TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yabancılara satarak büyük hata mı yaptık?

Stratejik önemi olan sektörlerde faaliyet gösteren özel veya kamu kurumlarına ait telekom şirketlerine Amerika gibi dünyanın en gelişmiş devletleri bile farklı gözle bakarken Türkiye, Turkcell, Türk Telekom (Avea) ve Telsim (Vodafone)'da yabancılara kapıları açarak ciddi hata mı yaptı?
Rusya'da 2008'de gündeme gelen ve ardından yasal düzenlemelerle stratejik sektörlerde faaliyet gösteren yabancı şirketlerin ağırlıklı hisselerle kontrolleri engellenen alanlardan birisi telekom. Türkiye'de Turkcell'deki hisseleriyle TeliaSonera ve Alfa inanılmaz bir tıkanıklığa, temettü dağıtımına, şirket yönetiminin kilitlenmesine sebep olurken, aynı oyunu Rusya'da Megafon'da oynamaları yasayla rafa kaldırılmış. Bazı ülkelerde ise devlet onay vermedikten sonra yabancı şirketler, o ülkede telekom şirketlerinin yüzde 25 ve üstü hisseyi bile alamıyor.
Türkiye'de ise özellikle Turkcell'de tam anlamıyla kamu eliyle sektörün lider kuruluşu yabancıların oyuncağı haline getirildi. Çözüm için topu Ulaştırma Bakanlığı'na BTK'ya ve SPK'ya atıyoruz, ancak dönüp bir de geriye bakmamız gerekiyor. Biz bu duruma neden düştük?
Çukurova Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Karamehmet'i borçlarından dolayı sürekli köşeye sıkıştırıp, alacak tahsiline giden kamu tarafının bilinçsiz davranması, Karamehmet'in borç ödemek için yabancılara satışa çıkardığı Turkcell hisselerine düşünmeden 'Evet' demeleri yüzünden bugün ülke olarak sıkıntı yaşadığımızı söylemek mümkün. Turkcell'in hisse yapısı dikkate alınarak, yabancıya satışa dikkat edilip, hisselerin kamu kontrolüne veya başka bir formülle millileşmesine ortam hazırlansaydı, bugün durum çok daha farklı olurdu.
Şimdi Türk Telekom'un da yüzde 55'ini, Telsim'in tamamıyla Vadofone'a emanet edilmesini göz önüne alın ve durumumuzu, Amerika, Rusya, Avrupa'daki bazı ülkelerle kıyaslayın bakalım hatayı nerde, kim yapmış?


Telekom sektöründe sorun var

Genel hatlarıyla telekom sektöründe özelde ise Turkcell'de ciddi hatalarımız söz konusu. 'Zararın neresinden dönülürse kârdır' düsturuyla hareket edip, bir yönüyle devletin lisansını şirketlere kiralayarak, asıl sahibi konumunda olduğu Turkcell'de sadece SPK'nın bağımsız yönetici tarafını düzenlemesini beklemeden de yapılacak çok şey var. Çünkü lisans süresi dolduğunda bu şirket yine devletin olacak, ama yabancılar yönetim yapısıyla oynayarak, yurtdışı yatırımlarının önünü kesip, içerde eline kolunu bağlayarak büyümesini engelledikleri şirketin asıl sahibi bu devlet.
Yatırımcı mağduriyeti yaşanıyor, uzun süredir temettü bile dağıtılamıyor. Türkiye için gözde kuruluşken, riskli hale geliyor. Yönetim Kurulu bloke olmuş, karar alamıyor. Yönetim değişikliği BTK onayına tabi olmasına rağmen, hissedarların kifayetsiz yönetim kurulu üyelerine havale edilmiş durumda. Alfa-Çukurova arasında devam eden davanın neticesi de Turkcell için ciddi alarm vermektedir. Turkcell'i bir konut gibi düşünürsek, bu hissedarlar kiracı pozisyonlarıyla evimizi, yakıp-yıkarken, ev sahibi oturup seyredebilir mi?


Telekom şirketlerinin yönetiminde kimler var?

Turkcell, Türk Telekom gibi bu denli büyük yabancı şirketlerin yönetim kurullarına bakıldığında, bizdeki gibi çoluk-çocuk, ehliyetsiz kişiler değil oldukça profesyonel isimler göze çarpıyor. Öyle ki hiçbir isme kulp takma, eleştirme imkânı dahi yok. Microsoft, Apple, Vadofone, IBM ve TeliaSonera gibi şirketler incelendiğinde durum ortaya çıkıyor. Konu sadece Turkcell'in yönetim kuruluna üye atama meselesi değil, karmaşık ortaklık yapısına neden göz yumuluyor? Ayrıca Türkiye'yi uluslararası arenada ekonomik olarak etkin pozisyona yükselten Turkcell'in yurtdışındaki iştiraklerinin, bu karmaşada yaşadığı sıkıntılarına kim çözüm bulacak? Turkcell'e sahip olmaya çalışan yabancı ortaklar mı, Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri mi?
Aslında problemi Turkcell özelinde tartışıyoruz, ancak sorunu sektörün iyi düzenlenmemesinde, vizyonsuzlukta ve regülasyon tarafında aramamız gerekiyor. Hasılı devletin bu işte ciddi kabahatleri var.

Yukarı