TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Bireysel emeklilik ve getiri performansı

 

Bu hafta Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan Emeklilik Fonları Konferansı’na hem izleyici, hem de “Dünyada ve Türkiye’de Emeklilik Sitemleri” panelinin moderatörü olarak katıldım. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Vedat Akgiray’ın “Türkiye Emeklilik Araştırması” sunumu ve benim yönettiğim panelde konuşmacı olan OECD Kıdemli Ekonomisti ve Bireysel Emeklilik Merkezi Başkanı Pablo Nicholas’ın bulguları sanırım konferansın en vurucu taraflarıydı.

BES VE OKS

Önce biraz detay vereyim. 2003 yılında hayatımıza giren bireysel emeklilik sisteminde (BES) şu an 6 milyon 900 bin kişi var. BES sahibi olan 6.9 milyon kişinin sisteme bugüne kadar yatırdıkları para 52.7 milyar TL. Bildiğiniz üzere devlet, sisteme teşvik amaçlı, katılımcıların ödediği katkı payının yüzde 25’i kadar miktarı da kendisi yatırmakta. Bu şekilde BES’e giren kaynak 10.1 milyar TL. Neticede 17 yılda fonların getirisi dahil BES’te toplanan para 68.1 milyar TL.

2017 başında hayatımıza giren otomatik katılım sistemi (OKS) ise 45 yaş altında özelde ya da kamuda çalışan kişilerin otomatik olarak BES’e dahil edilmesidir. BES’ten farkı, gönüllülük esasıyla değil şartları tutturan herkesin OKS’ye otomatik dahil edilmesinde. Ancak isteyen 2 ay sonunda “cayma hakkı”nı kullanıp sistemden çıkıyor. Burada 1 yılın sonunda 3.4 milyon kişi sisteme girmiş ve toplam 1.760 milyon TL katkı payı ödemiş.

BES’te yüzde 86’sı yükseköğretim mezunu olan ve fon sahiplerinin yüzde 45’inin üç büyük şehirde yaşadığı 6.9 milyon kişi var. BES’e girenlerin yüzde 20’si daha sonra sistemden çıkmış. OKS’de ise cayma oranı çok daha yüksek: Yüzde 55.

EMEKLİLİK FONLARI YETERİNCE CAZİP Mİ?

Prof. Dr. Vedat Akgiray’ın sunumundaki verilere göre BES’te biriken paranın son 14 yılda ortalama getirisi yüzde 13 olmuş. Yine aynı sunumda belirtildiği üzere bu getirinin 3.6 puanı yasal kesintiler olarak emeklilik şirketleri ve portföy yönetim şirketleri tarafından kesilmiş. Kısaca 13 yıldır BES’te kalan ortalama bir poliçe sahibi yıllık yüzde 9.4’lük getiri sağlamış. Aynı dönemde ortalama enflasyonun yüzde 8.5 olduğu düşünüldüğünde bu getiri yeterince cazip görünmüyor. Bu arada 2004 yılında 100 TL’sini mevduat yatıran bir kişi 2017’de 500 TL’ye ulaşıyor ki bu oran da BES’in 13 senelik yıllık yüzde 13 getirisine oldukça yakın. Diğer yandan sadece BİST100 endeksine yatırım yapan bir kişinin 13 yılda 100 TL’si 600 TL olmuş. Bu noktada birçok emeklilik şirketi hisse odaklı ya da Eurobond odaklı fonlarının 13 yıllık getirilerinin yıllık yüzde 13’ten çok daha yüksek olduğunu iddia edecektir ve bu iddialarında da haklıdır. Ancak Prof. Akgiray’ın sunumunda ortaya çıkan “yüzde 13’lük getiri” ortalama bir BES fonunun dağılımından hesaplanmış. Bu ortalama fonun, yüzde 42’si tahvilde, yüzde 17’si mevduat, yüzde 13’ü hisse, yüzde 10’u özel sektör tahvili, yüzde 8’i Eurobond, kalanı da repoda değerlendirilmiş.

GSYH’NİN YÜZDE 4’Ü KADAR

BES’in 13 yıllık yolculuğu Türkiye için her halükârda olumlu bir gelişme. Ancak BES, OKS, yatırım fonları toplandığında ortaya çıkan kaynak, toplam GSYH’nin yüzde 4’ünü ancak bulmuş. Bu oran OECD ülkelerinde yüzde 51, bizim gibi gelişen ülkelerde ise yüzde 17. Bu açıdan bakıldığında sistem gayet iyi çalışmasına, ciddi devlet katkısına rağmen gelinen seviye tatmin edici değil. Bunun bir sebebini Türkiye’de ortalama hane halkının gelirinin düşük olması, bir diğerini de başta konut olmak üzere hane halkının alternatif tasarruflara olan ilgisi olarak gösterebiliriz.

Ancak bence...

Bütün bu sebeplerin yanında BES fonlarının yukarıda bahsettiğim üzere uzun vadede rekabet içinde olduğu mevduat, devlet tahvili, konut, altın gibi rakiplerini geçmekte zorlanmış olması da ciddi bir sebep olarak öne çıkıyor. Üstelik BES’te yüzde 25’lik devlet katkısına rağmen getiriler düşük kalmış.

Sanırım OKS’nin de devreye girmesiyle artık emeklilik sistemi için alternatif yatırım olanakları ve performansa bağlı fon kesintisi gibi uygulamaları konuşmaya başlamak gerekiyor.

ÖNE ÇIKAN HABERLER
Yukarı