişleme programını artırdığını belirti. Ve nihayet FED’in toplantı tutanaklarında Brexit sonrası faiz artırımı ihtimalinin iyice ötelendiğini gördük. Sonuç? Daha fazla likidite, daha düşük faiz ve artmayan FED faizi! Böylece gelişen ülkeler için şans bir kez daha güldü ve son 2 aydır para girişi artarak devam etti.

Bir 6 ay daha böyle gider mi?

Hayır!

Peki neden?

İlk sebebim fiyat ve ucuzluk mevzuu. Gelişen ülkelerin hisse senetlerinden oluşan MSCI hisse endeksi son 1 yılın zirvesinde. Bu endeksin sadece son 2 ayda yaptığı prim yüzde 15’in üzerinde. Diğer yandan yine bu endekse dahil olan şirketlerin ortalama fiyat/kazanç oranları yüzde 13’ler civarında ki bu oran da son 1.5 yılın en yüksek oranı. Gelişen ülke hisselerini gelişmiş ülkeler ile karşılaştırdığımızda ikisi arasındaki makasın 2013 sonundan beri hiç bu kadar kapanmadığını görüyoruz. Tahvil tarafına baktığımızda da benzer bir resim var. Gelişmekte olan ülke tahvillerinde nominal olarak hâlâ yüksek seviyeler geçerli olsa da, son 7 ayda bu ülke tahvillerinde çok ciddi düşüşler oldu. Örnek vermek gerekirse şu an yüzde 11.5 seviyesinde olan Brezilya 10 yıllık tahvil faizinde yılbaşından beri 470 baz puan düşüş oldu. Bir başka örnek Rusya’dan. Yüzde 8 seviyesinde olan Rus 10 yıllık tahvillerinde yine yılbaşından beri 130 baz puanlık düşüşler yaşandı. Hatırlatmak gerekirse bu iki ülke hâlâ resesyonda ve ciddi bir enflasyon yaşıyorlar.

SONUÇ

Çok sağlam bir 6 hafta geçti. Gelişen ülkelere iyi para girdi. Maalesef biz kendi iç konjonktürümüz sebebiyle bu işten yeterince istifade edemedik. Bundan sonra para girişinin yavaşlamasını ve daha seçici olmasını bekliyorum. Bu da aslında bize daha fazla şans tanır. Çünkü Türkiye aslında yukarıda saydığım birçok gelişen ülkeden çok daha iyi durumda. Tek ihtiyacımız biraz daha zaman ve sakin bir şekilde oyun kurmamız.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
17 Ağustos 2016 Çarşamba, 12:39 Misafir acaba doğrudan yatırım yapabilecek yabancı sermaye ülkemize neden yeterince yatırım yapmıyor …
Yukarı