TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kömür yatar Türk bakar!

Dünyada yılda 7.2 milyar ton kömür tüketilirken, 3.5 milyar tonluk kısmını tek başına Çin kullanıyor ve bunun 3.2 milyar tonluk kısmını kendi üretiyor. Çin'i tüketim noktasında ikinci sırada Hindistan takip ediyor. Seksen ve doksanlı yıllarda kömür talebi Amerika ve Avrupa'dan gelirken, şimdi ekonomik büyümeye paralel olarak Asya-Pasifik ülkelerine doğru bir eksen kayması yaşanıyor.
Dünya kömür rezervleri açısından 248 milyar ton ile ABD birinci sırada, 230 milyar tonluk rezervle Rusya onu takip ediyor. Güney Afrika, Avustralya, Endonezya gibi ülkelerin rezervleri de 100 milyar ton civarında. Ve Türkiye'mizin rezervi ise 11.5 milyar ton. Yılda 104 milyon ton civarında da tüketimimiz var. Bunun 24 milyon tonluk kısmı da ithal kömürle karşılanıyor. İthal kömürün % 90'ı taşkömürü niteliğinde ve yüksek kalorili ve ağır sanayi, demir çelik, çimento ve ithal kömüre dayalı olarak kurulan termik santrallarda kullanılıyor.
İthal kömür serbest piyasa ekonomisi adı altında, 300'e yakın ithalatçı tarafından Türkiye'ye getiriliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu'nun da (TKİ) bu ithalatla, tüketimle, Türkiye'ye sokulma ve kullanma şekliyle hiçbir ilgisi yok. Diğer bir ifadeyle yerli kömürün önünde kullanılması, ekonomiye kazandırılması, istihdama etki yapması, enerji açığına destek için elektriğe dönüştürülmesi için ne kadar zorluk ve engel varsa, ithal kömür için de o denli bir boşluk ve kolaylık söz konusu...
İthal kömür, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ithal kömürün getirileceği ilin yetkililerinden onay alınıp, 22 limandan Türkiye'ye sokuluyor. Analizlerini de Gümrük Müsteşarlığı yapıyor. Ülkenin bu konuda ehil kurumları devrede yoklar.
Ülkemizde kömüre hükmeden iki kurum var. Görev alanı Zonguldak bölgesiyle sınırlı Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve tüm ülke sathındaki kömürden sorumlu TKİ. TKİ'nin elindeki sahalar, kalori değeri 1500 ile 5000 arasında değişen çeşitli linyit sahalarından oluşuyor.
Türkiye'de tüketilen 104 milyon tonluk kömürün 80 milyon tonu yerli kaynaklardan karşılanırken, bu rakamın da 70 milyon tonu elektrik üretim amaçlı termik santrallarda kullanılıyor. Toplamda 8.140 megavatlık yerli linyitten elektrik üretimine dayalı santral potansiyelimiz var ve bu oran elektrik açığına, doğalgaz çevrim santrallarına Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) hesap kitapsız, vizyonsuz ve hiçbir plan olmadan verdiği lisanslara rağmen de değişmiş değil. Hatta yerli kömürün önünde önemli engeller varken, EPDK yönetimi hafta sonu etkinliklerinden fırsat bulup bir düzenleme de yapabilmiş değil. Ancak Türkiye'nin kömürünün yıllar bazında nasıl değerlendirileceğine, hangi kurulu santral güçlerle elektriğe dönüştüreceğine dair hiçbir kurumun elinde bir plan yok. 5, 10 yıllık gibi bir çalışma ise hiç yok. En başta gelen kurum EPDK ve Başkanı Hasan Köktaş ise bu konulara noter gibi bile bakmıyor. Şu ana kadar verdikleri doğalgaz çevrim santralları için toplama yapacak pozisyonunu bile kaybettiklerini söylersem abartmış olmam. Çünkü o santralları besleyecek bırakın doğalgazı, gazı taşıyacak boru hattı bile yok. Geçen hafta Ankara'da enerji bürokrasisini ziyaret ettiğimde böyle bir gerçekle karşılaştım.
Mesela doğalgaz veya ithal kömürle çalışacak termik santral kurmak için EPDK'ya başvurduğunuzda lisans hemen veriliyor. Kaynak sorulmuyor bile. Mesela, 'Falan yerde rüzgar iyi esiyor' diye EPDK'ya başvurun, hemen lisans verip, kamu arazisiyse tahsis, özel mülk ise 'Kamu menfaati var' diye vatandaşını arazisi, verimli tarlası, bağı kamulaştırılıyor.
Peki, yerli kömürden elektrik üretmek üzere yola çıktığınızda ne oluyor? EPDK yerli kömürün kaynağını, rezervini, yerini sormuyor, bunların belgelendirilmesini istiyor. Her şeyi belgelendirmeniz halinde yerli kömürden elektrik üretmek üzere kuracağınız termik santrala onay veriyor. Veriyor derken, şu ana kadar verdikleri izinle kurdukları tek bir yerli santral yok
Çünkü EPDK ve enerji yönetimi yatan kömür dağlarına bakmayı seviyor.

Yukarı