TVRadyo
Ercan Kumcu
Ercan Kumcu

Finans piyasaları hem miyoptur hem de hareketliliği sever

Gözü miyop olanlar uzağı iyi göremezler. Yakını daha iyi görürler. Finans piyasaları da uzağı göremez. Onlar için her günün akşamı ne kâr yaptıkları daha önemlidir. “Uzak” dediğinizde, o ay yapacakları kârı hesaplarlar. “Çok uzak”, finans piyasaları için o yıl elde ettikleri kârdan alacakları primdir. Rahmetli hocamız Vakur Versan’ın dediği gibi, bunda “abartı var, ama yanlış değil“. En ufak bir haber, finans piyasalarını hareketlendirir.

Haberin olumlu ya da olumsuz olması aldıkları pozisyonla ilgilidir. Olumsuz haber bekleyerek pozisyon alınmışsa, gelen olumsuz haber kâr demektir. Pozisyon olumsuz habere göre alınıp gelen haber olumluysa, geçmiş olsun! Bazen olumlu haber olumsuz haberin yapacağını yapar. Bazen de tersi. Örneğin, Amerikan Merkez Bankası (FED) ekonominin iyi yolda olduğuna vurgu yaparak parasal genişlemeyi durdurabileceğini söylediğinde, finans piyasaları çöktü. Ekonominin iyi gitmesi kötü haber mi? Değil. Ama parasal genişleme durursa, piyasada fiyatlar düşer korkusuyla “Önce ben çıkayım” güdüsü ağır basar.

OYNAKLIK

Finans piyasaları istikrar içinde oynaklığı sever. Piyasada fiyatlar bir çıksın bir düşsün ki, para kazanılsın. Düşerken alacaksınız, çıktığında satacaksınız. Sattığınızı fiyat düştüğünde yeniden alacaksınız. Elinizde olmayan bir finansal aracı dahi satabilirsiniz. Yeter ki, sattığınız kişi ya da kuruma teslim edeceğiniz zaman finansal aracı bulup alabilesiniz. Finans piyasaları istenildiğinde girilebilen, istenildiğinde çıkılabilen bir yapıda olmak zorunda. Piyasaya girmek istediğinizde satıcı yoksa, beklenen kazancı elde edemezseniz. Piyasadan çıkmak istediğinizde karşınızda alıcı bulamazsanız, elde ettiğiniz kazancı nakde dönememiş olursunuz ya da kayıplarınızı kontrol edemezsiniz. Teknik deyimiyle, finans piyasalarının iyi çalışabilmesi için “yeterli hacim” gerekir. Üç-beş büyük alım/satım fiyatı çok oynatmamalı. Hacim bunu sağlar.

HACİM

Finans piyasalarını yönlendiren beklentilerdir. Gerçekleşmeler, piyasaları beklentiler paralelinde olup olmadığına göre şekillendirir. Finans piyasalarında çok kullanılan bir deyim vardır: Beklentileri al, gerçekleşmeyi sat. Fiyatının yükseleceğini bekleyerek bir finansal aracı satın alabilirsiniz. Çoğu kişi böyle düşündüğünde, o finansal aracın fiyatı gerçekten yükselmeye başlar. Bir noktada, yükselişi yeterli görüp satmaya başladığınızda, fiyat aşağı gelir.

Örneğin, para otoritesinin faizleri düşüreceği beklentisiyle bugünkü daha yüksek fiyattan Hazine bonosu alabilirsiniz. İleride para otoritesi gerçekten faizleri düşürdüğünde, o noktada daha yüksek fiyattan (daha düşük getiriden) bono piyasasından çıkabilirsiniz. Bütün bunları yapabilmek için finans piyasalarında hacim olmalı. Bugünkü şartlarda finans piyasalarında hacim alışılmışın çok altına geldi. 300-400 milyar liralık bir piyasada işlemler 20-30 milyar liraya indi. Döviz piyasasında da hacim daraldı. Piyasada hacmin daralması fiyatın da doğru yerde oluşmadığının habercisidir. Çünkü, çok ufak rakamlarla hacmi düşük bir piyasada fiyatlar çok hızlı bir biçimde düşebilir ya da yükselebilir. Girmek isteyenler girmekten çekinir, çıkmak isteyenler çıkamayabilir.

Piyasaların böyle bir psikolojiye girmeleri hacmi daha da daralttığı gibi, ekonomik beklentilerin de daha olumsuza dönmesine neden olur. Para politikasını sakatlar. Dolayısıyla, finans piyasalarındaki hacim otoriteleri çok yakından ilgilendiren bir konudur. 2008 yılı sonbaharında Amerika’da Lehman Brothers’ın çöküşünden sonra piyasalarda düşen hacmin toparlanmasını sağlayan Amerikan Merkez Bankası olmuştu. Dünya piyasalarının topyekûn düşmesini engellemişti.

Yukarı