TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

THY'ye yabancı yönetici mi geliyor?

Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun getirdiği düzenlemelere göre halka açık şirketlerde bağımsız üye bulundurma zorunluluğu çerçevesinde Türk Hava Yolları da (THY) Olağanüstü Genel Kurul karan aldı. 10 Ekim 2012 Çarşamba günü toplantıda şirket ana sözleşmesinin bazı önemli maddeleri değişecek. Yapılacak değişiklikler içinde en dikkat çeken husus şirket ana sözleşmesi 10. maddedeki düzenlemede olacak.
Bu maddedeki değişiklik kabul edilirse THY'nin Yönetim Kurulu üye sayısı 7'den 9'a çıkacak. Bilindiği gibi THY'de hisseler A ve C (imtiyazlı hisse) grubu olarak ayrılmış durumda. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na ait bir adet C grubu hisseyi THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu temsil ediyor.
THY Ana Sözleşme Tadil Tasarısı'nda dikkat çeken diğer bir değişiklik ise 11. maddede gerçekleştirilecek. Bu değişikliğin kabulüyle THY'nin en fazla 3 yönetim kurulu üyesinin yabancı uyruklu kişilerden seçilmesinin önü açılacak. Çünkü maddede, "THY Yönetim Kurulu'nun en az 6 üyesinin Türk vatandaşı olması zorunludur" düzenlemesine yer verildiği görülüyor. İki bağımsız üyenin katılımıyla birlikte 9 üyeden oluşacak THY Yönetim Kurulu'nda toplantı ve karar sayılan da değişecek. 14. maddeye göre yönetim kurulu en az 6 üyenin katılımıyla toplanıp, en az 5 üyenin olumlu oyuyla karar alabilecek.
Yeni düzenlemelerle birlikte THY'nin etnik taşıyıcılıktan çıkıp tam anlamıyla "international" olabilmesi için gereken yasal altyapı da hazırlanmış oluyor. Böylece THY hisselerini elinde tutan önemli yabancılara THY Yönetim Kurulu'nda temsil hakkının da önü açılacak.
Ayrıca halen ana sözleşmede geçici 1. madde olarak yer alan "4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkındaki Kanun"un öngördüğü düzenlemeler iptal ediliyor. Böylece THY'nin kamuyla olan bağı da önemli derecede asgariye indirilmiş olacak.
Öte yandan THY'de 2006'dan bu yana etkin olarak görev yapan 3 kişilik İcra Komitesi ile diğer komitelerin yasal dayanağına Türk Ticaret Kanunu'nun yanı sıra Sermaye Piyasası Kanunu'nun da eklenmesi sağlanacak.


Savunma sanayiinde yeni kavgalar

Ortadoğu'daki sıcak çatışmaların arka cephesinde gizli bir Amerika-İngiltere (bir anlamıyla Avrupa) olduğu gerçeği iyici su yüzüne çıkmaya başladı. Havacılık ve uzay sanayii şirketi olarak ön plana çıkan, ancak arka planda ciddi savunma projeleri bulunan, Airbus'ı da bünyesinde bulunduran European Aeronautic Defence&Space (EADS) ile İngiliz BAE Systems'in birleşmesine yönelik adımların Türkiye tarafından mercek altına alınması gerekir.
Bazı İngiliz şirketleri Avrupalılarla, bazıları Amerikalılarla işbirliği yapıyor. İtalyanlarla ortak olarak Eurofighter geliştiren BAE Systems de birçok Amerika şirketini satın alarak bu pazarda etkili olmak istedi. Ancak umduğunu bulamayınca, tekrar Avrupa'ya yönünü çevirdi. Savunma sanayiinde son yıllarda birleşmeler neticesinde mega şirketlerin oluşmasıyla küçükler için pazar önemli derecede daraldı. Şimdi bu birleşme sayesinde Eurofighter da otomatik olarak Avrupa Birliği ürünü haline gelecek ve böylece Amerika'nın gözde uçağı F-35'e karşı daha güçlü pazarlama şansını yakalayacak.
Daha da önemlisi BAE Systems'in çok güçlü insansız hava araçlarına sahip olması ve bu alanda EADS'nin zayıf ve etkisiz kalması. Bu birleşmenin gerçekleşmesi durumunda İsrail ile birlikte insansız hava araçlarında ve savunma sanayiinde önemli mesafe kat eden Amerikalı Boeing, Raytheon ve Lockheed Martin gibi şirketlere karşı EADS daha güçlü hale gelecek.
Türkiye de BEA Systems'in özellikle deniz savunmasında ciddi müşterisi konumunda. Ortaya çıkan yeni durumdan Türkiye'nin nasıl istifade edeceğini, bekleyip göreceğiz. Fakat şu bir gerçek ki, Ortadoğu, Güneydoğu Asya ve Çin gibi pazarlarda ilginç bir savunma sanayii mücadelesiyle birlikte yine politik angajmanlar da meydana gelecek. Almanya ve Fransa kontrolündeki EADS ile Türkiye'nin mesafeli ilişkisinin müşteri konumundan çıkıp etkili ortak seviyesine yükselmesi için adım atılacak iyi bir zaman gibi görünüyor...

Yukarı