TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Rolls-Royce'a göre Nabucco ve Güney Akım politik!

Bizler enerji güzergâhlarını, enerji kaynaklarına sahip ülkelerin pozisyonlarını, büyük enerji oyuncularının küçüklerle nasıl oynadıklarını tartışıp kendi menfaatlerimize göre pozisyonlanmaya çalışırken, Berlin'de ilginç bir tabloyla karşılaştım. Enerji kaynaklarına kim sahip olursa olsun, petrole ve doğalgaza kim yön verirse versin, pahalı ya da ucuza nasıl pazarlanırsa pazarlansın, her durumda avantajlı, her halükârda kazançlı bir kesimin varlığını daha net gördüm. Evet, doğalgazda Ruslar büyük oyuncu, ama boru hatlarının hayata geçirilmesi için İngiliz Rolls-Royce ile iş ve rol paylaşmak zorunda. Her daim kazançlı olan Rolls-Royce elindeki teknolojiyle boru hatlarının istasyonlarından, kompresörlerinden tutun enerji santrallarındaki türbinlere de imza atıyor. Bu alanda faaliyet gösteren çok az firmanın olduğunu söylemeye gerek var mı?
Geçen hafta İngilizlerin dünya devi şirketlerinden Rolls-Royce'un davetlisi olarak Berlin'deki tesislerinde gördüklerimi kamera veya fotoğraf makinesiyle size aktarma şansımız olmadı. Ama şaşkına döndüğümü söylemek zorundayım. Sadece uçak motoru değil, neredeyse "önemli bütün alanlar için motor üretiliyor"demek daha doğru olur. Uzay ve havacılık, deniz, enerji ve savunma sanayii.
Türkiye'den beni de dahil ettiğinizde toplam 10 gazeteci iki gün boyunca Rolls-Royce üretim hatlarını, motor test ünitesini ve Berlin Teknik Üniversitesi'nin uzay havacılık bölümünü gezdik. Brifingler aldık. Rolls-Royce Almanya Motor Direktörü Dr. Karsten Mühlenfeld, enerji alanındaki çalışmalarından bahsederken Nabucco, Güney Akım gibi doğalgaz boru hatlarıyla da yakından ilgilendiklerinin altını çizdi. Onları ilgilendiren tarafı hiç aklıma gelmemişti. Hayati önemlerini iyi kavradım. Boru hatlarının her tarafından haberdar olan Mühlenfeld, Nabucco ve Güney Akım'ın ticari değil, politik projeler olduğunu söyledi. Bakalım gerçekleşme şansları ne olacak?

***

TMSF ve başkanı endişelendiriyor!

TMSF için okurlarımdan ciddi endişe mesajları geldi. Bazı inşaat firmalarının yetkilileri de TMSF'nin bir inşaat projesini nasıl yöneteceğini bilmediğinin altını çizince bir defa daha yazmak gerekti.
TMSF, Zeytinoğlu Grubu'na el koyduğunda, farklı bir işle karşılaştıklarının farkında olmadan, projelere kendi usullerince devam ettiler. Eston'un bitmiş projelerindeki kalitesinden hareketle maket üzerinden piyasaya çıkarılan ürünlerini iyi sattılar. Ama şimdi işler sarpa sarmış durumda. Daha önce yazdığım üzere temeli atılamayan bazı projeler, kâğıt üzerinde bir yıl ertelenmiş. Sonlarının ne olacağı ise meçhul. Projede çalışanların da bir şeyden haberi yok ki, para yatıran müşterilerini aydınlatsınlar.
Bana gelen endişeli mesajlardan birisi şöyle: "Eston İnşaat'ın projeyi aynı kalitede TMSF'nin kontrolünde tamamlayacağı ümit edilmiştir. TMSF'nin atadığı genel müdürle görüşmemizde; 'Biz Eston İnşaat'ın projesini beğendiğimiz için sözleşme imzaladık, sizler iki gün sonra şirketi satarsanız ne olacak, haklarımızı koruyabilecek misiniz?' dediğimizde bizlere verilen cevap, 'Eston'u hiç satar mıyız, biz başlatıp yine biz bitireceğiz, alacağımızı kurtarmaya çalışıyoruz, Eston'u satarsak kurum zararlı çıkar' olmuştur ve tüm hususlarda tarafımıza güven aşılanmaya çalışılmıştır.
Bir süre sonra projenin teslim tarihi olan 31 Aralık 2012, 10 ay uzadı ve 30 Eylül 2013 olarak açıklandı. Bugünlerde ise 31.12.2013 olduğu söylenmekte. Projenin kaç defa uzatmaya gideceği meçhul. Projenin gecikmesinin sizin deyişinizle küçük ölçekli müeyyidesi, günlük 25.00-TL gibi oldukça komik bir rakam. Satış rakamları göz önüne alındığında hiçbir değeri bulunmakta gecikme tazminatının."
Bir başka mağdur ise TMSF-Eston'a güvenip ikinci şahıslardan ve açıklanan proje bedelinin de üzerinde fiyata ev aldıklarını ve ne yapmaları gerektiğini soruyor?
TMSF Başkanı Şakir Ercan Gül'e şöyle sorayım: Daha önce "Eston'u Dubaili bir firmaya sattık"açıklaması yaptınız, doğru çıkmadı. Ya da olmadı. Bir taraftan devletin alacağını tahsil edemezken, diğer taraftan yeni mağdur vatandaşlar kitlesi oluşturuyorsunuz. Bunun bir mantığı var mı? Yoksa tamamen beceriksizlik mi?

Yukarı