TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

G-20 zirvesi bu sefer çok farklı!

 

G-20 toplantıları olarak bilinen dünya nüfusunun üçte ikisinin yaşadığı, küresel ticaretin dörtte üçünün yapıldığı, dünya gayri safi milli hasılasının en büyük 19 ülkesi ve AB’nin katıldığı zirve, bu sene Almanya’nın Hamburg kentinde yapılıyor.

Genel kanının aksine G-20 uluslararası bir organizasyon değil, gayri resmi bir oluşum. Ancak ABD, AB, Çin gibi ekonomik olarak dev statüsünde olan ülkeler ve yanlarında da Rusya, Meksika, Brezilya ve Türkiye gibi gelişen ülkelerin en büyük temsilcilerinin katıldığı bir forum olunca ister istemez herkesin ilgisi buraya dönüyor.

G-20 zirveleri NATO, BM, Dünya Ticaret Örgütü yıllık toplantılarının aksine ABD’nin ağırlığının çok net hissedildiği toplantılardan değildir. Elbette ABD gibi hem ekonomi hem de askeri anlamda dünyanın 1 numarası olan bir ülke her G-20 zirvesinin sonuç tutanaklarına etki etmiştir. Ancak özellikle 2008 krizinden bugüne kadar yapılan G-20 toplantıları, ekseriyetle bütün üye ülkelerin destek verdiği finansal kriz sonrası yapılacak düzenlemeler, alarm veren gelir dağılımı adaletsizliğini azaltmak, küreselleşmenin önünün açılması ve ticaretin artması için alınacak önlemler ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi sonuç kararlarıyla bitmiştir. Bütün bu kararlara da 2008-2016 Obama döneminde ABD diğer G-20 üye ülkeleriyle büyük bir uyum içinde (bu dönem içinde zaman zaman Çin ve Rusya’nın bazı kararlarda aykırı tutum aldığını gördük) sonuç kararının altına imza atmıştır.

Ancak Trump’ın “Önce Amerika” mottosuyla katıldığı ilk G-20 zirvesinde işler bu kadar kolay olmayacak görünüyor.

HAMBURG’DA ABD-AB GERGİNLİĞİ YAŞANACAK MI?

Ev sahibi Almanya ve doğal olarak Şansölye Angela Merkel kameraların odağında. Ancak Merkel’in işi zor. Yakın bir zaman önce pek de iyi geçmemiş bir NATO zirvesi sonrası Trump’ın, “Askeri harcamalarınız GSYH’nin yüzde 2’sini bulmuyor. ABD sizin bekçiliğinizi sonsuza kadar bilabedel yapamaz” diye Avrupalıların gözüne parmak salladığı toplantı hâlâ akıllarda. Hatta Merkel o toplantı sonrası, “ABD’nin Avrupa’yı hep koruyacağına samimi olarak inandığımız günler geride kaldı” diyerek hayal kırıklığını açıkça ifade etmişti.

G-20’de soğuk rüzgârların eseceği tek konu “NATO mevzuu” değil. Bilindiği üzere AB en fazla mal sattığı 7. ülke olan, 130 milyon nüfusa sahip dünyanın en büyük 3. ekonomisi Japonya ile serbest ticaret anlaşması imzaladı. Bunun yanında AB ve Japonya, Trump’ın ABD’yi çektiği “Paris İklim Anlaşması”nın devamı için de ayrıca anlaşma yaptı. Trump’ın göreve gelir gelmez Japonya’nın da dahil olduğu 11 Asya ülkesiyle yapılacak serbest ticaret anlaşması düşünüldüğünde, AB’nin bu tavrı G-20’de oldukça provokatif bulunacaktır.

Hamburg’daki zirvede sanırım en trajikomik tartışmalardan biri, yıllarca dünyaya küreselleşmeyi pazarlayan ama Trump sonrası yerelleşmenin kalesine dönüşen ABD ile son 20 yıllık küreselleşme hikâyesinden en fazla “ekmek yiyen”, bu sebeple de bunu kaybetmek istemeyen Çin arasındaki görüşmelerde yaşanacak.

İhracata dayalı ekonomik modeliyle son 15 yılda ekonomisini 4’e katlayan ve DTÖ’ye girdikten sonra küresel ticarette en büyük oyunculardan biri olan Çin, ABD’ye, “Yapma, etme... Gümrük duvarlarını yükseltme. Bir orta yol buluruz” mesajını vermek istiyor. Trump bu mesajı alır mı? K.Kore bu konunun neresinden ilişkilendirilir? Bütün bunları zirve sonuna doğru anlarız.

NİHAYET PUTİN-TRUMP YÜZ YÜZE GÖRÜŞEBİLECEK

Hamburg zirvesinin en önemli ayrıntılarından biri de Putin ile Trump’ın ilk kez bir araya gelecek olması. Trump’tan çok ümitli olan Putin, özellikle Suriye’de ABD’nin son manevralarının ardından sert açıklamalar yapmıştı. Hamburg’da Suriye konusunda iki ülke arasında bir yakınlaşma olacak mı? Esad yönetimi için ortak bir çözüme yaklaşılabilinecek mi?

Görüldüğü üzere bu seferki G-20 oldukça farklı. Sorular çok. Üye ülkelerin öncelikleri ve tercihleri hiç olmadığı kadar farklı. En önemlisi, Trump sonrası kartlar yeniden dağıtılırken kim ABD’nin yanındaki kim karşısındaki blokta yer alıyor, biraz da onun ipuçlarını göreceğiz.

Yukarı