TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Elektrikte yerli üretim nerede?

Türkiye, küresel ekonomik krizle atlattığı enerji sıkıntısıyla bu kış yeniden tanıştı. Ancak ciddi önlem alınmazsa gelecek kışın daha tehlikeli geçeceğini söylemek mümkün. Fakat ciddi önlemden enerji yönetiminin ne anladığı, hangi enerji kaynağına öncelik vereceği bu noktada daha keyfiyet arz ediyor. Eğer işin kolayına kaçıp Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK) gibi her önüne gelen doğalgaz çevrim santralı için lisan vermeye kalkarsa, aslında kriz yönetimi ötelenerek başka türlü büyütülmüş olacaktır. Kriz sıkıntısıyla geçen yıl, en acil devreye sokulma imkânı olan çok sayıda doğalgaz çevrim santralı için ruhsat verildi.
2012 de geçen yıldan farklı olmayacak. Ya ithal doğal gaz santralları devreye sokulacak ya da ithal kömür için verilen izinlerle kurulan santrallar hizmete girecek. Mesela; bu sene İÇDAŞ'ın Çanakkale'de hizmete sokacağı 600 MW'lik ithal kömür santralı, Aksa'nın Antalya'da kurduğu 625 MW'lik doğalgaz çevrim santralı ve Elektrik Üretim AŞ'nin (EÜAŞ) İstanbul Ambarlı'da faaliyete başlatacağı 833 MW'lik ikinci doğalgaz çevrim santrallarıylı enerjide ne tarafa kürek çektiğimiz belli değil mi? 2012'de 798 MW'lik barajlı hidroelektrik santralına (HES) ilave olarak nehir tipi HES, Rüzgâr Elektrik Santralı (RES) ve jeotermal projelerin toplam 1098 MW'lik gücünün yerli enerji kaynağı olarak devreye girmesi bekleniyor. Termik santrallarla, yenilenebilir enerji kaynaklarının arz güvenliğini bir kenara not ederek, bu vizyonla ülkenin enerji arz güvenliğinin ne kadar sağlanabileceğini bir düşünün bakalım?
2009'da elektrik tüketiminin 1 94 kilovatsaate (kwh) gerilemesiyle nefes alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri, 2011 'de 229 milyar kilovatsaate ulaşılmasıyla beraber haklı olarak endişelendiler, ancak ülkenin kaynaklarını harekete geçirmede aynı heyecanı duymadıklarını rakamlar çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu ülkenin yeraltı zenginlikleri yok mu? Gaza, ithal kömüre atfedilen önemin onda biri kendi kömürümüzden neden esirgeniyor?

Gaz sıkıntısı gözlerini korkutmuş ama...

Geçen hafta doğalgaz krizi nedeniyle elektrik fiyatının 2 liraya çıkmasıyla ilginç bir tabloyla karşılaşan Enerji Bakanı, EPDK Başkanı, EÜAŞ ve Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) genel müdürleri, hasılı Türkiye'nin parasının enerji adına yurtdışına çıkmasına sebep olan tüm yetkililerin hiç mi vicdanı sızlamadı? Ekstra ödenen bu paralar nerelere, niçin gitti? 2 liralık tanışmanın maddi ve manevi bedeli olarak kendileri neler hissettiler, ne önlem aldılar? Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) bünyesinde kurulan Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi'nde (PMUM) geçen hafta elektriğin 1 kilovatsaatinin 2 liraya çıkmasıyla alarm zilleri çaldı, ama havalar azcık ısınınca rehavet uykusu yeniden başladı. Yunanistan'a Allah rızası için gaz bile verdik. Makro ölçekte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mikroda dış ticaret açığıyla, patlayan ithalat rakamlarıyla yakından ilgilenen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bu gidişatı görmüyor mu? Enerjide dışa bağımlılığı önceleyen yatırım zihniyeti, ülkenin dış ticaret açığını kapanmayacak şekilde büyütmeye devam ederken, içeride enerji arz güvenliğini sağlayacak imkânların önü açılmadığı gibi "Yerli kömürü teşvik edeceğiz"gibi cümleleriyle de yatırımcılar, ucu açık beklentilere maruz bırakılıyor.
Yerli taşkömürü, linyit ve asfaltite dayalı termik santrallarda kamu kurumu EÜAŞ'ın 7 bin 761 MW'lik kurulu gücüne karşılık bu yakıt türünde özel sektörün kurulu santral gücü 755 MW. Bu alanda atılacak her tür adım ve yapılacak yatırımın ülke içinde katma değer üreteceği, istihdama katkı sağlayacağı, cari açığın aşağı çekilmesinin panzehiri olacağı, en önemlisi enerji arz güvenliğini sağlarken dışa her türlü bağımlılığı da azaltacağı biliniyor. Peki, bu durumda enerjiye yön verenlerin zoru nedir ki, kendi yerli kaynaklarını, yerli kömürden elektrik üretimini bu derece geride bırakıyorlar?

Yukarı