TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Trump sonrası dünya

 

ABD seçimleri birçoğumuz için sürpriz bir sonuçla bitti. Anket şirketlerinin “ortalama 3-4 puan önde gittiğini” belirttikleri Demokrat aday Hillary Clinton’ın daha fazla oy almasına rağmen, Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump daha fazla delege kazanarak ABD’nin 45. Başkanı seçildi. Trump başkan seçilmesine seçildi ama bu sonucun hazmedilmesi çok uzun zaman alacak gibi görünüyor. Seçim bitmesine rağmen ABD’nin farklı eyaletlerinde hâlâ protestolar devam ediyor. New York’ta yüz bin kişi sokaklarda Trump’ın başkanlığını protesto ederken, Atlanta ve Seattle gibi şehirlerde de sert protestolar yaşandı. Hatta Portland’da polis yaşananları isyan başlangıcı kabul edip çok sert müdahale etmek durumunda kaldı.

TRUMP ETKİSİ DÜNYANIN HER YERİNDE HİSSEDİLİYOR

Trump, sadece Amerikalılarda değil, dünyanın birçok yerinde şok etkisi yaratmış durumda. En büyük şoklardan biri de Avrupa Birliği’nde (AB) yaşandı. ABD’nin en büyük müttefiklerinden olan ve Obama’nın başkanlığı zamanında yerkürenin en büyük serbest ticaret anlaşmasını yapacak kadar ticari ilişkilerin ilerletildiği AB’den son derece karışık mesajlar geliyor.

AB’nin lokomotifi konumundaki Almanya’da Şansölye Merkel, Trump’ın zaferi sonrasında “... din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapmaksızın ABD ile Avrupa arasındaki ortak değerler çerçevesinde Başkan Trump’a yakın işbirliği öneriyorum” dedi. Diğer tarafta İtalya’nın eski başbakanı Enrico Letta, “Trump’ın seçilmesi Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra Avrupa için en önemli gelişmedir ve bir anlamda da alarm zilidir” diye endişesini belirtti. AB Komisyonu Başkanı Juncker de “Ticari ilişkileri her zamankinden daha çok geliştirmemiz lazım” derken Trump’a en sıcak tebrik mesajı AB’nin asi üyesi, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’dan geldi. Orban, Trump’ın seçilmesi üzerine “Bu harika bir haber, demek ki demokrasi hâlâ çalışıyor” dedi.

Anlaşılacağı üzere Avrupalılarda Trump’ın seçilmesinin yarattığı 2 büyük şok var. İlki Trump’ın NATO üyelerine yaptığı “Sizi korumamızı istiyorsanız savunma bütçelerinizi artırın” mesajı. Diğeri ise Obama’nın başkanlığı döneminde son 3 yıl üzerinde çalışılan ve nihayete ermek üzere olan (TTIP) serbest ticaret anlaşmasının suya düşme ihtimali.

RUSYA VE ÇİN AYRI KAMPLARA DÜŞTÜ

Tarih sayfalarında Rusya ve Çin’in çok iyi anlaşan taraflar olduğunu görmeyiz. İki ülke de yüzyıllardır birbirini tehdit olarak algılamıştır. Ancak son dönemde “Batı dünyasına” karşı iki ülkenin aynı kampta yer aldığını görmeye başladık. Özellikle Rusya’nın maruz kaldığı AB ve ABD’den gelen yaptırımlar sonrası Çin ile yaptığı stratejik enerji anlaşmaları bu yakınlaşmaya en güzel örnek.

Ancak Trump’ın ABD başkanı seçilmesi sonrası iki ülkenin yaklaşımında farklılık oluştu. Rus Devlet Başkanı Putin, Trump’ı ilk tebrik edenlerden biri olurken “ABD ile ilişkileri yeniden inşa etmeye hazırız” mesajını verdi. Son 2 yıldır devam eden yaptırımların etkisiyle ekonomisi daralan Rusya, Trump ile yeni bir başlangıç yapmayı ümit ediyor. Ekonomik sebeplerle ve özellikle Ortadoğu’da DEAŞ’la mücadelede Rusya’nın Trump’a zeytin dalı uzatması anlaşılabilir. Ancak Putin’in politik olarak agresif tutumu devam ettiği sürece bu işbirliğin ömrü çok uzun olmayacaktır. Ancak Çin’de durum farklı. İki ülke arasında 600 milyar dolarlık ticaret fazlası var. Ford ve GM gibi Amerika’nın en büyük otomotiv şirketleri büyük oranda yedek parça imalatını Çin’de yaptırıp ABD’ye yolluyor. Apple gibi bir dünya devi hemen hemen üretiminin tamamını Çin’de yapıyor ve son kertede “Made in USA” damgasını ABD’de vurarak satıyor. Ve bu iki ülke arasında ilişkiler Trump sonrası oldukça gergin olacak gibi. Trump’ın seçilmeden önce “Çin mallarını boykot edeceğim” açıklaması şimdi her iki taraf için “yutulamayacak” açıklama olarak masada duruyor.

Trump sonrası hayat kimse için kolay olmayacak. Çünkü ABD’de değişen sadece Demokrat ya da Cumhuriyetçi başkan olmadı. Şimdiki soru şu: “Küreselleşme sona mı eriyor?”

Yukarı