TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Rekor açıkla içe dönme zamanı...

Dünya ticaretinden aldığımız pay ile ekonomik büyüklüğümüz arasındaki ciddi fark kimsenin dikkatini çekmiyor. Üstelik payımız yukarı doğru eğilim içinde de değil. Daha önce verdiğim rakamlara bakanlar görecektir ki sadece dış ticaret açığımızın büyümesi, bizi dünya liginde de aşağıya çekmektedir. Çözüm acilen içeriye dönmekten, evi temizleyip düzenlemekten geçiyor. Aksi halde ithalattan gelen ürünlerle ihracatı büyütmek gibi yanlış, üretime dayanmayan, emek yoğun çalışan işçiliğiyle övünen bir ülke olmaktan öteye gidemeyiz.
Artık rekor kelimesinin bıkkınlık verdiğini, yılgınlığa sebep olduğunu, hatta rakamların yanlış kullanılması nedeniyle bir etki uyandırmadığını söylemeye gerek yok. 2011 'de 106 milyar dolarlık dış ticaret açığı her şeyi çok net ifade ediyor. Neredeyse ihracatımız kadar açığımız var. Bunun için toplama yapmaya, içinden enerji girdilerini çıkarmaya da gerek yok. Bu açığın günah keçisi petrol, doğalgaz hasılı enerji kalemleri değildir. Beceriksizliğimizi sorgulamamıza ne dersiniz?
Elektrik üretmek için kurulu gücünün üstünde enerji santralı için doğalgaza yol verirken, kendi yeraltı kaynaklarımızın harekete geçmesini engeller, yerli enerjiye yatırım yapan kendi işadamlarımızın önünü tıkar, hatta sebepsiz yere engellersek bu açık kabak gibi büyümeye devam edecektir. Çünkü AK Parti döneminde maalesef enerji tarafı iyi yönetilememiş, hatta net bir strateji dahi ortaya konmamış olması asıl sorundur.
Dış ticaret açığıyla birlikte ülkemizde dış ticarete bakan, düzenleyen, politika yapan ve strateji koyan resmi, yarı resmi ve sivil kuruluşların sorgulanması kaçınılmaz. Zira en başta halledilmesi gereken mesele burası. Kural olmayınca ülkemiz ithalat cennetine dönüyor. İçeride fabrikalar kapanıyor, istihdam gerektiği gibi artmıyor. Bütün bunların üzerine devreye her şeyi alkışlayan şakşakçılar girince işbaşındakiler kendilerini doğru yolda sanıyor.
Basit bir örnek: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, geçici dış ticaret verilerini ortaya koydu. Ve böylece dış ticaret açığımız ancak bir ay sonra çıktı. Halbuki ihracatımız ocak ayının başında farklı kurumlar tarafından törenle açıklanmıştı. Dış ticaretin verilerini ele alış şeklimiz bile tuhaf değil mi?
Bu anlayış bizi nereye götürür?

***

Acilen dış ticaret konferansına....

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilgili bakanlar ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla beraber acil bir konferans yapılması, cari açık, dış ticaret açığı ve ithalat/ihracat kalemlerinin ameliyat masasına yatırılması kaçınılmaz. Başka çözüm yolu yok. Çünkü dünya ekonomik sıkıntı yaşarken Türkiye'nin avantajlı konumunu tahminlerin ötesinde büyüme rakamlarıyla değerlendirmesi için böyle bir zirve gerekli. Böylece ekonomimizin hem röntgeni çekilir, hem de en fazla ihracat yaptığımız ülkelerde neler yapacağımızla ilgili ilginç kararlara imza atılabilir.

***

Avrupa'dan şirket alabilir miyiz?

Türkiye'den bazı şirketlerin kriz esnasında Avrupa Birliği içinde büyüdüğünü, şirketler satın aldıklarını biliyoruz. Bunun devletin destek ve teşvikiyle, hatta üzerinde çalışılmış modellerle yaygınlaştırılması mümkün. Başarılı operasyonları olan şirketlerin modelleri, hatta Güney Kore gibi ülkelerin yöntemleriyle yola çıkmanın en iyi tarihi 2012. İyi değerlendirirsek bu sene hem sağlıklı büyüme trendine gireriz hem de dış ticaret açığımızı azaltmanın çaresini bulmakta başarılı oluruz.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
01 Şubat 2012 Çarşamba, 22:37 Misafir yetmezmiş gibi 10 günlük yıllar arası mukayeseler yapılmaya başlanmazmı?ilgili bakanin başkahiçbir işi olmadiği hissine kapılıyorum.değerlendirmeleriniz duygularıma tercüman oldu.
Yukarı