TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Ortadoğu’da gergin geçen hafta...

 

Suudi Arabistan’da geçen hafta sonu pek de kimsenin beklemediği gelişmeler oldu. Kısa bir süre önce onanan yolsuzluk yasası devreye girdi ve ülkeyi yöneten Prens Muhammed bin Selman’ın kontrolünde, 11 prens, 38 üst düzey devlet yöneticisi ve çok sayıda işadamı gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında 10 milyar dolarlık servetiyle ülkenin en zengin ve popüler işadamlarından Prens El Velid bin Talal da var, bir önceki Kral Abdullah’ın oğlu olan ve tahta geçmesi beklenen ama koltuğu Prens Selman’a kaptıran Prens Miteb de.

Son dönemlerde Ortadoğu’da yaşanan birçok gelişme artık bizi şaşırtmaz oldu. Katar’a karşı alınan ve hemen bütün Arap ülkelerinin katıldığı ambargo kararı ile K.Irak’ta neye güvenerek alındığı anlaşılamayan referandum kararı ilk aklımıza gelen benzer gelişmeler. Ancak Suudi Arabistan’daki bu geniş çaplı gözaltı ve politik temizlik diye nitelendirilecek operasyonu sıradan ya da Ortadoğu’ya has bir gelişme olarak nitelendirirsek yanılırız.

 

ILIMLI İSLAM AÇIKLAMASI

Suudi Arabistan’ın 2015 yılında 91 yaşındayken hayatını kaybeden ve ülkeyi yaklaşık 10 yıl yöneten Kral Abdullah’ın ölümü sonrası 7. Kral olarak Selman bin Abdülaziz 80 yaşında tahta oturdu. Kral Selman bin Abdülaziz, veliaht prens seçiminde teamüllerin dışına çıktı ve 2017 Haziran ayında 32 yaşındaki oğlu Muhammed bin Selman’ı veliaht prens olarak tahtın vârisi ilan etti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman yılın başında ABD’nin yeni başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da ilk görüşmesini yaptı. Bu görüşmede öne çıkan konular; İran’la yapılan nükleer anlaşmanın yakın takibi, İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştırıcı eylemlerine dikkat edilmesi ve Suriye’de güvenli bölge oluşturulmasıydı.

ABD Başkanı Trump yukarıda bahsi geçen ziyaretten sadece 3 ay sonra ilk yurtdışı gezisini yaptı ve bu geziye Suudi Arabistan’ı da ekledi. Bu gezide de iki lider önemli konulara değindiler. Gezi sonrasında Suudi Veliaht Prens Selman, “Suudi Arabistan’ın ABD’den 100 milyar dolar büyüklüğünde silah alımı yapacağını” açıklarken, Trump, Müslüman ülkelerin radikalleşmeye karşı tek vücut olması gerektiğini ifade ediyor ve ekliyordu: “Radikalleri bu dünyanın dışına sürün.”

Trump başarılı Riyad gezisi sonrası başkanlık uçağına oldukça dikkat çekici bir rota belirledi ve Kudüs’ün yolunu tuttu. Suudi Prens ise içeride oldukça ses getirecek “ılımlı İslam” açıklaması yapıyordu. Prens Selman, “Tüm dinlere ve dünyaya açık olan ılımlı bir İslam ülkesine dönüyoruz” mealinde bir açıklama yaptı ve bu iddiasını şu ifadeyle taçlandırdı: “Aşırıcılığı çok yakında sonlandıracağız ve gelecek 30 yılımızı bu yıkıcı fikirlerle geçirmeyeceğiz.”

 

PETROL BAĞIMLILIĞINA SON VERMEK İSTİYORUZ

Prens Selman bir yandan uluslararası siyasette ABD ve İsrail’le daha yakın bir siyaset izlerken diğer yandan da ekonomisi büyük oranda petrole bağımlı olan ülkesinin yakın gelecekte bu bağımlılığını kırabilmek için büyük efor sarf etmeye başladı. Prens Selman, Kızıldeniz kıyısında kurulacak olan 500 milyar dolar değerindeki akıllı şehir Neom ile petrol dışındaki ekosistemde yeşeren startup teknoloji bazlı şirketlere ev sahipliği yapmak istediklerini açıkladı. Ayrıca ülkenin en büyük kamu şirketi olan enerji devi Aramco’nun yüzde 5’lik halka arzından gelen kaynağın yine petrol dışı yatırımlarda kullanılacağının açıklanması da benzer bir çabanın örneği.

Hikâye uzun ama burada bir ara verelim ve ara sonuç olarak kayda düşelim: “Suudi Arabistan’da son dönemde olup bitenler deneysel bir sonuçla ya da birbirinden bağımsız olarak gerçekleşmiyor. Suudi Arabistan, Ortadoğu’da kartların yeniden dağıldığını gördüğünü ve oyunu buna göre oynayacağını ifade ediyor.”

Bir sonraki yazıda devam edeceğiz.

 

 

Yukarı