TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Gül'ün İngiltere seyahati yarım kalabilirdi

Basit sebeplerden birçok şey kaybettiğimiz tescilli durumda. Mesela Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 18 Ekim'de yaptığı açıklamaya göre 61 kez Suriye'ye gitmiş. Bugün gelinen nokta ve geçmişte Suriye ile olan ilişkilere bakıldığında, Dışişleri Bakanı'nın mekik dokumaları ciddi zaman, imkân ve enerji kaybı olmuştur. Kayıplar bizim hanemizde gözükmektedir. Aksine hayali tablo çizilmesin.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İngiltere seyahati tartışmasız önemli, prestijli, bir o kadar da Türkiye'yi daha yukarılara taşıyacak konumda. Ancak Cumhurbaşkanı'nın uçakta gazetelerin yayın yönetmeni ve Ankara temsilcileriyle yaptığı sohbet havasını görünce biraz değil epeyce irkildim. İsteyen o fotoğrafı bulup baksın, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. Beni de bir arkadaşım, 'Uçaktaki fotoğrafı iyi incele' diye uyarınca farkına vardım. Tablo şöyle:
Davetli bütün gazeteciler, sağdan soldan Cumhurbaşkanı'nın etrafına toplanmış, uçak ortamı malum. Derli toplu olma şansı yok. Kraliçeyi ziyarete giderken pek elit de durmuyor açıkçası. Ancak daha vahimi Sayın Gül'ün oturduğu koltuğun tam üzerindeki baş üstü dolabının kapağı açık ve içinde de büyük bir valiz öylece duruyor. Uçak hafif bir türbülansa girse abartmıyorum Cumhurbaşkanı'nın İngiltere gezisi, kraliçenin şatafatlı karşılama törenleri yarım kalabilirdi.
Cumhurbaşkanı Gül'ün yakın ekibi ve uçağın kabin personeli bu güvenlik zafiyetini nasıl ıskalamışlar anlamadım. Gazeteciler de Cumhurbaşkanı'nın ağzından çıkacak sözlere odaklandıklarından hiçbir şeyin farkında bile olmamışlar. Böyle bir hadisenin onlara da zararı dokunabileceğini bilmeleri gerekir.
Hasılı basit gibi görünen bu hadise bile umursamazlığımız ve devletin zirvesindeki bir önemli ismin seyahatinde kuralları ne kadar dikkate aldığımızı ortaya koyuyor. Ama bence devlet adamlarımızın uçak içi sohbetlerinde daha özenli olunması gerekir.

'Sakın unutmayın ki; olaylar insanlara bağımlı değildir, insanlar olaylara bağımlıdır.' Herodots.

***

TMSF, Eston'u satamadı KÜMAŞ'ı ne yapar?

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), son zamanlarda neler yapıyor, net bir şey göremiyorum. Hatta negatif haberler daha yoğunlukta. Bazı hususları sabırla yakından takip ettiğimden biliyorum, ellerindeki asetleri hem iyi yönetemiyorlar, hem de ihaleye hazırlarken eksik kalıyorlar. Dolayısıyla ya talep az oluyor ya da beklenen rakamlara ulaşıp satış yapamıyorlar.
Detay ver derseniz buyurun. Zeytinoğlu Grubu'ndan olan alacaklarının tahsilini henüz başarabilmiş değiller. Elindeki en değerli varlıklardan birisi Kütahya Manyezit İşletmeleri A.Ş. (KÜMAŞ) Ticari ve İktisadi Bütünlüğü (TİB). Tespit ettikleri değer 320 milyon dolar. İhaleye bu rakam üzerinden çıkacaklar. Merakla 20 Aralık tarihini bekleyeceğim. Bakalım sonu Eston gibi mi olacak?
TMSF'nin el koyduğu tesislerin başına getirilen tüm yöneticiler -içlerinde çok yakından tanıdıklarımda var- adeta başarı hikâyesi anlatıp, nasıl iyi yönettiklerinden dem vururlar. Bu hızla değer biçer, ihaleye çıkar arada başka atraksiyon olmazsa sonuç hüsran olur. Bir defa bir malın sahibinden başka kim ona hak ettiği değeri verebilir, onun kadar iyi yönetebilir? Elden çıkarmak üzere başına geçilen kurumların maalesef böyle bir şanssızlığı var. Bu sebeple Eston İnşaat'ı satamadıkları gibi bazı projelerde bir yıl gecikmeler ortaya çıktı. Taşeronlar değişti. Dolayısıyla marka ciddi örselendi, kalite düştü. 'Nasıl olsa müşterilere verilen sözlerin küçük ölçekli müeyyidesi göze alınabilir' diye düşünmüş olmalılar. İnanıyorum ki bu projeleri geliştiren Esbank'ın eski patronu Yavuz Zeytinoğlu ve ekibi kontrollü bir şekilde işbaşında olsaydı, daha iyi netice alınabilirdi. Bunlar yaşanmazdı.
Eston'un neden satılmadığına dair detayları da Hindistan seyahatimde en büyük inşaat şirketlerimizden birinin CEO'sundan öğrendim. Şaşırdım. TMSF yetkililerinin dikkatine...

Yukarı