TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Bazı sorular ve muhtemel cevaplar

 

Hafta sonu için biraz fazla rakam olabilir. Belki daha rahat okunacak bir şeyler yazmak gerekebilirdi. Ama bugün son dönemde içeride konuşulan bazı sorulara kendimce cevaplar vermek istedim. Bakalım ne kadarı ilginizi çekecek?

Teoride bu sorunun cevabı “Evet”. Ancak son dönemde bu ilişkinin çalışmadığını görüyoruz. 12 Ağustos verilerine göre kur etkisinden arındırılmış toplam kredi artışı yüzde 8.9’a gerilemiş vaziyette. Bu nisan ayındaki yüzde 5’lerden sonra gördüğümüz en düşük oran. Krediler içinde tüketici kredilerinde yıllık artış sadece % 4.8. Ticari kredilerde ise yüzde 12. Bütün kredi tiplerinde ortalama faizlerde aslında geçen nisan ayından beri ciddi bir düşüş var. Örnek konut kredilerinde nisan ayında yüzde 14.5’ler söz konusuyken, bugün yüzde 12.5- 13 bandına gelindiğini görüyoruz. Yine KOBİ kredilerinde 3-4 ay önceki yüzde 17’lerin yüzde 15’lere kadar gerilediğini görüyoruz. Ancak yukarıda da izah ettiğim üzere, düşen faizlerin henüz kredi talebine yansıdığını görmüyoruz. Bu da bize kredi talebinde belirleyici faktörler arasında maliyet hesabı kadar yatırım iklimi ve beklenti yönetiminin önemini bir kez daha hatırlatıyor

DÖVİZ MEVDUATLARINDA BİR DEĞİŞİKLİK VAR MI?

Hatırlanacağı üzere darbe girişimi ertesi yurtiçi yerleşikler 3 hafta boyunca çok yoğun döviz satışı gerçekleştirdi. Bu tarihler arasında vatandaş ve yerli şirketler 10 milyar doların üzerinde döviz sattı. Bu satış bir yandan içeride panikleyen yerlinin ateşini söndürürken, diğer yandan da kurun geri gelmesini sağladı. Dolar/Türk Lirası paritesi 3’ün altına gerilediği noktada ise yurtiçi yerleşiklerin bu sefer bir miktar döviz aldıklarını görüyoruz. 12 Ağustos tarihli rakamlara göre bireyler 800 milyon dolar, şirketler 1 milyar dolar olmak şartıyla DTH’lerde 1.8 milyar dolarlık artış olmuş. Toplam döviz mevduatları yılbaşından beri yüzde 9 azalmış vaziyette. Mevduat sahiplerinin TL veya yabancı para tercihleri bundan sonraki süreci belirleyecek.

TCMB’NİN FAİZ KARARINI NE ETKİLER?

Temmuz ayı enflasyon rakamı hatırlanacağı üzere gıda kaynaklı olmak şartıyla yüksek geldi. Manşet enflasyon yüzde 8.79’a kadar çıkarken, gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon da yüzde 8.70’lerde kaldı. Fakat bu hafta enflasyon cephesinde bir başka gelişme daha oldu. TCMB’nin yaptığı beklenti anketlerinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 7.8’den yüzde 8.2’e yükseldi. 12 aylık enflasyon beklentisi de yüzde 7.6’larda. Kısaca enflasyon cephesinde işler iyi gitmiyor. Bu durumda TCMB salı günü ne yapacak? Şu ana kadar üst bantta 4 ayda 200 baz puan faiz indiren ve koridorun üst sınırını yüzde 8.75’e kadar çeken TCMB, acaba bir 25 baz puan daha indirim yapar mı? Goldman Sachs bu soruya “Evet” diyor. Ancak herkes bu fikirde değil. Özellikle FED faiz artırımı ihtimali yıl sonu için hâlâ yüzde 50 oranında masanın üzerindeyken, Brent petrolün yeniden 50 doların üzerine çıktığı bir ortamda TCMB’nin faiz indirimlerinde ısrarcı olması başta kur olmak üzere piyasada ekstra kırılganlık yaratabilir. Diğer yandan son 1 ayda TCMB’nin munzam karşılıklarda yaptığı ayarlama, bankaların serbest piyasa işlemlerinde kullandığı teminatlardaki değişiklikler zaten piyasaya 7-8 milyar TL’lik bir likidite sağladı. Ben TCMB’nin bu ay faiz indirimini pas geçerek biraz daha önünü görmek isteyeceğini düşünüyorum.

Yurtdışında Brexit’den beri artarak devam eden risk iştahı son 2 aydır piyasaları coşturmaya başardı. Bu süreçte biz de içerideki darbe girişimi sonrası durumu toparlamaya çalışıyoruz. Şunu ifade etmem lazım ki yurtdışından bize karşı olan son derece olumsuz tutuma rağmen bu süreci çok iyi götürdük. Belki gelişen ülkelerin çoğunun bir nevi bayram ettiği bu 6 haftayı kaçırdık ama evin içini toparlamak anlamında iyi iş çıkardık. Ancak dışarıda hava eskisi kadar güneşli değil. Hatta bir parça bulutlar belirdi. Bizim de bundan sonraki haftalarda çok daha dikkatli olmamız gerekecek.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
22 Ağustos 2016 Pazartesi, 01:12 Misafir Sizinde yazınızda bahsettiğiniz gibi enflasyon cephesinde işler iyi gitmiyor … Tüik’in yeni yayınladığı göstergelere göre en fakir yüzde 20'lik kesimin aile bütçesinin üçte biri gıdaya gittiği için, gıda fiyatlarındaki artış en fazla en fakir yüzde 20’lik kesimi etkiliyor. özetle gıda fiyatlarındaki artış en fakir yüzde 20’lik kesimin zaten düşük olan yaşam standartlarının daha da düşmesine ve gelir dağılımının bozulmasına neden oluyor. Acaba gıda fiyatlarındaki artış önlenemez mi…
Yukarı