TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Gücünün üzerinde hareket eden Türkiye ne yapabilir?

Suriye ile yaşadığımız son hadise kısa vadede 10 yılı, uzun vadede ise bir asrı etkileyecek bir sıcaklığa sahip. Bu krizin yönetilme şekli geleceğimizi köklü şekilde etkileyecektir. Eğer bugünümüze yön veren idarecilerimiz, halen daha dış politikada aynı tutumlarına devam ederlerse, George Friedman'ın 'Gelecek 10 Yıl' kitabında dikkat çektiği üzere kişisel zaaflarının cezasını, uzun sürede ülkeye acı bir gelecek olarak hediye edebilirler.
Neticede kişiler bazınde ele alırsak 2023 vizyonuna veya 10 yıla, olayın etkileşimi çerçevesinde bakıldığında ise uzun yıllara sari bir hadise olacak. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun kendine göre vizyonu, Başbakan Erdoğan'ın 'One Minute' ile başlayıp, uluslararası karasularda, Mavi Marmara gemisinde İsrail'in vatandaşlarımızı öldürmesiyle denenmiş bir bölgesel durumumuz söz konusu.
İki saldırı da uluslararası karasularda oldu. Biri Amerika'nın, diğeri Rusya'nın arkasında durduğu iki ülke. Türkiye her iki tarafa da menfaatler ölçüsünde yakın ya da uzak. Ama ekonomi dendiğinde Rusya ile olan yakın ilişkilerimiz, savunma sanayiinde yatırım ve alımlar dendiğinde -ne derece menfaatimize olduğu tartışılır- Amerika ve Avrupa'ya kayıyor. Henüz neresinde olduğumuz belli olmayan Malatya'daki 'Füze Savunma Sistemi' de bize doğru krizleri tetikleyen argüman. Dolayısıyla Suriye krizinde NATO veya Amerika'yı yanımızda göreceğimiz ham hayalinden ziyade, milli bir savunma sistemi için daha fazla geç kalınmamalı.
Türkiye son on yılda ciddi mesafe kat etti, fakat basit bir olayda kat edilen gelişmelerin savunma sanayiinde bir anlam ifade etmediğini gördük; bu alanda şirketlerimizi yapılandırmada, ülke menfaatine yönlendirmede başarılı olamadık. Yabancı şemsiyesi altından çıkıp, Amerikancı askerlerimiz sayesinde milli bir savunma sanayii eğilimine giremedik. İnsansız uçak işinde bile kendi firmalarımızın önünü kesmekle meşgul olduk. Türk Silah Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı uhdesindeki şirketler, istenen ölçüde milli olmadılar, olamadılar. Çünkü kendi ülkelerine, insanlarına, beyinlerine, özel şirketlerine güvenmediler.
Üzerine bir de İran ve Suriye'nin NATO dokümanlarından, Türkiye sayesinde tehdit olarak gösterilmekten çıkarılması detaylarını ekleyin. Sonra en büyük kara gücü olan ülkenin milli füze savunma sistemi olmadığının altını çizin.
Özetle, İsrail-Suriye denkleminde Amerika ve Rusya anlaşır, Türkiye ortada kalır. Irak'ta olduğu üzere... Akdeniz'de İsrail, Rumlarla petrol ve doğalgaza hükmedecekse Amerikan enerji şirketleri, Türkiye'yi Kıbrıs meselesinde de sıkıştıracaktır. Enerji çerçevesinde bu denkleme Rusya-Suriye ikilisi eklenmesi halinde merak edilmesin Amerika'nın tercihi hesabını yapamayan Türkiye olmayacaktır.

ENERJİ VE SAVUNMA SANAYİİ POLİTİKALARI DEĞİŞECEK
Türkiye'nin dost olduğu, aynı inanç yelpazesinde yer aldığı ülkelere de dinamiti Amerika koymuştur. Basra Körfezi İran'a teslim edildiği gibi, Pakistan da gittikçe zayıflatılmış, Yemen gibi yerlerde de Şiiler güçlenmiştir. Enerji havzalarında ve güç dengeleri arasında bir dönüşüm söz konusu.
Suriye Krizi, içinde bölgesel güç dengelerini, Kürt sorununu, ekonomik detayları, savunma sanayiine dair incelikleri, müttefik bildiğimiz ülkelerin arkadan dolanmalarını ve enerji meseleleri gibi birçok inceliği ortaya çıkaracaktır. Şimdi Amerika, uçağımızı çıkarıp bir müttefik görevi yaparsa iyi olur.
Uçağımız Suriye tarafından düşürüldüğü saatlerde Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Orhan Birdal ile birlikte Atatürk Havalimanı'nda hava trafiğinin yönetildiği kuledeydim. Başbakan Erdoğan beraberindeki heyetle yurtdışından Türkiye'ye dönmek üzere olduğu saatlerde rotanın nasıl İstanbul ve Ankara arasında değişime uğradığını da bizzat işin sorumlularıyla takip ettim. Habertürk TV'yi arayıp 'Altyazı geçebilirsiniz, Başbakan İstanbul'a inecek dediğim'dakikalarda uçağın nasıl düştüğü, pilotların durumu da belli değildi.
Ve rota değişikliğinden dolayı heyecanlandık, ama Başbakan'ın bu durumlarda sağduyulu olması çok önemli...

Yukarı