TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Neden Başbakan kadar cesur değiller?

Savunma sanayiinde Türkiye'nin kısır bir döngü içerisinde olduğunu, "milli"diye sunulan birçok ürünün tartışmalı olduğunu ve "millilik hastalığı"na yakalandığımızın öncelikle altını çizeyim. "Milli" sloganıyla yola çıkıp, çeşitli yerlerden kritik malzeme temini için gayret göstermek yerine, ciddi ortaklıklar kurup, önemli projelerde kritik konum kazanmanın küreselleşen dünyadaki değerini keşfetmemiz lazım.
Mesela "Milli Gemi Projesi" ne kadar milli? Elbette önemli oranda, ama en hassas yerlerinde Fransız Thales var mı, yok mu? Neden belli gruplar milli vasfı atfedilen savunma ihalelerinde hep ipi göğüsler? Niçin savunma sanayiinde ülke insan ve teknoloji kaynağını değerlendirebilecek adil, rekabetçi, yapılar, sistemler kurulmaz?
Niçin tüketici konumundaki Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensupları aynı zamanda ürün alımında da son belirleyici olurlar? TSK'nın oyuncak ister gibi "şu uçaktan, bu silahtan istiyoruz"taleplerini objektif kriterlerle değerlendirebilecek donanımlı bir teknik departmanımız neden yok? Dışarıdan alınan araç ve gereçlerin donanımlarında sürekli hatalar yapılmasına kim çözüm üretecek? Hâsılı asker ve sivil otorite ne zaman aynı hedefe doğru yürüyecek?
Türkiye'nin yüksek teknoloji gerektiren savunma projelerinin ihale ve alımında ciddi teknik zafiyetler var. Acilen TSK'dan ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı'ndan (SSM) bağımsız bir üstyapının kurulması gerekmez mi? Aksi halde F1 6, F35 gibi savaş uçaklarının kod sistemlerinde, "Gözetleme ve Keşif Uydusu Göktürk" gibi projelerde daha imza aşamasında gol yemeye devam ederiz.
Ayrıca Göktürk Uydusu'nda asıl sorunlardan birinin de anlaşma metinlerinde olduğunu önemli bir yetkiliden öğrendim. Şimdilerde ise bu proje gelgitler yaşıyor.
İhalede İsrail firmasını görüntülemede kısıtlama yapacağı için elemiştik. İtalyan Telespazio'yu ise hiçbir tecrübesi olmamasına ve arkasında Fransız Alcatell olduğunu bilmemize rağmen tercih etmiştik. Alman OHB ve İngilizlerin EADS Astrium firmaları ise pek dikkate alınmamıştı. Halbuki en iyi teklifin İngilizlerden geldiği belirtiliyordu. Ama biz iyi bir anlaşma metni bile hazırlamaktan acizdik.
Şimdi Göktürk'te İsrail kaynaklı görüntüleme problemiyle (İsrail topraklarını görüntüleyemez) birlikte 1 metrenin altında cisim tanımlama diğer bir ifadeyle adam tanımaya yönelik sorunlar ortaya çıktığı ifade ediliyor.
Ayrıca Aselsan'ın ürettiği ASELFLIR 300 gibi Aviyonik Termal Görüntüleme Sistemi için de ilginç bir şey öğrendim. Aselsan ile çalışan bir yabancı kurumun yetkilisi kritik malzemelerin kendilerine ait olduğunu söyledi. Peki, bu gerçeği bize hangi bağımsız kaynak söyleyebilir? Bu ürünleri geliştirmek için ayrılan kaynakları nasıl sorgulayacağız?
Aslında tüm sorunların temelinde şematik problem var. Savunma sanayiinde işlerin nasıl yürütülmesi gerektiğine yönelik yol haritamız yok. Bu sebeple SSM'de daire başkanları sürekli yer değiştirip, döner durur. Kabiliyetler önemsenmediği gibi birçok vukuatı olanlar da istihdam edilir.
Yarın Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplanacağı için daha net sorayım. Klasik devlet memuru vasfıyla hareket edip, asker ve siyasileri iyi dengelemeye çalışanların, müsteşar koltuğunda uzun süre oturmasının hikmeti nedir? SSM bazı projeler teşvik edip desteklerken, bazılarına neden hiç kaynak ayırmaz? SSM ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'nın ağırlık hissesi olan TAI, TEI, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN gibi şirketler niçin aynı alanda faaliyet gösteren diğer kamu kurumlarıyla tek bir çatı altında profesyonel bir yapıya kavuşturularak güçlenmeleri sağlanmıyor?
Önemli bir ismin bana yönelttiği asıl soru şu; Savunma sanayiindeki bürokrasi neden Başbakan kadar cesur değil? Ayrıca TSK'daki savaş uçaklarının hepsi İsrail ve Amerika müttefikleri karşısında kör olan Amerikan yapımı? Başındaki torbayla İsrail'e diklenenlerin dikkatine! Bu büyük bir zafiyet değil mi? Değilse THY neden Boeing ve Airbus'tan rekabet ortamında uçak alıyor?

Yukarı