TVRadyo
Ercan Kumcu
Ercan Kumcu

Biri sıkıp diğeri gevşetirken bize ne olacak?

Amerika Merkez Bankası (FED), yıllardır devam eden parasal genişlemenin durdurulup bir aşamada parasal sıkılaştırmaya gidilebileceği konusunda piyasaları alıştırmaya çalışıyor. Diğer yandan Avrupa Merkez Bankası (ECB), yeni bir parasal gevşemeye gidilebileceği yönünde açıklamalar yapmaya başladı. Açıklamaların da ötesinde, bu konuda çalışmalar yapılıp ilk fırsatta parasal genişlemeye gidileceğine artık kesin gözü ile bakılıyor.
FED ve ECB ters yönde para politikası uygulamada yalnız değil. İngiltere’de parasal sıkılaştırmanın gelecek yılın başından itibaren başlayacağı beklenirken, Japonya’nın parasal genişlemeyi hızlandırması olası görülüyor. Dünyanın belli başlı merkez bankaları taban tabana zıt politikaları uygulamanın eşiğindeler. Küresel kriz çıktığında para politikalarında “eşgüdüm” öne çıkmışken, artık “gemisini kurtaran kaptan” yakıştırması daha uygun görünüyor.

POLİTİKALARIN ETKİNLİĞİ
Gelişmiş ülkeler kendi gemilerini kurtarmaya çalışırken bize ne olacağını irdelemek için piyasa algısının ne olduğuna ve geçmişteki politikaların sonuçlarına bakmakta yarar var. Amerika ve İngiltere’de para politikasının diğerlerine göre daha etkin çalıştığını görüyoruz. Gerçi, Amerika da İngiltere de para politikasına göreli olarak erken sarıldı ve dozunu yüksek tuttu. Varlık fiyatlarının artması yoluyla iç talep büyümesini göreli olarak çabuk gerçekleştirdi. Sonuçta, çeşitli piyasalarda “balon” oluşturmakla suçlanıyorlar, ama ekonomileri de toparlanma sürecine girdi. Dolayısıyla, bu ülkelerde para politikasının etkinliği konusunda piyasada güçlü bir izlenim yaratıldı.
Avrupa ve Japonya için aynı kararlılığı gösterdiklerini iddia edemeyiz. Özellikle başlarda iki ülkede de para politikasına daha temkinli yaklaşıldı. Daha sonra uygulamaya konulan parasal genişleme ise arzulanan sonuçları arzulanan hızda ve büyüklükte sağlayamadı. Piyasa bu ülkelerdeki para politikasının etkinliği konusunda göreli olarak daha kötümser. Yani “Parasal genişlemeye gidebilirler, ama fazla bir şey olmaz” beklentisi Avrupa ve Japonya için daha ağır basıyor.

YATIRIMCI DOLARA BAKIYOR
Geçen yılın bu aylarında FED’in parasal genişlemeyi çok yakında yavaşlatıp durdurabileceği beklentisi yayıldığında, finans piyasaları altüst olmuştu. En fazla da gelişmekte olan ülkeler bundan nasibini almıştı. Gelişmekte olan ülkelerin bu denli olumsuz etkilenmesinin arkasında iki önemli neden vardı: FED’in politikalarının etkinliği ve gelişmekte olan ülkelere giden yabancı fon akımlarının ağırlıklı olarak dolar yatırımcılarından oluşması. “FED ne isterse o olur” görüşü ve dolar yatırımcısının baktığı dolara yönelik politikaların olması gelişmekte olan ülkeleri hırpalamıştı.
Aynı tepkiyi ECB politikalarındaki değişmeler sonucunda görmemiz olası görünmüyor. Gelişmekte olan ülkelere giden yabancı fonlar açısından Japonya’nın politikalarına da büyük ölçüde tepkisiz kalındı. ECB politikaları elbette Euro’nun değerini etkileyecek. Dolar/Euro kurundaki oynamalar gelişmekte olan ekonomilerde dolar kuru üzerinde baskı yaratıp Euro kuru üzerindeki baskıyı azaltacak. Ama, ECB artık daha çok para basacak diye gelişmekte olan ekonomilere yabancı fonlar akacak diye bir beklentiye girmek çok anlamlı görünmüyor. ECB’nin parasal genişlemeye gitmesinin FED’in parasal genişlemeyi giderek yavaşlattığı bir döneme rast gelmesi, ECB politikalarının gelişmekte olan ülkeler üzerindeki olası etkilerini de azaltıcı bir rol oynayabilecek. Dolar yatırımcısının ECB politikalarına tepkisi yoluyla, dolaylı olarak gelişmekte olan ülkeler etkilenebilirler. Dolar yatırımcılarının ECB politikalarını ne derece ciddiye aldığı ise çok büyük bir soru işareti.

Yukarı