TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Kredi muslukları açılırken

 

225 bin firma Kredi Garanti Fonu destekli olarak 160 milyar TL’lik kredi kullanımında bulunmuş. Bunun yanında küçük ölçekli işletmelerden 240 bin firma yaklaşık 6 milyar TL KOSGEB kredisi kullanmış. Bilindiği üzere KGF kredileri için üst limit 200 milyon TL olmak üzere toplam 250 milyar TL tutarında Hazine kefaleti mart ayının 20’si itibarıyla devreye girdi. Bu tarihten itibaren reel sektörden çok yoğun bir KGF destekli kredi talebi geldi ve 30 Nisan itibarıyla toplam hedefin % 65’ine ulaşılmış vaziyette.

MUSLUKLAR AÇILMIŞ DURUMDA

Mart sonu rakamlarına göre Türk bankacılık sektörünün toplam aktifleri 2 trilyon 866 milyar TL. Bunun en büyük kısmı 1 trilyon 830 milyar TL ile krediler kalemi. Krediler kaleminin yılın ilk 3 ayında artışı yüzde 5.5. Gelelim bu bilançonun pasif yani fonlama tarafına. Burada tahmin edileceği üzere en büyük kalem 1 trilyon 518 milyar TL ile mevduat tarafında. Mevduatların yılın ilk 3 ayında artışı ise yüzde 4.4. Bir daha hatırlatayım; bu rakamlar KGF kredilerinin hızlı devreye girdiği nisan ayı hariç yılın ilk 3 ayındaki gelişmeler.

Anlaşılacağı üzere krediler zaten yeterli olmayan mevduatlarımızın artış hızından çok daha hızlı artıyor. İçeride ekonomide geçen yılın ikinci yarısında sert şekilde hissedilen soğumanın önüne geçilmesi ve finansman ihtiyacı çeken şirketlerin krediye erişimi için KGF, KOSGEB gibi uygulamalar ile reel sektöre musluklar tamamen açılmış durumda.

Yurtdışından kaynak getirme görevi Hazine’de.

Dış borçlanma kanalları kısmen kapalı, açık olanların da maliyeti oldukça yüksek. Örnek Türk Hazinesi yakın zamanda 30 yıllık borçlanmaya çıktı. Hazinenin 1 miyar 750 milyon dolarlık eurobond ihracına yaklaşık 2 katı talep geldi. Bu talebin yüksek olmasının en büyük sebebi yüzde 5.75’lik faiz ödüyor olmamız. Türkiye Hazinesi yılbaşından beri farklı vadelerde toplam 6 milyar 250 milyon dolarlık eurobond ihracına çıktı. Son 2 yıldır yaklaşık 4.5-5 milyar dolar civarında yurtdışı borçlanma yapan Türk Hazinesi yılın ilk 5 ayında bütün sene için yapacağı borçlanma hedefini tamamlamış vaziyette.

VATANDAŞIN DÖVIZ HASSASIYETI IŞLERI DAHA ZOR HALE GETIRIYOR

Mevduatlar, krediler kadar artmıyor. Bankalar ve reel sektör yurtdışından borçlanarak eskisi kadar kaynağı içeriye getiremiyor. Borçlanmada Hazine tek tabanca ancak orada da maliyetler arttı. Buna rağmen kredilerde musluklar sona kadar açılmış vaziyette. Bu durumda ister istemez mevduat faizleri yüzde 14’leri aşmış durumda. Normal şartlarda beklenti şu olur: “Yüksek faiz vatandaşın tasarruf şevkini artıracak ve TL mevduatlar yeniden rağbet görecek.” Ancak burada da vatandaşın bitmeyen “döviz aşkı” devreye giriyor. Sadece geçen hafta 4 milyar, yılbaşından beri ise 14 milyar dolarlık döviz almış yurtiçi yerleşikler. İçerideki DTH miktarı 160 milyar doları buldu. Bu durumda bankaların TL kredi verebilmek için ellerindeki imkânların iyice azaldığını görüyoruz.

İYI HABER ‘YABANCI BONO VE HISSE ALIYOR’

Bu resimde tek iyi haber, yabancı yatırımcının yılbaşından beri toplam 3 milyar doları bulan bono ve hisse alımları. Oradan gelen “ılık para” bir parça olsun içeride bozulan dengeleri toparlıyor. Ancak yeterli değil.

Kredi musluklarının sonuna kadar açıldığı, büyümenin KGF kredilerine havale edildiği, bu arada enflasyonun yüzde 12’yi vurduğu bir ortamda ekonominin direksiyonunda olanların çok ama çok dikkatli olması gerekir. Zira şartlar “bu derece hız yapmak için müsait mi?“ emin değilim.

Yukarı