TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Atatürk Havalimanı tek parti döneminden mi kaldı?

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, kimsenin, görüşünü, fikrini, düşüncesini, eleştirisini dikkate almıyor. En iyi 'Bakan Bey' biliyor. İstanbul için 7 dev proje yürütülüyor, ama projelerle vizyon gerektiren işler birbirine karışıyor. Havalimanı işletmek, geleceğini planlamak, rakip şirketlerle, ülkelerle, şehirlerle mücadele etmek, işin kaliteli bir şekilde devamını sağlamak, fikri, tecrübeyi, kabiliyeti önceleyen bir vizyon işi.
Henüz kullanılmayan ve sadece artı değeri tartışılan Boğaz'ın altındaki tüp geçiş sistemi ya da İstanbul'a üçüncü havalimanı gibi değil... Sıfırdan bir proje yapmak cebinizdeki parayla, cesaretinizle, bilginizle ne kadar yakından ilgiliyse, Atatürk Havalimanı gibi yürüyen işleri geliştirmek, aksatmamak, ilerletmek, rakiplerin arkasına düşmemek de beyinle, vizyonla, geleceği görmekle ve aklı kullanmakla ilgili bir durum.
Bakan da, "Rötar sorununun kaynağı tek başına havalimanı değil. Yönetimsel sorunlar da var" diyerek, yavaş da olsa bizlere doğru yaklaşıyor.
Halbuki Bakan Yıldırım, Başbakan Erdoğan'ın da desteği ile 10 yılda Türkiye'nin geçmişine ve geleceğine damgası vurmuş bir isim. Fakat proje yapmak kadar onları kullanacak yönetim becerilerimizin de geliştirilmesi lazım. Şu an eksik olan bu. İstanbul'da havalimanı meselesi 'dereyi geçip, çayda boğulmaya' benziyor.
Atatürk Havalimanı demek Türkiye'nin geleceği, ticareti, ekonomisi, vizyonu demek. Türk Hava Yolları (THY) bu meydandan ülkemizi dünyaya bağlıyor. Yaşam yeri burası. Buranın boğazını sıkmak, geleceğini karartmak THY'den ziyade Türkiye'yi de zor durumda bırakıyor. Burayı iyi yönetip, geleceğini zamanında planlayamamışsanız, korkarım her şeye zarar verdiğinizin de farkında bile değilsinizdir.
Thomas Browne'nin buyurduğu gibi: "Yaptığınız işin en iyisini, bir de zamanında yapın, o vakit dağ başında bile olsanız insanlar sizi bulur."
Elektriği olmayan bir kasabaya, projye yapar, elektriği götürürsün, zaman konusunda fazla bir sıkıntı olmaz. Fakat 10 yıl sonra sistemde sorun olmamasını, iyi işletmecilikle geleceğini planlamazsan, karanlıkta kalan kasabalıların seni elektrik direğine asmasına engel olamazsın.
Bakan Yıldırım'ın etrafında kendisine fikir verecek, onu eleştirecek isimlere ihtiyacı var. Tek otorite kendisi, ekibi de kendinden bir adım geriden geliyor. Bakanlığın adına 'deniz' koymakla Ankara'ya deniz gelmez.

 

THY kovanına çomağı kim, neden soktu?

Durduk yerde ortamı geren bu havacılık oyununa nereden geldik? THY çalışanlarının, Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava-İş) altında, AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün TBMM Başkanlığı'na sunduğu havacılık sektöründe grev ve lokavt yapılmamasını öngören kanun teklifinin Meclis'te gündeme alınacağından dolayı grev kararı almasıyla ortalık karıştı. Hava-İş Sendikası'na, yönetimine, tarzlarına, başındaki kişilerin yıllarca oraya çöreklenmelerine söyleyeceğim çok şey var. Ama galiba bu işlerin önünü, arkasını bilmeden hareket eden Külünk daha fazlasını hak ediyor.
Velev ki Hava-İş Sendikası grev kararı bile alsa, Bakanlar Kurulu Kararı ile bunun ertelenebileceğine dair kanun var. O halde bu köktenci Metin Külünk anlayışı neden? Durup dururken arı kovanına çomak sokmak nereden icap etti?

Yukarı