TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kazakistan'ı doğru okumak

Orta Asya denince akla hangi ülke geliyor? Türk cumhuriyetleri içinde şüphesiz adından söz ettirmeyi Kazakistan kadar hak eden ikinci bir ülke benim aklıma gelmiyor. Fakat Türkiye'den hem Kazakistan gerçeğini yanlış okuyoruz hem de basit denen negatif haberleri nedense abartmayı seviyoruz. En azından dengeli veremiyoruz. Gıptayla anılacak önemli gelişmelere imza atan Kazakistan, kısa süre önce bağımsızlığının 20. yılın kutlarken, sık ziyaret ettiğim bu kardeş ülkedeki değişim karşısında her seferinde şaşkınlığa uğradığımı özellikle belirtmek istiyorum.
Mesela Almatı Bölgesel Finans Merkezi'nin (RFCA), yatırım yapmak ve gelir elde etmek için yabancı yatırımcılara geniş olanaklar ve destekler sağlamak üzere temelleri atılmış. Ve başarıyla hedefe doğru ilerliyor. Yabancı yatırımcılar için vize işlemleri ve ofis açma teşebbüsleri çok basite indirgenmiş durumda. Bir şirketin tescili yalnızca bir gün sürüyor.
Ayrıca İslami finansmanın girişine yönelik olarak mevzuatını uyarlayan Bağımsız Devletler Topluluğu'na (BDT) üye ilk ülke. Bölgede ilk İslami banka olan Al Hilal Bank 2010 yılında Kazakistan'da açıldı. Kazakistan'ın, İslam İşbirliği Örgütü'nün (İİÖ) başkanlığına seçildiği toplantıda, Almatı'nın İslami finans enstrümanları kullanan bölgesel bir finans merkezi olarak tasarlandığını öğrenmiştim.
Gördüğüm kadarıyla Kazakistan'ın vizyonu geniş Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, ülkesi için her türlü fırsatı değerlendiriyor, işbirliğini ve iletişim kanallarını önemseyip açık tutuyor. Ülkesinin elindeki her türlü değeri büyük küçük demeden faydaya dönüştürmeye, karşılıklı ilişkileri geliştirmeye tahvil ediyor. İslam dünyasıyla yeni ilişkileri kurarken eski SSCB üyesi ülkelerle de olan bağlarını koparmadan geleceğe bakabiliyor.
Halbuki Kazakistan, 1991 yılında bağımsızlığını kazandığında, nüfus yapısı itibarıyla en fazla teyakkuzda olunması gereken ülke olarak ele alınıyordu. Nazarbayev, demografik yapıyı oluşturan tüm kesimlerle kalkınmanın, ilerlemenin yollarını keşfettiği gibi her türlü insan hak ve hürriyetine de gereken değeri vererek ülkesini bu aşamaya getirdi. Özetle; çağını iyi okudu.
Üstelik başlangıçta ülke içerisindeki Kazaklar azınlıkta olmasına rağmen bu başarıya imza atıp, "Kazak Ülkesi"ni tüm halklarla mutlu yaşanabilecek bir coğrafya haline getirdi. Yanı başlarında Kırgızistan'daki kardeş kavgalarını dikkate alırsak, ne derece önemli hadiseden bahsettiğim daha iyi anlaşılır.

***

Rusya'dan sonra ikinci

Ve Kazak ekonomisi. Ocak-Haziran 2011 döneminde doğrudan yabancı yatırım tutarı 10 milyar dolara ulaşmış. 2010 yılında bu açıdan dünyada 19'uncu, Asya'da 5'inci ve BDT içinde Rusya'dan sonra ikinci olmuşsa herhalde bu tabloyu iyi okumamız, sebeplerine başka bir gözle bakmamız gerekir.
2010 yılında Kazakistan'ın kişi başına milli geliri de 11.100 dolara ulaşmış. Son on yıl boyunca ortalama büyüme oranı yüzde 6.7 olmuş, en yüksek büyüme oranı ise 2006 yılında yüzde 10.7 ile yakalanmış.
Türkiye'nin de bu coğrafyada en sağlıklı ve kesintisiz ilişki kurduğu, nihayetinde yakınlığını stratejik işbirliğine taşıdığı ülke Kazakistan'dır. Ancak Türkiye olarak Kazakistan ile hak ettiği ölçüde yakınlık kurulduğunu düşünenlerden değilim. Halbuki Kazakistan'a adım attığınızda gözünüze çarpan kamu kurumlarının neredeyse tamamında Türk şirketlerinin imzasını görürsünüz. Bu durum Kazak Devleti'nin ve Devlet Başkanı Nazarbayev'in desteği olmadan ortaya çıkacak bir tablo değil. Fakat petrol, doğalgaz, maden gibi önemli alanlarda Türk şirketlerinin varlığından söz etmek zor. Çünkü bu güçte Türk şirketi yok. Devletimiz de özel şirketlere böyle bir vizyon koyamadığı gibi destek de sağlayamamıştır. Mevzu sadece boru hattına destek ilişkisiyle geçiştirilemez.
Kazakistan'da Türk sermayeli 1400 şirket faaliyet gösteriyor, ama ticaret hacmi 2010 yılı itibarıyla 3 milyar dolar seviyesine ulaşabilmiş. Yeterli mi? Milli gelirini yaklaşık 20 kat artırmış bir kardeş ülkeyle ilişki için şüphesiz yetersiz...

Yukarı