TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Hayret! Türk iş dünyası Fransa'ya itidalli...

Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. Fransa'nın ilk soykırım adımında tecrübe ettiğimiz ilişkiler, yanlışlıklar tam da bu noktada. Başarısızlıklarımıza bakıp, iyi bir yol haritası çıkarmamız gerekir. Aslında gelişmeler de fena değil. Eski hasbi tavırlı, ani ataklı günler geride kalmış. İş dünyamızın sivil toplum kuruluşları itidal çağrısı yapıyor. Hâlbuki Yalım Erez'in Sanayi ve Ticaret Bakanı, TOBB Başkanı olarak verdiği boykot hizmetleriyle, bugünün benzer koltuklarda oturan isimleri arasında bir ay öncesine kadar çok fazla fark yoktu. Fransa'ya ilk tepkilerde benzerlikler fazlaydı, ama giderek makul çizgiye doğru geliniyor. Siyasetle ticaret, politikayla ekonomi daha ayrı noktalarda tutulabiliyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin tutum değişikliği de Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner'in daha serinkanlı değerlendirmeleri de büyüyen, gelişen Türkiye açısından önemli. Türkiye ve iş dünyası becerebiliyorsa Sarkozy yönetimine zarar versin, iktidarını zayıflatsın. Ama hoyratlık yapmasın.
Daha önce siyasi aktörlerin de etkisiyle iş dünyası kendinden geçmiş, garip tavırlar sergilemişti. Mesela TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ne kazandırdı? Halbuki siyasi açıdan sıkıntılı ülkelerle, ticari ve ekonomik ilişkiler ne kadar iyi olursa, etkinliğiniz de o derece artabilir.
Ayrıca iş dünyamız, Fransa ile yaşanan bu olaydan ders alıp, ticaretimizin güçlü olduğu memleketlerde daha aktif olmanın yollarını aramalılar. Karşılıklı ziyaretleri, etkileşmeleri sağlayacak faaliyette bulunmalılar. Son dakikada lobi şirketi tutmak için yola koyulmak çözüm değil. Misal, iş dünyasından toplanan o kadar parayı TOBB, TİM, İTO, İSO nerelerde harcıyor? Biz bize fuarlar yerine işin bu boyutunu, kriz çıkma ihtimalini kaç defa düşündü. Faydası olmayan şovları bundan böyle terk edin lütfen...
Roger Von Oech'in güzel bir tespiti var: "Başarısızlığa uğramanın iki avantajı olduğunu unutmayın. İlki, eğer yanılmışsanız nelerin işe yaramadığını öğrenirsiniz. İkincisi ise başarısızlık size yeni bir fırsat verir."
İş dünyası "boykot" kelimesini lugattan çıkarsın, unutsun. Boykot edeceksek akılsızlığımızı, beceriksizliğimizi, Fransız'ın üretemediğini neden yapamadığımızı edelim. Aksi halde altımızdaki Fransız arabasını, bedenimizdeki parfümü, losyonu üretene kızma hakkımız olabilir mi?
Fransa'nın yaptığı büyük hatadan daha büyüğünü inşallah yapmayız. Hükümet, siyaset, "stratejik derinliği" olan Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, neler yapacak, onu beraber göreceğiz.

***

Petro-Arap out Petro-Azeri Türk in

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve son olarak halkaya dahil olan Azerbaycan, dünyanın en büyük gökdelenini inşa etmek için yarış halindeler. Yeraltından çıkan kaynaklarla yerin en yukarısına kimin çıkacağını merakla takip ediyoruz.
Dubai, şüphesiz Bakü ve Cidde'den farklı konumda. Çünkü yapılan ilginç mimarideki binalar ve projeler şehrin marka değerine katkı sağlıyor, ticari bir akım oluşturuyor. Peki, Suudi ve Azeriler ne yapmaya çalışıyor? Daha Türkiye ile vize meselesini halledemeyen Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, bu yüksek binayla kime yukarıdan bakmayı amaçlıyor. Yönetim yapılarıyla ülkelerindeki insan cevherinin yukarıya çıkmasına, zirve yapmasına müsaade etmeyenler, totaliter tavırlarını baskın kılmak için göğe bina uzatıyorlar. Hadi bakalım kimin binası en uzun olursa, o dünyanın en diktatörü olacak. Emin olun başı göğe eren binalardan korkanlar demokrasi diyemez, muhalefet yapamaz. Ancak asıl mesele şu; Hazar Denizi üzerinde yapay adada yükselecek binanın adı ne olacak? Cidde'de Kraliyet, Dubai'de Halife derken Petro-Arap diktatörlerinin yolunda giden Petro-Azeri Türk'ünün Bakü'süne ne yakışır? İyi bir isim bulmak, çene yormak için buyurun...

Yukarı