TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yabancı tepkisinde Başbakan haklı ama...

Birçok konuda olduğu gibi dil konusunda ortalık yabancı isimlerle dolduktan sonra ve ancak Başbakan Erdoğan'ın dikkat çekmesi üzerine uyandık. Benzer durumu klavye sorununda da yaşamıştık. Türkçe F klavyeyi, Q klavyeye mahkûm edip tüm gençleri Türk diline uygun hazırlanmış bir sistemden uzaklaştırdıktan yıllar sonra uyandık. Ama iş işten geçmişti. AK Parti Hükümeti döneminde kaç kez yazı yazmama rağmen başta dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun olmak üzere herhangi bir yetkiliyi bu konuda uyandıramadım. Maalesef onlar mevzunun vahametini anladıklarında ise iş işten geçmişti.
Şimdi benzer mesele çeşitli işyerlerine yabancı isim verilmesinde yaşanıyor. Bu defa şanslıyız, çünkü tartışmayı başlatan Başbakan Erdoğan'ın bizatihi kendisi. Alışveriş merkezlerine Türkçe isim verilmesini isteyen Erdoğan'ın bu husustaki açıklamalarına noktasına, virgülüne kadar katılıyorum. Başbakan ne demişti:
"Türkçe yüz binlerce insan tarafından konuşuluyor. Türkiye Türkçesi, İstanbul Türkçesi, Türkiye'nin artan ekonomisine, artan dış ticaretine oranla büyük boyut kazanıyor. Yerli yatırımlarda Türkçe hassasiyetini ben özellikle yatırımcılarımızdan rica ediyorum. Kendi markalarımızı oluşturacaksak buna ihtiyacımız var. Türkçe ülke sınırlarını aşan önemli bir dildir. Türkçe isim ve markaların dünya markasına dönüşmesi için gayret gösterilmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum."
Her şeye eyvallah da bu isimlerin büyük çoğunluğu, Türkiye'nin büyümede rekor kırdığı, önemli oranda yabancı yatırımcı ve sermaye çektiği bir dönemde çeşitli işyerlerine verildi. Yani AK Parti döneminde yabancı isimler yoğunluk kazandığı gibi daha görünür oldu. Şimdi bu noktada Türkiye'nin bir kaide, kural belirlemesi lazım. Toptan yabancı isimler "yassak"demek de doğru değil, ama hiçbir yabancı şirketle, yatırımla, markayla, sermaye ile bağlantısı olmayanlara da "evet" demenin mantıklı bir izahı yok. Umarım Başbakan Erdoğan'ın bu haklı ve yerinde tepkisini ilgili makamlar dikkate alarak bir çalışma yapıp Türk dilinin daha fazla deforme edilmesinin önüne geçerler...


Bakan Yıldırım ne kadar haklı?

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türkiye'de havacılığın dünyada eşi benzeri görülmemiş bir ş kild büyüdüğünü açıklamış ki, bu görüşe katılmak mümkün değil. Yıldırım'a bizden daha hızlı ve çift haneli büyüyen ülkeler ve bölgeler olduğunu hatırlamak gerekir. Çin, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Ortadoğu ve Asya'da epey ülke var, çift haneli büyüyen. Fakat bu ülkelerde Atatürk Havalimanı'nda olduğu gibi bir büyüme krizi yaşanmıyor. Tek farkımız bu noktada. Hatta Atatürk Havalimanı'nın kapasitesi, rötarları sebebiyle Türk Hava Yolları'na (THY) hem büyümede sorun yaşatıyor, hem de prestij kaybettiriyor. Daha önemlisi, Türkiye'ye özellikle Atatürk Havalimanı'na uçmak isteyen yabancı havayollarının da önünü kesiyor.
Atatürk Havalimanı'nın iyi idare edildiğini, Avrupa'daki benzerleriyle yarışabileceğini kimse iddia edemez. Durum ortada. Hava seyrüsefer kadar, normal zamanlarda uçak kalkış-iniş saatlerine yani slotlara uyulması konusunda da sorunlar var. Çünkü bir yaptırımı yok. Slota uymayanlara, zamanında kalkış yapmayanlara yurtdışındaki başka meydanlarda ceza verilirken, bizde doğru düzgün kaydı bile tutulmuyor. Bu konudaki duyarsızlık Atatürk'ü kullanan havayollarını rehavete soktuğundan rötarların artmasına da adeta imkân sağlıyor.
Bakan Yıldırım'ın, "Dün ada büyük havaalanlarının hep inde gecikme var" sözlerini de tevil etmek gerekiyor. Bahsedilen bütün büyük meydanları hem de havacılığa ilgi duyan, bilen ve gözlemleyen bir gazeteci olarak, sebepsiz rötar olduğunu söylemem mümkün değil. Ama bunlar mücbir sebeplerdir, Atatürk'te olduğu gibi kuvvetli rüzgâr gibi kabul edilebilir nedenlerdir. Yoksa her şeyin normal olduğu bir zamanda saat 8'de kalkması gereken bir uçağın kapısını 8.45'te bir havayolu kapatıyor ve geç kalkıyorsa, buna da meydan otoritesi ses çıkarmıyorsa, burada bir yönetim hatası var demektir.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
26 Nisan 2012 Perşembe, 23:35 Misafir çok güzel yazmışsın çok haklısın. ülkemizde ilerideki 20 yılda türkçe isimli firmalar azınlık olacak kadar düşecek. yabancı isim koymak yasak diyerek dayatma olmamalı ama türkçe isim koymanın bilincini kazandırmalıyız halka.
Yukarı