TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Ehlileştirilmiş kapitalizme geçiş

 

McKinsey Danışmanlık Şirketi’nin yapmış olduğu çok çarpıcı bir raporu okudum. Şirket dünyada 25 gelişmiş ülkede kabaca 800 milyonluk bir nüfusu örnekleme alanına almış. Araştırmanın en önemli sonucu şu: II. Dünya Savaşı’ndan sonra -aradaki küçük aralıklar hariç- genç nüfus ilk kez “ailesinden daha fakir olma” korkusu yaşıyor. Son 70 yıldır “kapitalizmin nimetleri” sayesinde genelde çocukların ailelerine göre daha fazla refah içinde yaşadığını görmekteyiz. Her yeni jenerasyon öncekine göre ortalamada daha fazla kazanır ve harcayabilir bir ekonomik trend yakalamış. Ancak 2008 Lehman krizi sonrası alınan bütün önlemlere rağmen günümüzde artık genç nüfus böyle hissetmiyor. Yukarıda bahsi geçen araştırmaya göre gelişmiş ülkelerdeki hane halkının % 65-70 arasındaki bir bölümü, 2005 yılıyla karşılaştırdığında 2014 sonu itibarıyla harcanabilir gelirlerinin ya aynı kaldığını ya da azaldığını belirtmiş. Halbuki bu hanehalklarına 2005 yılında “10 yıl öncesine göre gelirleriniz arttı mı?” diye sorulduğunda sadece % 2’si “Evet” diye cevap vermiş! 10 sene içinde fakirleşme hissi % 2’den % 65’e çıkmış! İnanılır gibi değil.

 

VARLIK FİYATLARININ ARTIŞI HANEHALKINI İLGİLENDİRMİYOR

2008 krizi öncesinde yıllık GSMH artışı bahsi geçen gelişmiş ülkelerdeki ortalama hanehalkının gelirlerini % 18 artırıyormuş. Bu dönemde bir yandan maaşlar artarken hanehalklarının sahip olduğu taşınmazlar, menkuller de artıyormuş. Ancak kriz sonrası her şey değişmiş. 2015 yılında artık ülkenin GSMH artışından ortalama hanehalkları sadece yüzde pay almaya başlamış. Artan işsizlik, yaşlanan aile fertleri, maaşların yerinde sayması gelişmiş ülkelerdeki ortalama hanehalkının toplam gelirlerinin düşmesine neden olmuş. Zannedildiği gibi artan borsa endeksi ve pahalanan ev fiyatları, % 70 civarında ortalama Avrupalı veya Amerikalı ailenin 2015 yılında “10 sene öncesine göre daha fakir hissediyorum” demesini engelleyememiş.

 

KAPİTALİZM ZORLANIYOR

Kriz sonrasında her şey denendi. Merkez bankaları devreye sokuldu. Finans sektörü çökmesin, bankalar batmasın diye her şey yapıldı. Bugün 50 trilyon doların üzerindeki toplam küresel tahvil stokunun % 30’una yakın kısmı “negatif faiz” ödüyor. Bu stokun % 70’i ise % 1’in altında faiz ödüyor. Merkez bankaları ikinci piyasadan şirket tahvili hatta Japonya örneğinde olduğu gibi hisse senedi bile alıyorlar. Her ay yaklaşık 100 milyar dolar civarında likidite tahvil alımı yoluyla farklı merkez bankaları tarafından piyasaya veriliyor. Buna karşılık S&P endeksi tüm zamanların en yüksek seviyesine çok yakın. Burada işlem gören şirketlerin hisse senetleri yıllık kazançlarının 18-20 katı (F/K) ile fiyatlanıyorlar.

Ancak bunların hiçbiri gerçek yaraya merhem olamıyor. Görüldüğü üzere özellikle gençler ekonomiden son derece ümitsiz. Gençler iş bulamıyor, bulsa da kazandıkları ailelerinin yanından ayrılmaya yetmiyor. Aileler ilk defa çocuklarının refah seviyesinin kendilerine göre daha düşük kalacağından endişe ediyorlar.

Refah ve gelir artışı sağlayamayan, üstüne de tüm zamanların en ağır gelir adaletsizliğini yaratmış mevcut kapitalist sistem artık S.O.S veriyor. Sorun bunun yerine hangi ekonomik modelin geleceği ve nasıl geleceği. Benim tahminim üretime ve daha adil (göreceli) paylaşıma izin verecek kapitalizmin (mild) ehlileştirilmiş bir versiyonu olacak. Ve umarım bu geçiş hasar vermeden olur. Birlikte yaşayıp göreceğiz.

Bu yazı vesilesiyle bayramınızı kutlar, huzurlu ve sağlıklı nice bayramlar dilerim.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
20 Eylül 2016 Salı, 22:12 Misafir Evet, yazı doğru...Ancak... Su anda Ispanya'dayım. Gençlerin yüzde 60'ı işsiz ve çoğu diplomalı işsiz. Ancak barlar, kafeler adam almıyor. Ben hatırlıyorum bundan 20 yil once ayni barlarda ve kafelerde yaş ortalaması çok daha yüksekti. Bence gençler hayatlarından memnun. Dun lüks olan şeyler bugün olağan hale gelmiş, dolayısı ile fiyatları düşmüş. Hepsi bu nimetlerden hiçbir zaman olmadığı kadar yararlanıyor. Ben pek fakirlik korkusu göremedim.
17 Eylül 2016 Cumartesi, 13:35 Misafir Ülkemizin bilgiye dayalı katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ve geliştirilmesine yönelmesi lazım, bu ürünler hem yüksek fiyatlarla alıcı bulabiliyor dış pazarlarda (Ayrıca savunma sanayisinde kritik öneme sahip) hem de üreticisine ortalamanın çok üzerinde getiri sağlayabiliyor (Amerikada yarıiletken sektöründe çalışan bir kişi yılda ortalama 138 bin dolar kazanıyor şu anda).Amerika şu anda dünyadaki yarı iletken pazarının yaklaşık 50% sine sahip. Mesela maksimum üretim verimliliğine sahip bir yarıiletken fabrikasının kurulumu için 10 milyar dolar sermayeye ihtiyaç var…O yüzden bu sektörlerde ...
15 Eylül 2016 Perşembe, 18:27 Misafir vay vay müdür döktürmüsünüz gene. Hörmetler :)
Yukarı