TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yurtdışında biz bize bitsin artık...

Yurtdışında biz bize yapılan toplantıları iyi bilirim. En son gittiğim bir yurtdışı hadisesinde de yine ilgili kurumun başı ve heyeti, bir bakanımız da katılmıştı. Bizimkilerin eylem yaptığı mekâna, o ülkeden bir yetkili, yakını, birkaç görevli ve korumaları katıldı. Dinleyicilerin tamamına yakını ise bizimkilerden oluşuyordu. Hatta biz gazeteciler de katıldık, görüntü güzel olsun, yaban ellerde "Bizimkilere rağbet yok" havası ortaya çıkmasın...
Yakında katıldığım bir programın ertesi günü o ülkenin gazetelerini taradım. Ne bizim bakandan tek satır laf etmişler, ne de eylemimize yer vermişlerdi. Bu yönde harcanacak mesailer, bizim bakan ve bürokratların son dakika katılım kararlarıyla programlarını ayarlamakla geçiriliyor. (Ayrıca birçoğuna bakan değil profesyoneller katılsa daha verimli olabilir.) Böyle olunca bakanlarımız gittikleri yerde gereği gibi ağırlanmıyor. Türkiye'ye olan inanç da zarar görüyor. Neticeye götürecek işler de zor çıkıyor.
"Hangi bakan"derdine düşmeyin. Ziyaretlere bakın ne demek istediğimi anlarsınız. İthalat rekor kırarken, ihracatla övünenlerin ülkesi için normal bir görüntü.

Washington'da hayal gördüm galiba...

Geçen hafta çeşitli programlar sebebiyle Amerika'da idim. VVashington'da "Yeni Sorunlar, Yeni Fırsatlar" başlığı altında yapılan panelleri izledim, gala gecesine katıldım. Bizler de vardık, en yetkili Amerikalılar da. Biz bize geçmeyen şaşırtıcı bir organizasyon.
Geçen yıl Aslı Aydıntaşbaş, bu panellerin birincisini gündeme getirdiğinde açıkçası şaşırmıştım. Çünkü Türkiye'nin tarihinde ilk defa Amerika-Türkiye ilişkilerinde, ama ABD'deki çalışmalarla ve üst düzey katılımla farklı şeyler oluyordu. Bu defa gözlemcilerden birisi de bendim. Ama yine ortadaki başarıyı kolay kabullenemedim.
VVashington'daki toplantının birçok açıdan tabuları yıktığını söyleyebilirim. Katılım ve organizasyon iki yıllık bir tecrübe gibi değildi. Zannedersiniz yıllardır yapılıyor ve bu sebeple Amerikalı senatörler, 60 civarında kongre üyesi buraya gelmek için can atıyor. Öyle ki, birçoğu gala gecesi tek tek kürsüye çıkıp konuştu. En basit ülkelerde bile yaptığımız toplantıları düşünüyorum, bir de ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a dediği gibi "Balina Amerika"da olanları gözlerimin önünden geçiriyorum. İnanılır gibi değil. Hatta birisi anlatsaydı, tabloyu tahayyülde zorluk yaşardım.
Turkic American Alliance (TAA) ile Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) süper bir iş yapıyorlar. Biri Türkiye'nin, diğeri Amerika'daki tüm Türk kökenlerinin federasyonu olarak kalıcı ilişkiler kurmakla kalmıyor, etki hinterlandını neredeyse bozulmayacak şekilde, sevgi temelleri üzerinde inşa ediyorlar. Böyle giderse emin olun Ermeni sorunu bile fedakâr insanların iyi niyetleri altında yok olup gider. Hem de konuşa konuşa, tarihte yaşananların üzeri örtülerek değil, sonuna kadar açıp samimiyetle tartışarak...

Turkic mi Turkish mi?

TAA'nın adındaki "Turkic" kelimesini bir Amerikalı merak edip sorduğunda ben de merak edip kulak verdim. Zira gala gecesinin yapıldığı Grand Hyatt Oteli'nin büyük salonunda etraf Türk cumhuriyetlerinin bayraklarıyla donatılmıştı. İçlerinde tanıyamadığım bayraklar da vardı. Galaya TAA çatısı altında gelenler arasında ise Bosna-Hersek'ten Kazakistan'a uzanan çizgide çeşitlilik söz konusuydu. "Turkic" kelimesi dünyadaki bütün Türkleri temsilen tercih edilmiş, ama yakında yeterli olmayabilir. Türkçe olimpiyatları gibi bir çeşitliliğe doğru gidebilir. Amerika'da yeni isimle farklı, etkin bir lobi ortaya çıkarsa şaşırmayın...
TAA Başkanı Faruk Taban ve ekibi ABD tarafındaki katılımı iyi planlamış dersem ayıp olur. TUSKON Başkanı Rızanur Meral son dakika rahatsızlığı sebebiyle gelemedi, ancak Başkan Yardımcısı Ahmet Ciğer ve Genel Sekreter Dr. Mustafa Günay da ortaya çıkan harika bir işin Türkiye tarafı olarak takdiri hak ediyorlar. Gerçekten ülkemize tahmin edemeyeceğimiz ilişkiler kazandırmışlar, kazandırıyorlar...

Yukarı