TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İhracat hızında dünyanın gerisinde kaldık

İhracattaki artışa terazinin diğer gözündeki ithalat rakamlarıyla baktığımızda karşımıza çıkan tablo maalesef sevindirici değil. Ancak ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar nedense dış ticarete mukayeseli bakmayı sevmiyor. Böyle olunca ithalatın yüksek seyreden hızının kesilmesi için çözüm üretmekte zayıf kalınıyor. Bu yüzden 2003'te ihracat liginde 20'nci olurken, 2010'da 10 basamak gerileyip 30'lu sıralarda kendimize yer bulabiliyoruz.

'BAŞBAKAN UYARACAK'
Hâlbuki yıllardır bu açmazla Türkiye ekonomisi büyüyor, dünyanın sayılı ve saygın ekonomilerinden birisi oluyor. Eğer dış ticarete mukayeseli bakmış olsaydık bugün ihracattaki durumumuz çok daha farklı noktalarda olabilirdi. İstihdam artar, işsizlik sorunu mesele olmaktan çıkardı. Mesela ithalatın 2003 sonunda 67 milyar doları bulacağı tahmin edilirken, 2004'te ise 75 milyar dolar seviyesine çıkması hükümet katında rahatlıkla beklenilen normal bir durum olarak telakki ediliyordu. Akabindeki yıllarda da bu bakış açısı değişmediğinden, ithalat rakamlarını, 'ihracatta rekor kırdık' sloganının arkasına saklamaya başladık. Üstelik devlet törenleriyle kutlamalar yaptık. Bunun normal bir durum olmadığını tüm yetkili makamların teslim etmesi gerekir. Hatta öyle sanıyorum, daha doğrusu bir duyum olarak ifade edeyim ki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ilgili şahsiyetleri toplayıp gereken uyarıyı çok yakın bir zamanda yapacak.
Çünkü ithalatta ara mallarının oranı olabildiğince yüksek. Böylece yurtdışı talebinde tüketim malları yerine üretim ve ihracat yönlü bir büyüme gündeme geliyor. Daha anlaşılır söylersek aramalı ithalatı teşvik edilmiş oluyor.
Rekor kırdık ama rakamlar 2008'in altında Dünya ticaretinden aldığımız pay yukarı çıkmıyor Halen daha 2008 rakamlarının gerisinde olduğumuz düşünülürse ihracatta rekor kırmanın bir şey ifade etmediği daha net anlaşılacaktır.

 

 

 

Bu senenin dış ticaret rakamları tam netleşmediği için 2010 yılındaki detaylara baktığımızda kesinlikle Türkiye'nin teşvik modelini değiştirerek geliştirmesi, işin içine finans ayağına güçlü bir şekilde dahil etmesi gerektiği ortaya
çıkıyor. Sektörler, şehirler, bölgeler odaklı teşvik sisteminin yerine daha özel alanlar tercih edilmesi gerekir. Aksi takdirde bu gidişatı değiştirmek zor olacaktır. Aynı makineyi Türkiye'den üretirken, Almanya'dan ithal ediyorsak bunun sebeplerine eğilmeden gerçekçi çözüm bulamayız...

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
04 Ocak 2012 Çarşamba, 16:23 Misafir uygulanan dış ticaret politikalarının yanlışlığına en güzel örnek tekstilden. önce elyaf ithalatına antidamping uygulanmaya başlandı; aradan 3-5 sene geçip ülkedeki iplik fabrikalarının çoğu yurtdışına çıktıktan sonra, iplik ithalatına antidamping uygulanmaya başlandı; aradan 2-3 sene geçip dokuma tezgahlarının yarısı hurdaya ya da yurtdışına verildikten sonra kumaşa ve konfeksiyona koruma uygulanmaya başlandı. bu iş tersinden yapılsa işsizlik, ülke içi üretim gibi birçok konuda çok daha iyi neticeler alınabilecekti. -misilak-
Yukarı