TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İhracatta rekor kırmadık geri kaldık

Çok değil 2003 yılı ihracat rakamlarına bakalım. Dünya sıralamasındaki yerimizle 2011 'de geldiğimiz noktayı kıyaslayalım. Dünya ihracat liginde 10 basamak gerilemişiz. Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) rakamlarına göre 2010'da 30'uncu sırada yer aldık, ama 2003'te 20'nci olarak tescil edilmiştik. Yerinde saymadığımız, geri gitmediğimize hatta dünya kriz yaşarken ekonomide önemli başarılar yakaladığımıza göre atılan her adımın rekor manasına geldiğini de biliyor olmamız gerekir. Ancak rakamlara nereden, nasıl baktığımız önemli. Neye, kime göre rekor?
Dünya büyüyor, ticaret büyüyor, herkes rekor kırıyor. Çin ve ABD'nin son 10 yıllık büyüme oranları baş döndürüyor. Bizim de başımız dönüyor, ama yanlış tarafa kaş göz ediyoruz. Ekonomik büyüklük olarak Türkiye'yi yukarılara taşıyan asıl tarafın ithalattaki büyüme olduğunu maharetle gizliyoruz.
Türkiye, 2007 yılında girdiği 100 milyar doların üzerinde ihracat yapan ülkeler liginde yerini sağlamlaştırmaya çalışırken, trilyon doları devirenler ligi ortaya çıktı. Bizimle birlikte 100'ler Kulübü'nün asil üye sayısı da arttı. Ama biz hep ihracattaki rekorlarla övündük. İçeride ithalatla daha fazla büyüyüp, rekor kırmamıza rağmen bu gerçeğe en yetkili makamlar bile uyanmak istemedi. 2010 yılı itibarıyla ihracatta 30'unculuğumuzu önemseyenler, ithalatta 20'nciliğimizi görmek istemediler.
"2011'de ihracat yüzde 18.2 artışla 134.6 milyar dolar oldu"diye sevinenlerin, yanına ithalattaki rekor rakamları koymamaları ne kadar üzücü. Ekonomi Bakanlığı'nın sitesinde bile ithalat adına bir bölüm olmamasına ne demeli? İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60'lara çıkmışken, ihracattaki rekorlarla övünmenin mantığını kim izah edebilir?
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, 2011 yılında en çok ihracat yapan sektörün yüzde 1 7.4 artış ve 20.4 milyar dolarlık ihracatla otomotiv sektörü olduğuna dikkat çekiyor. Alkış. Ancak bu sektör ne kadar ithalat yapmış ve ne derece katma değer üretmiş detaylarını da bilmek hakkımız değil mi? Ayrıntıları bilmeden teşvik sistemini nasıl ele alacağız?
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin bana anlattığı teşvik modeli sisteminin hükümet tarafından kabul görmediğini anlıyorum. Şöyle ki, şehir, bölge, sektör bazında teşvik verilmesinin demode olduğunu bilmeyen yok. O halde yerli otomotiv yapmaya hevesli, hatta yerli uçak için olabildiğince arzulu bir ülkenin teşvik etmesi gereken yerler en zayıf olduğu halklar değil midir?

 

 

***

Teşvik modeli demode
Yeni teşvik olarak duyurulan 6 sektörde, 50 milyon liranın üzerinde yatırım yapanlara yüzde 90'a kadar varan oranda Kurumlar Vergisi indirimi, düşünülmeden, dış ticaret açığı ve ithal kalemleri üzerinde hesap yapılmadan ortaya konmuş demode bir model. Halbuki dünyada beklenen krizi Türkiye iyi yönetirse sürdürülebilir, kalıcı yatırım enstrümanlarına dönüştürebilir. Ama bu teşvik modeliyle değil. Ekonomiyi canlandırmak, cari açığı ve bölgesel eşitsizlikleri azaltmak gibi iyi niyetle yola çıkmak doğru, ama daha spesifik alanlarda çalışmalar yapılması gerekir. Mesela otomotiv sektörünü topyekûn desteklemenin bir anlamı yok. Halen daha otomotiv için sac üretemeyen, motor yapamayan bir ülkenin önceliği, varmak istediği hedef uygun olması gerekir. Otomotiv sektörünü değil motor üreteni, kaporta, sac yatırımı yapanı teşvik etmek daha mantıklı olmaz mı? Bu yaklaşımın tüm sektörler için düşünülmesi gerekir.

Yukarı