TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Azerbaycan Nabucco'yu tam yatırdı

Azerbaycan'ın kısa sürede bu kadar performans göstereceği, Rusya'nın arkasında durduğu ülkelere karşı bir şey yapamadığını net görebileceği beklenmiyordu. Bu sebeple Türkiye ile birlikte Hazar Bölgesi doğal gazını, Batı pazarlarına iletmek için yeni boru hattı yapılması hususunda vermiş oldukları karar alkışlamaya değer. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da kendi döneminin imzasını taşıyacak önemli bir işe imza atmış olacak.
Kısa süre öncesine kadar doğal gaz vermemek bir yana, Türkiye'de imzalanan Nabucco için ilk negatif açıklama yapan Azerbaycan, şimdi Nabucco'dan öte anlam ifade bir projede Türkiye ile beraber stratejik kararı alması bizden ziyade kendileri için önemli. Devasa rafineri yatırımından sonra İstanbul Gaz Dağıtım AŞ (İGDAŞ) ihalesini de kazanırlarsa, onlar için ballı börek olacak. Bu konuyla ciddi ilgilendiklerini ve boru hattını da hayata geçirmeleri halinde gazını Rusya'ya satan değil, pazarlayan önemli bir oyuncu olabileceklerini görmeye başlamış olmalılar.
Türkiye de böylece, 'Avrupa'nın doğalgaz tedariki için kardeş ülkelerin gazlarını Anadolu'dan geçireceğim 'diye Batı'yı taltif etmekten kurtarmış olacak. Tabii Azerbaycan bu kararı tek başına vermedi. Başta Amerika'nın Azeriler ve konsorsiyum ülkeleri üzerindeki etkisine bakmak gerekir. Ermeni-Azeri sorununda Rusya'nın duruşunu da üzerine eklemekte fayda var.
Azeri-Türk yatırımı yeni gaz boru hattı Nabucco'yla birlikte Türkiye-Yunanistan-İtalya (ITGI) ve Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) projelerine de kaynak sağlayacaktır. Fakat boru çapını geniş tutmakta fayda var, zira bu işin geleceği iki kardeş ülkeyi ziyadesiyle memnun edecektir.

 

Kaşıdıkça problem çıkacak...

Dün AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner'in oportünist pozisyonunu için kısa bir değerlendirme yapmaya çalıştım. Çünkü Sabiha Gökçen - Dersim bağlantısını epeyce önce gündeme getiren çok daha saygın bir isim vardı ve Metiner adeta bu konuda rol çalmaya çalışıyordu. Beynimin bir kenarına Orhan Miroğlu'nun mütevazı ve bilge duruşunu nakşederek, gündem heveslileri için bir çift laf etmek istedim. Miroğlu'nun da 'Sabiha Gökçen Havalimanı'nın adı değişinceye kadar kullanmayacağım' tavrın ı hoş görmüyorum, ama düşüncesine saygılıyım. Çünkü bu konunun böyle bir yerden yürütülmesi doğru değil.
Türkiye'de herhangi bir umum mekâna kendi vatandaşlarımızı -çok az bir kesim bile olsa- rahatsız edecek isimlerin verilmesine ben de sıcak bakmıyorum. Ancak yeni sıkıntılara sebep olacak, asıl meseleyi çözmeye çalışırken önümüze engel olarak çıkma ihtimali olan hususlarda biraz dikkat edilmesi gerekir. Diyelim o ismi havalimanından kaldırdık. Ancak, ismin oraya verilme gayesine meftun kişilerin bu durumdan rahatsız olacaklarını düşünmemiz gerekmez mi? Bu kitlelerin çözüm önünde kısa bir süre perdeleme yapmaları bile asıl sıkıntının halli için kayıp sayılmaz mı?
Ben dün meramımı tam olarak anlatamamıştım. Hürriyet'te Taha Akyol'un Sabiha Gökçen hakkındaki yazısını okuyunca hislerime tercüman olduğunu söylemeliyim.

Yukarı