TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Bankalarımız ve tercihleri

 

Bir süredir devam eden bir tartışma var: “Bankalar kredi vermek için naza çekiyor mu?” Hatta bu konunun devamında özellikle siyasiler tarafında seslendirilen bir başka serzeniş de var: “Bankalar çok para kazanıyor ve elini taşın altına koymuyor.” Bugün bu köşede bu sorulara biraz farklı bir zaviyeden yaklaşalım istiyorum. Eğer sektörü bir bütün olarak görmek yerine kategorilere ayırırsak belki daha doğru sorular sorabilir ya da daha yerinde teşhisler yapabiliriz.

Önce sektörü kabaca bir tanıyalım...

BDDK’nın verilerine göre Türk bankacılık sektörü 34’ü mevduat, 13’ü kalkınma ve yatırım, 5’i de katılım bankası olmak üzere toplam 52 bankadan oluşuyor. Bu bankaları bir başka şekilde yeniden gruplamak gerekirse, 34 mevduat bankasının 20’si yabancı sermayeli, 9’u özel sermayeli banka, 3’ü kamuya ait ve 1 tanesi de TMSF’ye bağlı çalışıyor.

Şimdi gelin biraz sektörle ilgili birkaç temel rakama bakalım. Önce bilançonun pasif tarafına bakalım.

BDDK’nın Mart 2017 verilerine göre sektörün toplam 350 milyar TL ödenmiş sermayesi var. Bunun 322 milyar TL’si mevduat bankalarına ait. Bu rakamın da 130 milyar TL’si özel sermayeli bankalara, 96 milyar TL’si yabancı sermayeli bankalara, 93 milyar TL’si de kamu bankalarına ait. Ayrıca 28 milyar TL’de katılım bankalarına ait öz sermaye.

Yine BDDK verilerine göre (Mart 2017) sektörün toplam 1 trilyon 553 milyar TL mevduatı var. Bunun yüzde 40’ı özel sermayeli bankalarda, yüzde 33’ü kamu bankalarında, yüzde 27’si de yabancı sermayeli bankalarda.

Şimdi de bu bankaların aldıkları krediler ve ihraç yoluyla sağladıkları fonların toplamına bakalım. Sektör bu şekilde 490 milyar TL fon yaratmış. Burada da en büyük fon yaratma meziyeti yüzde 32 ile özel sermayeli bankalarda. Daha sonra yüzde 25’le yabancı, yüzde 21 ile kamu bankaları geliyor.

Bilançonun pasif tarafına baktığımızda kısaca gördüğümüz resim: Mevduat, öz sermaye ve dışarıdan fon getirme noktasında özel ve yabancı sermayeli bankalar daha ağırlıklı bir noktada.

Peki bilançonun pasifinde biriken bu kaynaklar krediye nasıl dönüşmüş?

Bankacılık sektörünün aktifler kalemi içinde toplam krediye ayrılan oranı yüzde 65. Bu oran kamu bankalarında yüzde 68, özel bankalarda yüzde 64, yabancı bankalarda ise yüzde 62 seviyesinde. Bir başka açıdan baktığımızda toplam verilen kredilerin yüzde 37’sini kamu bankaları, yüzde 36’sını özel bankalar, yüzde 28’sini yabancı bankalar veriyor.

Burada ne görüyoruz? Bankacılık sektörünün pasif tarafında biriken kaynakların (mevduat + öz sermaye + ihraç + yurtdışı borçlanma vs.) kredi olarak verilmesi kısmında en öne çıkan grup kamu bankaları, daha sonra da özel bankalar. Yabancı bankalar ise burada en son sırada geliyor.

KİM YERLİ KİM YABANCI?

Burada BDDK, sermayesi yüzde 50 ve üzerinde yabancı yatırımcıda olmadığı takdirde bahsi geçen bankayı “yabancı sermayeli banka” olarak kategorize etmiyor. Yani bizim yazı boyunca “özel bankalar” diye sınıflandırdığımız bankaların ciddi bir kısmı, aslında yabancı payı olmasına rağmen (yüzde 50’den az olduğu için) özel banka olarak ayrılmış durumda. Özel bankaların içinde yer alanlardan 2 büyük bankanın tamamen yerli sermaye, diğer büyük oyuncuların yabancı ortaklı olduğunu da belirtelim.

Son birkaç istatistik daha... Özel bankaların sermaye yeterlik oranı yüzde 15, kamu bankalarının yüzde 16 ve yabancı sermayeli bankaların yüzde 17. KPMG bankacılık raporuna göre kârlılık rakamlarına baktığımızda ise yabancı bankaların 2016 sonunda aktif kârlılığını bir önceki yıla göre en fazla artıran (yüzde 57) yabancı bankalar, yüzde 56 ile özel bankalar ve en son yüzde 26 ile kamu bankaları olmuş.

Resim bu... Sektörde herkes fon bulmak, yeni kaynak yaratmak için uğraşıyor. Ancak ortaya çıkan kaynağın “krediyle dönüşü” konusunda herkes aynı iştahta değil. Kârlılık üzerine kurulan stratejiler ve aktiflerin yönetiminde ana merkezlerin Türkiye’de olup olamamasının yarattığı farklar, bankaları bir kez daha ayrıştırıyor.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
26 Ağustos 2017 Cumartesi, 14:45 Misafir Kgf bankalar için önemli bir teminatlanma.. gelir.. mevduat ve kredi büyümesi yapmıştır. I. dönem de kredi büyümesi % 40 iken 2 dönemde % 25 lere yıl sonunda ise % 20 ile kredi büyümesi gerçekleşecektir. sorunlu krediler kgf ile teminatlanmıştır. Sektör bu yıl oldukça yüksek kar rakamı açıklamıştır. Burada önemli olan Kgf kredilerinin düzenli şekilde ödenmesi. eğer biz geçici bir süre için sorunu ertelediysek bunun olumsuzluğunu 2018 yılında tekrar yaşayacağız demektir.
Yukarı